Batı sevdası bazılarının sinir uçlarını yakıp iptal mi etti bilemiyorum. Öylesine patlamamızı gerektiren olaylar oluyor ki, etrafta öyle patlayan, çatlayan, çıldıran falan yok. Sadece kızargibi, patlar gibi yapanlar var. Fransız Meclis i tüm tepkileri, uyarı ve ikazları hiçe sayarak Ermeni Soykırımını inkarın suç sayılmasını öngören yasa teklifini dün kabul etti. Belli ki, olay nasıl kurgulandı ise öylesine hayata geçirildi. Böyle bir yasanın Fransız Anayasası na aykırı olduğu, böyle bir yasanın kabul edilmesini Türk halkının düşmanca bir tavır olarak algılayacağının söylenmesi, bunun da ötesinde Fransız mallarına karşı boykot çağrıları neticeyi değiştirmedi. Belli ki, bu tepkiler Fransızlar tarafından ciddiye alınmadı. Görünen o ki, Fransa daki Ermeni lobisi ne istedi ise hiç düşünülmeden, yapılan işin hukuki olup olmadığı, böyle bir yasanın düşünce özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olması bile yasanın peşinde koşanları durdurmaya yetmedi.
İşin bir başka boyutu ise, Fransız Meclisi nin kabul ettiği bu yasanın Ermeni ilişkilerine müspet bir katkısı olmayacağı gibi sanıyorum daha da zora ve çıkmaza sokacak, muhtemel müspet gelişmelerin önünü kesecektir. Bunun da ötesinde Türkiye nin böyle bir yasayı kabul edenlerle Avrupa Birliği çatısı altında birlikte olamayacaklarını sanıyorum düşünmüşlerdir. Kaldı ki, Fransa nın bu yasayı kabul etmekle esas dertlerinin Türkiye nin AB ye girmesini engellemek olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.
Bu yasa ile ilgili olarak önümüzdeki günlerde daha çok yazacağız, bu kaçınılmaz. Ancak bu vesile ile mensubu olduğumuz medeniyeti terk edip bir başka medeniyet içinde yer almak için didinip duranların mensubu olmak için çaba gösterdikleri medeniyetin mensuplarının Türkiye ye karşı sergilediği tavrı hiç olmazsa şöyle bir durup yeniden değerlendirmeleri gerekmez mi
Bir yanda ABD, öbür yanda AB olmak üzere Türkiye ye karşı çok olumsuz ve acımasız, hatta küçümseme ve hakaret içeren bir tavır sergiliyorlar. Sergilenen bu tavırlar sebebiyle insaf sahibi ABD ya da AB mensubu bazı kişiler yapılanları "Türkleri çıldırttık" ya da "Avrupa nın tavrı beni utandırdı" gibi açıklamalar yapıyorlar ve bu açıklamalar medyaya da yansıyor. Bu açıklamaların samimiyet derecesi nedir bilemeyiz elbette, ancak medyaya yansıdığına göre söyledikleri sözün sonucunu üstlenmeye hazır olduklarını kabul etmemiz gerekiyor.
İngiltere nin eski Avrupa Bakanı Denis Macshane bir yazısında, "Avrupa, Türkiye ye bir parçası olarak istenmediğini anlatmak için her şeyi yapıyor" derken sanıyorum bir gerçeği dile getirmiş oluyordu. Bu sözleri sanıyorum sadece Türkiye yi yönetenler anlamıyor ya da anlamak istemiyorlar demek istiyor. Öyle ya, Avrupa ülkelerinin Türkiye ye karşı sergilediği tavırdan o medeniyetin bir parçası olanlar bile rahatsızlık duyarken bizlerin sergilediği vurdum duymazlık dikkat çekici değil mi Onurumuzu böylesine ayaklar altına almamızın anlamı olabilir mi Bunu ne için, ne karşılığı yapıyoruz
Belli ki, Batılılar Türkiye yi kendi aralarında istemiyorlar. İstedikleri ihtiyaç duydukça Türkiye den faydalanmak. Bu faydalanmayı da en ucuza getirmenin peşindeler. Bunun da ötesinde hem Türkiye den faydalanıp hem de hiçbir bedel ödemeden fayda sağlamanın peşinde koşuyorlar.
ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powel ın Irak ın işgali öncesinde ABD nin Türkiye den neler istediği ve 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin neleri engellediğini hatırlatmak istiyorum. Değerlendirme tamamen Powel a ait.
ABD nin işgal ile ilgili olarak açık çek alınmasını, tezkerenin muhtevasının buna göre hazırlanmasını istiyor. Bir diğer ifade ile Türkiye Meclis ten öyle bir tezkere geçirecek ki, bunun içini ABD kendi istediği gibi dolduracak
Powel daha sonra şunları söylüyor: "Türkiye den hergün farklı bir istekde bulunuldu, asker sayısı sürekli değişiyordu. İstekler bir türlü netleşmiyordu. Öyle bir noktaya gelindi ki Türkleri çıldırıttık."
Ancak, bu ülkeyi yönetenlerin sinir uçları iptal edilmiş olacak ki, teklifleri sunanlar yaptıkları işin çıldırtmak olduğunu kabul ediyorlar ama, bu ülkeyi yönetenler
ABD söz konusu olduğunda stratejik müttefik sözünü dillerinden düşürmüyorlar. Bu bakımdan Batılılara kızmadan önce kendimize yönelmemiz, Batı ile ilişkileri yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.