Çocuk eğitimi okullarda belli standartlarda, belli kural ve kaideler çerçevesinde ve belli yöntem ve metotlarla ilerlerken ailede durum tamamen anne babaların yaklaşımları ile alakalıdır. Eğitim kurumlarının standartları ve bilinçsiz anne babaların keyfi arasında heba edilen nesillerimize dua etmekten başka yapacak hiçbir şeyimiz yok. Her bir evladımızın ayrı bir dünya olarak ele alınması gerekirken toptancı bir yaklaşımla öğütülen yavrularımıza ne kadar üzülsek az. Bu denklem içerisinde “çok kötü bir eğitim sistemi mi yoksa bilinçten yoksun anne babalar mı daha çok çocuk gelişimine zarar verir” diye sorarsanız, ben anne babalar derim. Zira temel yanlış atıldıktan sonra üzerine çıktığınız bina kalitesinin çok da anlamı kalmıyor.
Sizlere bir örnek üzerinden eğitim öğretimin aile ve eğitim kurumları denklemindeki halini izah etmeye çalışacağım. Üç, sekiz ve on üç yaşlarında üç tane evladım var. Allah tüm evlatlarımızı yolunda en hayırlı işleri yapan, salih kullarında eylesin, acılarını göstermesin. Çocuk gelişiminin bizim inancımızda en önemli noktalarından biri namaz alışkanlığını kazandırmaktır. Tabi, namaz alışkanlığı kazandırma adına çok şey duyduk, farklı tavsiyeler dinledik, hocalara güvendik, kurslara inandık, öğretmenlerden beklenti içerisine girdik ama nasıl olacağına dair net bir fikrimiz hiç olmadı. Yani anne babalar olarak ne yapmalıydık ki, çocuğumuz düzenli bir şekilde namazlarını kılmaya başlasın. Hele ki böyle bir zamanda, gençlerimizin koşarak İslâm’dan uzaklaştığı bir dönemde. Yıllardır ne zaman aklıma gelse, eşimle ne zaman konuşsak, ne yapmamız gerektiğine dair kafamızda net bir plan olmadı. Tabi bu arada çok şey denedik. Öğretmenlerinden destek aldık, yaz Kur’an kurslarını, eğitim kamplarını denedik. Elbette hepsinin ayrı ayrı katkıları olmuştur.
Temel olarak evde akşam namazlarından başlayalım dedik. Çok fazla ısrarcı olmayalım istedik. Namazları cemaatle kılmaya çalıştık. Zaman zaman “neden namaz kılmamız lazım” üzerine kısa muhabbetler yapmaya çalıştık. Açık konuşmak gerekirse şahsen hep bir korku ile yaşadım ve hala korkuyorum. Acaba dinden soğur mu, namazdan uzaklaşır mı diye hep korkuyorum. Allah’a şükür şimdilik işler yolunda gidiyor ama yarın ne olur bilmiyorum, onun için de her namazda dua ediyorum.
Çok şükür en büyük evladım kendi isteği ile namaz kılmaya, yatmadan önce “sabah namazına beni de kaldırın” demeye başladı. Bu çok önemsediğim konu ile alakalı bazı tecrübelerimi başta söylediğim eğitim kurumları ve aile denklemi içerisinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle namaz gibi önemli konuların alışkanlık merkezi okul değil evdir. Evde anne babalar öncelikle namazlarını kılarak örnek olmalılar. Kendi çocuğunuzu keşfetmeden üzerinde çalışma yapamazsınız. Yani şunu demek istiyorum, sağdan soldan duyduğunuz yöntem ve metotlar her çocukta aynı etkiyi göstermez. “Çocuğunuzu namaza alıştırmak için çikolata verin şeker verin” diyenlere itimat etmeyin. Böyle yaparsanız yarın başkası pasta börekle farklı şeyler yaptırır Allah korusun. Çocuğunuz sizi sevmeden sizin anlattıklarınızı dinlemez. Çocuğunuza nitelikli zaman ayırmadan da sizi sevmesini beklemeyin. Duayı asla eksik etmeyin, sabırla zamana bırakın. Arkadaş çevresini uzaktan ve hissettirmeden takip edin. Özellikle manevi eğitim kampları çok önemli. Buna benzer kamplarda arkadaşları ile birlikte ibadet etmeleri, toplu şekilde zaman geçirip sevdikleri öğretmenlerinden nasihat dinlemeleri çok önemli. Ayrıca, namazı konuşan, anlatan kişilerin ister anne baba ister öğretmen olsun iyilik yapan, özü sözü bir, ahlâklı, hak ve adalet çerçevesinde hareket eden, düşündüğü gibi konuşup, konuştuklarını yapan dürüst insanlar olması gerekir. Aksi halde inanın, susmaları, konuşmalarında daha hayırlıdır. Kısaca, özellikle manevi eğitim için, önce aile.