Muhalefet partilerinin iktidar partisi hesabına siyaset

belirlemesi ve taktik uygulaması beklenemez. Böyle bir yaklaşım işin doğasına

aykırıdır. Her muhalefet partisinin hedefi iktidar olmak, var olan -eğer varsa-

plan ve programlarını hayata geçirmektir. Ben iktidar olmayacağım, benim

görevim muhalefet etmek ve eleştirmekten ibaret anlayışı o anlayışın

sahiplerini siyaset sahnesinden siler, silmesi gerekir. Ülkemizde eğer

silinmiyorlarsa bir terslik ve yanlışlık var demektir. Ebette bunun sebepleri

araştırılmalı ve çözüm yolları bulunmalıdır. Aksi halde iktidar tek başına

kalma sonucu her istediğini yapabileceği duygusuna kapılmaya başlar ki, o zaman

çok partili hayatın tek partili bir yapıdan fazla bir farkı kalmaz.

Ülkemizin pek çok sorunundan birisi de terördür. 30

yıldan beri kesin rakam bilinmiyor ama terör 30 bini aşkın can aldı. İşin

ekonomik boyutu ayrı bir konu. Kaybettiğimiz canların yanında ekonomik boyutu

düşünmeyi, öne çıkarmayı doğru bulmuyorum. Onun hesabını yapanlar da elbette

olacaktır. Söz gelimi 30 yıl boyunca terör sebebiyle ülkemizin uğradığı zararın

birkaç yüz milyar dolar olduğunu, bununla ülkemize ne gibi hizmetlerin

yapılabileceğini söyleyebilirler. Bunu söylerken yanlış da yapmış olmazlar.

Ancak, insanı hayatın merkezine aldığımız için terörün en büyük yıkımının insan

hayatına yönelik olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Bugün terörün sona

erdirilmesini istemeyen aklı başında kimse yoktur. Belki varlığını teröre

borçlu olanlar, bundan nemalananlar, terörü bir hayat ve geçim tarzı haline

getirmiş olanlar bulunabilir. Onları gündemime almak istemiyorum.

Özelliklede varlığını demokrasiye borçlu olan siyasi

partilerin terör korusunda duyarsız olmaları hiç beklenemez. Ne var ki, CHP ve

MHP atılan her adıma karşı çıkıyor, atılan adımların yanlış olduğunu söylüyor

ama doğru çözümlerinin ne olduğunu ortaya koymuyorlar. İşi bununla da

bırakmıyor şöyle olursa terör sona erdirilebilir diyenleri de ihanetle

suçluyor, saldırı oklarının hedefi haline getiriyorlar. Elbette atılan

adımların yanlış olduğu düşünülebilir. Bize göre de pek çok yanlış ve eksik

vardır. Söz gelimi terörün hayatımızdan bir daha geri dönmemek üzere çıkıp

gitmesini sağlamak terörün dış dayanakları ile ilişiğinin kesilmesine bağlıdır.

Bir başka ifade ile terörün dış destekleri ile kol kola yürüyerek bunun

sağlanmasının mümkün olmadığını her fırsatta tekrarlıyoruz. Teröre bir takım

dışarıdan dikte ettirilen planlarla kalıcı çözüm getirilemez. Getirilse bile bu

kalıcı olmaz. Tüm bunlara rağmen adına çözüm süreci denilen bir süreç

başlatılmıştır. Bunun için İmralı ile varılan mutabakat sonucu bazı adımlar

atılıyor. Akil insanlar ve Meclis te bir araştırma komisyonu kurulması

bunlardan ikisidir. Elbette henüz toplumun bilmediği başka mutabakatlar da olabilir.

Böyle bir mutabakatın terör örgütünü muhatap almak anlamına geldiği, sanki

legal bir yapı ile görüşülüyormuş görüntüsü verildiği söylenerek

eleştirilebilir. Ancak, akil insanlar grubu oluşturulması ile Meclis te

araştırma komisyonu kurulmasını daha önce gündeme getiren, bunu Başbakan a

ileten bir siyasi partinin yöneticileri bugün gelinen noktada atılan bu iki

adıma karşı çıkıyorlarsa tutarlı hareket ettiklerini söylemek mümkün olabilir

mi Bu tutarsızlığın milletin farkına varmayacağını düşünmek milleti aptal

yerine koymak olmaz mı Böyle olunca da özellikle ana muhalefet partisinin bu

çelişkili tavrı ile iktidar partisinin tarlasına su taşıdığını söylemek yanlış

olur mu Bu noktada MHP nin baştan beri istemezük politikası tutarlı gibi

görünüyor olsa da karşı bir çözüm ortaya koymadığı için bu da millet nazarında

itibar kaybına yol açacaktır. Elbette CHP ve MHP nin itibar kaybı onları

ilgilendirir ama bu tavırları ile iktidar partisinin yanlışlarını milletin

görmesini engellemiş olmuyorlar mı Kaldı ki yanlışta istikrar, istikrar

değildir.