Cennet ve cehennem! Allah-u Teâlâ nın biz kullarına
bildirdiği emirler ve yasaklar neticesinde imtihan olduktan sonra varacağımız
iki menzilden bir tanesi.
Resmi kurumlara iş yapanlar bilirler, her iş bitiminde
bir hak ediş dosyası hazırlanır ve ilgili makama sunularak yapılan işin ücreti
alınır. İnsan için dünyada yapılan işlerin hak edişi ahirette hesaba çekilirken
karşısına çıkacak olan amel defteridir. Zerre miktarı iyilik ve kötülük
herhangi bir torpil, adam kayırma, kollama olmadan o deftere kaydedilir.
Kayıtlar nettir! Şahitlidir. İtiraz edecek olanlar için görüntülüdür. Ben
yapmadım, hatırlamıyorum, bilmiyordum, aklım başımda değildi, aa bunu ben mi
yapmışım Gibi mazeretler orada geçerli olmayacaktır. Mizan hassas, hesap
görenler adil olacaktır.
Her kul elbette cennete gitmeyi ve orada insanlar için
vaat edilen altından ırmaklar akan köşklerde oturmayı ister değil mi İster
istemesine de hayatını oraya ulaşacak şekilde yaşar mı İşte burası biraz
karışık bir durum arz ediyor. Şöyle bir düşünelim bakalım cenneti isteyen biri
olarak cenneti hak edecek neler yapıyoruz gündelik yaşantımızda Aldığımız her
nefesin hesabını vereceğimizi bildiğimiz halde bunun muhasebesini ne kadar yapabiliyoruz
Birey ve toplum olarak imtihana tabi olmaktayız. İmtihanı
başarmanın yegâne yolu ise öğrenmek ve öğrendiğini tatbik etmektir. Üstelik
çalışmamız gereken Kitap sürekli önümüzde. İstediğimiz zaman açıp okuyabiliriz.
Eksik yaptığımız vazifelerin neler olduğunu görebilmemiz için sadece bakmamız
yeterli. Yani sürprize ve mazerete yer bırakılmamış vaziyette.
Dini emirleri yerine getirmek için önce insan olmamız
lazım. Zira Allah insana emir ve yasaklar koymuş. İnsan olabilmenin de bazı
vasıfları var elbette. Ahlâk bunlardan bir tanesi mesela! Ahlâkı tam
olmayanların yaşantıları da ahlâkî durumlarına göre şekillenmekte. Peki, ahlâk
nedir Ahlâk bir toplum içinde kişilerin uyması gereken kurallar olarak
tanımlanmaktadır. Demek ki önce kurallar olacak ki biz de onlara uyalım. Bu
kurallara uymama hakkımız elbette var ama bu sefer de ahlâksız olarak
yaftalandığımızda kızmayacağız karşımızdakine. Demek ki her zaman genel geçer
olan bir kurallar silsilesi gerekiyor öncelikli olarak. İşte bu da Kitapta açık
seçik ifade edilmektedir.
Maneviyat kanadı eksik ahlâk tek başına insanın uçmasına
yeterli gelmemektedir.
Maneviyatla bütünleştikçe kemale eren ahlâk insan için mükemmel bir yol
gösterici olabilir ancak. Doğruluğu, geçerliliği, kabul edilirliği zamana,
mekâna, şahsa bağlı olmayan değerler manzumesi olmalıdır ki ilelebet hükümferma
olabilsin. Dün doğru dediğimize bugün yanlış dememek için gerekli böyle bir şey
aslında. Belki o zaman şimdi etrafımızda gördüğümüz ve pek çok kendini Müslüman
olarak tanıtan insanların hoş gördüğü şeylerin aslında pek de hoş
olmadıklarının farkına varabiliriz. Belki o zaman şimdi etrafımızda dikkatimizi
çeken ve kendini Müslüman olarak tanıtan insanların hoş gördüğü şeylerin
aslında pek de hoş olmadıklarının hatta nahoş olduklarının farkına varabiliriz.
Belki o zaman asıl önem arz edenin, hayatımızın merkezine almamız gerekenin
Allah ın emirleri olduğunu ve bu emirlerin de geçen yüzyıllara rağmen hiçbir
değişime uğramadığını anlarız.
Önce Ahlâk ve maneviyat cümlesi işte bu yüzden önemli
bence! Mana ve öneminin üzerinde daha ciddiyetle durulmalı! Hele ki ahlâk
konusunda elimizde en mükemmel örnek varken! Kendi ifadesiyle dile getirelim
İNNEMA BUISTÜ Lİ ÜTEMMiME MEKARİMEL AHLÂK - Ben insanlığa güzel ahlâkı
tamamlamak için gönderildim. O halde Müslüman için cennete bilet almanın
formülü çok açık değil mi Rabbim cennetinde Cemalullah ı görenlerden eylesin
bizleri
Minik bir tebessüm On dolar on dolardır
Yaşlı bir çift her yıl festivale giderlermiş. Her sene
yaşlı adam 10 dolara alınan biletle bir uçak gezintisine katılmak ister her
sene de karısı itiraz eder ve söyle dermiş:
- 10 dolar 10
dolardır.
Üç yıl beş yıl 10 dolar 10 dolardır derken en sonunda
yaşlı adam demiş ki; - Bak artık 71 yaşındayım bu uçağa bu sene binmezsem bir
daha hiç şansım olmayabilir. Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş; - 10 dolar
10 dolardır... .
Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş ve ikisine bir
teklif yapmış. İkisi de uçağa binecekler eğer uçuşun başından sonuna ses
çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa 10 dolar
ödeyeceklermiş... Yaşlı çift kabul etmiş. Ve uçağa binmişler.
Pilot da bahis söz konusu olunca başlamış acayip
manevralar yapmaya... Taklalar atmış uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani
dönüşler, dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı
indirmiş.
Yaşlı adama
dönmüş;
- Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz
de çıt çıkarmadınız...
Yaşlı adam cevap
vermiş:
- Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geçti ama 10
dolar 10 dolardır...
İlgilisine notlar:
* Milletler parasızlıktan değil, Ahlâksızlıktan
çökerler. Çiçero
* Güzel Ahlâk hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi.
Fena Ahlâk da ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi Hadis-i Şerif (Ramuz-ul
Ehadis- 205)
* Sen elbette yüce bir Ahlâk üzeresin. Kalem Suresi
Ayet No: 4