İç gözlem kişiler için ne kadar önemli ve zaruri ise, toplumlar için de önemlidir. Dünyanın geldiği bu noktada, İslam dünyası da kendi iç sorunlarının çözümü için kendine yönelmesi gerekiyor. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, kendini hesaba çekme düşüncesi, İslam ın özüne yabancı değildir. İslam dünyası bugün ciddi bir sınavla karşı karşıyadır. Bu sınav, İslam toplumlarının insanlığın geleceği için geçmişte olduğu gibi günümüzde de artı değerler üretebilip üretemeyeceğini ortaya çıkaracak olan bir sınavdır. İslam uygarlığının başka uygarlıklara karşı özgünlüğüyle meydan okuma gücünü koruyabilmesi bakımından Müslümanlar bu sınavda tutarlı ve başarılı olmak mecburiyetindedir.
İnançlarımız bize, hiçbir zaman adaletten ayrılmamayı, kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün kötülüklere karşı çıkılması gerektiğini telkin etmektedir. Yüce ALLAH:
"Ey iman edenler! ALLAH için hakkı ayakta tutanlar ve adalet ile şahitlik yapanlar olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun ki, bu takvaya daha yakındır. ALLAH tan korkun. Şüphesizki ALLAH, yaptıklarınızdan haberdardır."48 buyurmaktadır. Şu halde Müslümanlar duygularının esiri haline gelip, insanlığın huzurunu kaçırmak için iğrenç ve korkunç eylemler gerçekleştirenlere asla destek olmamalı, bunlarla aralarındaki çizgiyi net olarak belirginleştirmelidir.
Bu geceler, Müslümanlar için bir mutlu geceleridir, ilâhî müjdeler gecesidir. Şayet sen uyanırsan, bu gecelerin yıldönümleri, senin için ve bütün Müslümanlar için gene de mutlu olacak, gene de İlahî beşaretlere vesile olacaktır. İslâm ı kendine yaşama düzeni olarak seçersen, Kur an-ı Kerim in emir ve yasakları ile amel edersen, Resûlullah (S.A.V.)i kendine önder edinirsen, ıstırapların dinecek, çilelerin bitecek, elemlerin sona erecektir. Yurdunda hür ve mes ut olacaksın, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa gibi mukaddes tanıdığın mekânlar, ebediyyen senin olacak, nâmahrem eli mukaddes mabedinin göğsünden çekilecektir.
Yeryüzüne gelen insanoğlunun önünde iki yol vardır: Bunlardan birisi Rahmanın emirlerine uyarak Mirac a yönelmek, ikincisi nefsine esir olup şeytanın yolundan giderek Esfeli Safilin denilen ve cehennemin en aşağısı olan çukura düşmek.
Aklı başında olan insanların dünya işleri için en iyiyi elde etmek yahut çok zengin olmak veya en fazla bilgi sahibi olarak ilim adamı olmak gibi bazı gayret ve hedefleri vardır. Bu hedefler yeryüzü için geçerli olan hedeflerdir. Ama aynı zamanda yeryüzü için yapılan çalışmalar aynı zamanda Mirac a yükselme ya da çukurun dibine düşmek gibi bir sonla da sonlanabilir. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bize gösterdiği yol Mîrac yoludur. Şeytanın gösterdiği yol çukura düşme yoludur.
Çünkü şeytan insanın en büyük düşmanıdır ve insanoğlunun Mîrac a yükselmesini istemez, eteğinden tutarak devamlı aşağıya çeker.
Biliyoruz ki Hz. Adem (A.S.)ın yaradılışında Yüce ALLAH meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını, ona kendi canından can verdiğinde meleklerin bu insana secde etmesini emretmiştir.