Hasan Aycın ile aramızda çok az bir yaş farkı var, ama aynı kuşaktanız. Babamın ölümünden sonra ilkokula beş yıl ara verdiğimden hayata geç başlayışım bazı arkadaşlarla aynı dönemde buluşmamız bir tevafuk ya da bir kader. Aynı dönemde Anadolu nun birçok yerinde bir araya gelişimizin ve buluşmamızın nedenleri var. Dönemin sosyolojik oluşu bizi bir yerde buluşturdu.

İmam Hatip Okullarının yükseliş ve verimli oluş dönemi. Diriliş ve Edebiyat dergilerinin etkisi ve gücü. 1977 Aralık ayında yayımlanan Mavera dergisinin açılımı dönemi. Yeni Devir gazetesinin düşünce ve sanat yoğunluğu. Sağ ve Sol kesimlerinin çatışması sırasında İslâmî duyarlık ve bilinçli Müslüman sanatçıların, yazarların, düşünürlerin soğukkanlı, dikkatli ve evrensel boyutlu bakış ve açılımlarının olduğu dönem. Yazarlarımızın eser vermeleri. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, M. Âkif İnan, Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören gibi güçlü bir öncü kadronun varlığı. Ardından İsmail Kıllıoğlu, Osman Sarı, Durali Yılmaz ve Mustafa Miyasoğlu nun gelişi. Bunlara daha birçok isim de eklenebilinir. Siyasada ise, İslâmî duyarlıklı insanların gericilik ile nitelendirilmesinin ve ağır baskısının üzerinden Millî Görüş çatısı altında siyasa yapılması. İlericilik diye tanımlanan batıcı kavramların ters yüz olması. İmam Hatip kuşağının giderek varlığını hem köyde, hem kasabada, hem kentte duyumsatması ve bir güven oluşturması dönemi tanımlayan bir ölçüt.

Anadolu nun değişik yerlerinden çıkıp bir araya gelen genç bir kuşak. Bu kuşak çeşitli kentlerde boy vermeye başladı. İstanbul, Ankara, Erzurum, Bursa, Elazığ, Maraş, Urfa, Balıkesir gibi kentlerde ve merkezlerdeki belirişler önemliydi. Bizi buluşturan dergiler önemliydi.

Hasan Aycın ile ortak düzlemlerimizden biri Yeni Devir gazetesidir. Orada biz birbirimizi tanımadan aynı sayfalarda buluşuyorduk. Sonra Mavera dergisinde buluştuk. Bu buluşmamız yıllara ve geleceğe kapı araladı.

Yedi İklim dergisinin Cahit Zarifoğlu sayısını yeniden okurken, aradan geçen bu kadar zaman sonra bazı şeyleri anımsamak ve duygulu bir ruh halini yaşamak Bir bilinç hareketinin nasıl sanata ve düşünceye etki ettiğini, neler oluştuğunu anlamak için bazı bilgileri tazelemek gerekiyor.

Zarifoğlu nun Aycın a yazdığı mektuplarda ciddî bir yönlendirme var. Bunlar dönemin duyarlığı bakımından çok önemli. İlk mektubunda kışkırtıcı bir cümle var. "Kurban bayramın mübarek olsun ve de her sayımız için elimizde seçme imkânı da verecek şekilde mutlaka üç beş karikatürün bulunsun. Bak senin yüzünden derginin son sayısı çıplak çıktı." [26. 10. 1981]1 Bir başka mektubunda:

"Sevgili dostum

Mektubunu ve çizgilerini sevinçle aldım.

Özel sayı için onları da özenle dosyaya koydum. Seni tebrik ederim. Benim daha binlerce insan onları seyrederken heyecanlanacaklar. Haberleşelim. Bir proje geliştirelim. Bir albüm hazırlayalım. İyi kâğıda basalım. Beş on bölüm olmalı. Türkiye, Afganistan, Çin, ABD, Dostluk, Müslüman, İran gibi bölümler." [26. 10. 1981] [Mektuplardan yaptığım alıntılardaki vurgular bana ait. A. H. H.]

Bizim için bu büyüklerin, ağabeylerin, Üstatların önemli bir yeri var.

Hasan Aycın ile Mavera dan itibaren başlayan yolculuğumuz kesintisiz ve sapmaksızın bugüne kadar geldi. Bundan böyle de aynı istikamet üzre olacağımızdan kuşkumuz yok. Birbirimizi yönlendirmede, gönendirmede ve uyarmada hiçbir zaman geri kalmadık. Yedi İklim dergisindeki uzun yolculuğumuzun bu son iki yılında benim onu serbest ve rahat bırakmam söz konusu. Bunun nedenleri var. Yoksa Cahit Zarifoğlu nun: "Bak senin yüzünden derginin son sayısı çıplak çıktı." İfadesinin önemi büyük. Yedi İklim Aycın sız çıktığında hep kendisini çıplak hissetmiştir. Yaşın, meşgalenin ve sorumlukların boyutlanması bizi bazan gevşetmeye, ya da anlayış göstermeye itiyor. Kimi zaman çizen gençleri yönlendirmede ve Yedi İklim e ürün verdirmede. Bunlar da en azından onun soluğunu hissetmeye neden oluyor. Son zamanlarda Halil Eser in çizgileriyle Yedi İklim de bulunması aynı nedene dayanır.

Yedi İklim dergisinin her sayısında onun bir çizgisi var ise, o sayıda mutlaka benim bir öyküm vardır. Bizim karşılıklı böyle bir ahitleşmemiz var. Onun, Yedi İklim dergisinde çizgileri yayımlanmayınca benim de öykülerim yer almıyor.

Millî Gazete de ayda on beş çizgisi olması önemli. Hasan Aycın bilinçli olarak Millî Gazete yi tercih ediyor.

Hasan Aycın kompleksleri olan bir sanatçı değil. Bilinç ve duyarlık sahibi bu insan istikametindeki ve ruhundaki yerleri tercih ediyor. Kendi evini. Başkasının evinde görünme sakilliğine hiç düşmedi.

Mütevazı duruşu, bilinçliliği, sorumluluğu, inancına ve düşüncesine olan sadakati onu hep özgün kıldı. Zihni üretimi hep bu bilinç üzerine aktı, akmaya devam ediyor.

Çizgisindeki incelik, kıvraklık, açılım bir şiir gibi algılanmasına neden. Sürekli olarak, çizgisi şiir ile özdeş tutuluyor. Bundan daha önemlisi bir Müslüman düşünürün, sanatçının, dervişin çizgileridir onun çizgileri. Hep bir sorumluluk taşır.

1 Zarifoğlu, Cahit, Yedi İklim dergisi, nr: 5,6., 1987, s. 55.