Televizyonların ana haber bültenleri ile gazeteler öyle haberler veriyorlar ki, ülkemizin toplumsal bir cinnet hali yaşadığını insan düşünmeden edemiyor. Ancak, toplumdaki cinnet halinin tesbiti bize göre yeterli değildir. Önemli olan cinnetin sebebini tesbit etmek ve bunu ilgililere duyurmak ve cinnetin sebebinin ortadan kaldırılması için gereken tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Yoksa, televizyon ve gazetelerde haberleri "cinnet" başlığı altında vermek bir işe yaramaz. Toplumsal sorunları peşpeşe sıralamış olmak o problemlerin giderilmesine bir katkı sağlamayacağı gibi belki bilmeden yaygınlaşmasına da zemin hazırlamış oluruz.
Gazetelere bir günde yansıyan haberlerden bir kaçını aktardığımızda ne hale geldiğimizi görürüz.
İşte ilk haber:
-Esrar getirmedim diye kocam burnumu kesti..
Ve diğerleri:
-Çantasını kapamadıkları kadını kurşunladılar.
-Cinnet getiren kadın polis memuru eşini tabancayla kalbinden vurarak öldürdü.
-Engelli kadının bilezikleri, evine girip elektriği kesen kişi tarafından gaspedildi.
-Koyun otlatırken kaçırıldı.
-Göz doktoru, muayenehanesine gelen iki kişi tarafından silah tehdidiyle soyuldu.
-Ellerinde bıçakla girdikleri kafeden 180 YTL gasp edip garson kızı kaçırarak tecavüz ettikleri ileri sürülen 3 kişiden 2si tutuklandı.
-Gişe görevlisi kadını oturduğu apartmanın girişinde bıçaklayan saldırganlar çantasını çaldı.
-Talihsiz kadına 30 bıçak darbesi.
-Babasına odunla vurdu, öldürdü.
İşte size bir günde Anadolunun çeşitli yerlerinde meydana gelen olaylardan medyaya yansıyan birkaç tanesi.. Tabii ki, olayların tamamı bunlardan ibaret değil.
İşte bu noktada, "İnsanımıza ne oldu, niçin bu kadar vahşileşti Hak, hukuk tanımaz hale geldi " Sorularının cevabının araştırılması ve bulunması gerekiyor. Bu soruların cevabı araştırılmaz ve bulunmazsa, tedbir almak mümkün olmayacaktır.
Biz yıllardan beri tekrarlarız, deriz ki, toplumsal olayları sadece polisiye tedbirlerle önlemek mümkün olmaz.. Özellikle de toplumsal cinnet halini bu yolla hiç engelleyemezsiniz.. Bunun bir tek yolu var o da, herkesin gönlüne bir polis yerleştirmektir.. Bu ise Allah inancı ile mümkündür.. Helal ve haram kavramlarını toplumun gündeminden çıkartırsanız işin içinden çıkmak mümkün olmaz. Ve yine zenginlerin kalbine servetinde fakirlerin de hakkının olduğu inancını yerleştirmez, etrafındaki aç ve açıkları kollamak gibi bir görevi bulunduğunu hatırlatmazsanız toplumsal çözülme ve dağılmanının önüne geçemezsiniz.. Şimdiye kadar geçemediğiniz gibi..
Yıllarca din deyince insanların aklına gericiliği getirir, ilerlemeye mani bir inanç olarak takdim ederseniz bugün gelinen noktadan şikayetçi olmaya hakkınız olabilir mi
İnsanlara inançlarını öğretmek bir yana inançlarını yaşamayı yasaklarsanız 70 milyonu birbirinin peşine polis olarak taksanız bile bir sonuç alamazsınız.. Bu ülkeyi yönetenlerin aklına ekonomi deyince sadece rantiyecilere ödenecek faiz gelir; işsizler, açlar ve sefiller akıllarına gelmezse toplumun çıldırma noktasına gelmiş olmasını sadece "cinnet" olarak nitelendirir bir adım ileri gidemezsiniz.