Görüyoruz ki şu dünyada samimi olmak çok zor. Kimsenin kimseye inancı kalmamış neredeyse. Herkes yaptığı alavereden etrafını dalavereci görür olmuş. 

Güzel insanlar her daim istikamet üzere olurlar. Asla fanatik değillerdir. Zira fanatiklik gerçeğe kör eder adamı. Onlar her dönemde doğrunun iyinin güzelin yanında yer alır haksızlıklara zulme karşı dururlar. Zalim değişkendir o halde insan da değişken tavırlar almalıdır. Süreklilik insan için geçersizdir zira insan hata yapabilen bir varlıktır. Biz hatadan dönenler ile yol alınabileceğine inanırız. 

Fanatiklik karşı görüşleri yaftalamayı gerektirir. Samimiyet zamanla kaybolur. Değer yargıları anlamını yitirir. Sevilenler farkına varılmadan putlaştırılır. Bu nedenle fanatiklik her kesime felaketten başka bir şey getirmez.

Gözaçık  olmak gereklidir. Her hali ve durumu soğukkanlılıkla incelemek insanı en doğruya ulaştırır. Böylece tiyatro demenin yersizliğini görür insan. Doğruları gördükçe sevdikleri de değişebilir. İnsanı insan yapan davranışları ve durumlar karşısında aldığı tavırdır. 

Misal bir edebiyat okuru olarak ben darbeye dair sayı hazırlayan ve kapaklarını bayrağımızın rengiyle, 15 Temmuz görüntüleri ile donatan tüm dergileri sevdim. Birkaçını arşiv için aldım. Bu anlamda darbeyi kapağına veya içeriğine taşımayan dergiler için üzüldüm ve hayret ettim. Vatan denilince sevgi doruktadır aksi düşünülemez. 

Seladır okunur gözü nemlenmeyen var mıdır? Ya da şöyle soralım: Gözü nemlenmeyen insan mıdır?

Şehitler verilmiş “gitmeseydiler” diyenler ya nedir misal? Ve o güne kadar sevmişseniz o günden sonra bu sözün sahibini sevebilmeniz mümkün müdür? Demek ki sevgi de değişkendir. Sevgi takılı maskelerin düşmesi ile silinip gidiveren aniden buhar oluveren sanki hiç olmamış gibi oluveren bir şeydir. 

Yıllarca omuz omuza yürüdükleriniz de belki böyledir. Bir gün öyle bir olay cereyan eder de “yahu ben nasıl adamlarla bir arada olmuşum ne türlü bir şeye hizmet etmişim” diyemez mi insan? Der elbet.

Peki gerçeği görüp yönünü değiştirene ne denir? Menfaatçi mi, yalaka mı yoksa her yöne dönüyor mu denir? Samimiyeti kuramadıkça samimileri tanıyamayacağız. Menfaatle alınan yolları samimiyete karşı önyargı ile döşeyeceğiz.  Şu halde yaşamak ‘çok zor’dan başka nedir? 

Korkarım ki bir gün gelecek herkes o kat kat maskelerini çıkaracak ve biz bir kişiyi bile sevmemiş olarak ölüp gideceğiz. Durum bu kadar vahim mi? İnşallah hiçbir zaman bu kadar vahim olmaz. İnsana artık inanmak istiyoruz. 

Allah’ın istekleri doğrultusunda yaşayanlar asla kaybetmez. İnananlar her çağda ümitvârdır. İnsanın zekasının üstünde bir zeka, insanın planının üstünde bir plan ya da Sezai Karakoç gibi söylersek “kaderin üstünde bir kader vardır”. 

Bu anlamda Yenikapı hepimizin umudu olmuştur. Roman’ı da Afrikalısı da kanında vatan sevgisiyle Türk bayrağına bürünüp gelmiştir alana. Güzellik orada yeniden hayat bulmuştur. Ne mutlu bu güzelliğe canı gönülden sevinebilen samimi insanlara.

Rabbim bizi Nuh’un gemisine kat, gönlümüze genişlik, ülkemize selamet, fanatiklere de akıl fikir ver, amin.