İNSANLARIN, vatandaşların düşünceleri, inançları, dinleri, görüşleri, tenkitleri; bunları açıklamaları yüzünden zulme, haksızlığa, işkenceye uğramaması gerekir. Hakaret etmemek, şiddeti teşvik etmemek şartıyla geniş fikir hürriyeti olmalıdır. Hakaret ve şiddet teşviki de, âdil mahkeme kararlarıyla belli olur.
Memleketimizde öyle adamlar var ki, bir başbakanı bile, yasal faaliyetleri dolayısıyla ileride idam edilmekle tehdit edebiliyor.
Bu ülkede ezici çoğunluğu oluşturan Müslümanlar yakın tarihimizde inançları, düşünceleri, görüşleri yüzünden büyük haksızlıklara, ağır baskılara, korkunç işkencelere uğramışlardır. Tarih bunların şahididir, sağlam belgeler ve bilgiler bunların yaşanmış olduğunu kesin şekilde ispat etmektedir.
İstiklâl Mahkemelerinin karakuşî kararlarıyla binlerce Müslüman öldürülmüştür. Savcının hakkında hapis cezası istemiş olmasına rağmen İskilipli Atıf efendinin idam edilmiş olması tek örnek değildir.
Zilan vadisinde binlerce insan korkunç ve feci şekilde öldürülmüştür.
İskilipli Atıf efendinin asıldığı gün, bir başka sarıklı din adamı, Babaeski müftüsü de ipe çekilmişti. Suçu neydi Müslüman olmaktı.
Sadece Müslümanlar değil, bir kısım Marksistler de yok edilmiştir. Mustafa Suphi ve arkadaşları Rusya ya kaçarken Karadeniz in karanlık sularına atılarak boğulmuştur.
Romancı Sabahattin Ali, Bulgaristan a kaçarken öldürülmüştür.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, ülkenin binlerce din adamı, tarikat şeyhi, sâlih Müslümanı Erzincan ve Sivas taki temerküz kamplarına toplanmıştır. (Nazi lerin de böyle kampları vardı...)
Küçük bir azınlık, dindar Müslümanları hâlâ tehdit ve tehlike olarak görmeye devam ediyor.
Komünistlerle barıştılar ama çoğunlukla, Müslümanlarla barışmak istemiyorlar.
Bu memlekette, Müslümanlar üzerindeki baskılar, terör, tabular, yasaklar ne zaman kalkacaktır
Hiçbir G. Y. düşüncelerinden, inançlarından, görüşlerinden, tenkitlerinden dolayı rahatsız edilmezken, Türkiye için bir tehdit ve tehlike oluşturduğu iddia edilmezken Müslümanlara niçin bu kadar saldırılıyor
Ülkemizdeki Yahudi sinagoglarında erkeklerle kadınlar birlikte oturmazlar; kadınlar kendilerine ayrılmış olan yerlerde ayrı otururlar. Buna karışmayan bazıları niçin Müslümanlara, camilere karışıyor Niçin bazı kadınlar, kışkırtıcı hareket ederek cenaze namazlarında erkeklerle birlikte safa girmek istiyor
Bundan dört bin yıl önce eski Sümerlilerin tapınaklarında, başları örtülü fahişeler varmış, bugün de camilerde başları kapalı kadınlar imamların nezaretinde aynı işi yapsın diyen cü retkârlar niçin TC antetli resmî vesikalarla fahişelik yaptırılmasına, bundan KDV ve gelir vergisi alınmasına karşı çıkmıyorlar
Anayasada yazılı olan eşitlik ilkesi niçin Müslümanlar, çoğunluk, dindar vatandaşlar için geçerli değildir
Bir lisenin kapısında gencecik öğrencilere prezervatif dağıtılmasına ses çıkartmayanlar, niçin o lisenin alt katındaki küçük bir bodrum odasında birkaç çocuğun namaz kılmasından son derece huylanıyorlar
Fuhuşhâne, bar, pavyon gibi batakhanelere ses çıkartmayanlar, niçin Taksim de cami yapılamaz, orası laik ve Atatürkçü bir meydandır, buna asla izin vermeyiz diye bağırıp çağırmışlardır
Çoğunluğu oluşturan Müslümanlar üzerinde bunca baskı varken, bu memlekette demokrasi olduğu iddia edilebilir mi Varsa, ne biçim demokrasidir bu!..
Demokrasinin vaz geçilmez şartları insan hakları, eşitlik, vicdan hürriyeti değil midir Müslümanların bu konulardaki temel insan hakları niçin sürekli olarak ihlâl ediliyor
Bir kısım Müslümanlar, hiçbir hakaret ve şiddet unsuru içermeyen sözlerinden ve yazılarından dolayı niçin tehdit altında tutuluyor
Baskıcı, tabucu, güçlü, yasakçı azınlıklar bunları adalet, demokrasi, eşitlik, insan hakları adına yapmadığına göre neyin adına yapıyorlar
Bugün demokrat ve medenî ülkelerde resmî ideoloji diye bir şey var mıdır Vatandaşlarına resmî ideoloji dayatmaları yapan bir tek medenî ve demokrat ülke gösterebilir misiniz bana
Türkiye Müslümanları daha ne kadar ikinci sınıf vatandaş, sömürge yerlisi, köle, zenci, parya statüsünde yaşayacaktır
Atatürk ün kapattırdığı Mason locaları serbest de, İslâm tarikatları niçin hâlâ kapalı ve yasak
Türkçeyi Rum, Ermeni, Yahudi, Kiril ve öteki alfabelerle yazmak serbest de, bu milletin ve devletin bin yıl boyunca kullanmış olduğu yazıyla yayın yapmak, gazete, dergi, kitap çıkartmak niçin yasaktır Böyle bir yasak demokrasiyle, adaletle, insan haklarıyla, ülkenin menfaatleriyle uyuşur mu
Donsuz gezmek yasak değil de, başını örtmek niçin yasak olsun!..
G.Y. ler ne zamana kadar ensemizde boza pişirmeye devam edecekler
Onlar Kadar Güçlü, Vasıflı, Ağırlıklı Olmak...
YEDİ sekiz lisan bilen, yüksek lisans, doktora tezleri vermiş ilmî araştırmalar yapmış, ilmî kitaplar ve makaleler telif etmiş Yahudilerin ve Hıristiyanların karşısına zayıf Müslümanlar çıkartırsanız dininizin hak olmasına rağmen savaşı kaybedersiniz.
Papazlar içinde hayli oryantalist vardır. Onlar Arapçayı çok iyi bilirler. Bu zatlarla tartışabilmek için senin de Latinceyi ve Grekçeyi aynı derecede bilmen gerekir.
Birtakım papazların, Hıristiyanların ve Yahudilerin Batı dünyasının en prestijli üniversiteleri yayınları içinde çıkmış çok ciddî araştırma kitapları vardır. Bizde kaç ilahiyatçının, kaç müftünün, kaç imamın öyle eseri bulunmaktadır
Müslümanlar bütün gayretlerine, harcamalarına, çabalamalarına rağmen bilgi, kültür, entelektüel seviye bakımından Batı dünyası hizasına gelebilmiş değiller. Aynı hizaya gelmek bir tarafa, onu geçmeleri gerekir.
Fransa da beş milyon (hattâ bazılarına göre daha fazla) Müslüman varmış... Bir cemaatin gücü ve değeri kelle sayısı ile ölçülmez ki... O ülkede 500 bin Yahudi yaşadığı biliniyor, bunların ağırlığı ve gücü Müslümanlarınkinden bin kat fazladır. Fransa yı avuçlarının içine almışlardır.
Beş milyon Müslüman var da, Fransızca günlük bir gazete çıkartabiliyorlar mı
Kolonyalistlerin, emperyalistlerin, şeytanın ve nefislerinin tuzaklarına düşmüşler, oyunlarına gelmişler ve bin parçaya ayrılmışlar. Bizde olduğu gibi orada da şucu bucu, ocu Müslümanlar var. Bir sürü dernek, vakıf, cemaat, hizip, fırka, klik var.
Müslümanlar, karşıtlarından daha güçlü, daha vasıflı, daha üstün olmadıkça kurtulamayacaklardır.
Fransa daki bir Müslüman lider veya hoca, Tibet Budizminin başı Dalay Lama kadar mânevi bir ağırlığa, güce sahip midir
Fransa halkının bir milyonu kısa zamanda Müslüman olabilir. Lakin olmuyor, çünkü Müslümanların durumu bunu engelliyor.
Evet, bizde olduğu gibi Fransa da da, İslâm ın önündeki en büyük engel vasıfsız ve güçsüz Müslümanlardır.