BU haftaki yazımızı hangi konuda yazalım diye düşünürken
bir baktık ki Türkiye de öyle enteresan olaylar, siyasette öyle sahneler var ki
bizi hayrette bırakıyor. Düşündüm ki engellilerin bu kadar sorunları var ve
defaten de yazıyoruz, bundan sonra yine de yazabiliriz. Yine engelliler
konusunda yazsaydım ülkenin içinde bulunduğu duruma bakarak belki de derdiniz
ki, koyun can derdinde, kasap et derdinde İşte bu esastan yola çıkarak bu
yazımızı güncel konulara ayırdık.
Asıl konuya gelince bazı olaylar çelişkiler yumağı
şeklinde gidiyor. Bu bizi şaşırtıyor mu dersiniz Hayır, ama düşündürüyor.
Laikliğe, demokrasiye her fırsatta vurgu yapan bugünkü iktidar ve muhalefet
mensupları kendi işlerine geldiği noktada demokrasiyi rafa kaldırıyorlar hatta
despot anlayışlarını ve tutumlarını devam ettirerek bedelini halka ödetiyorlar.
Bir yanda iktidar partisinin tabanı ve çoğunluğu kongre istememesine rağmen bir
kişinin isteği ile kongre yapılıyor ve Başbakan değişiyor. Diğer bir taraftan
ise bir siyasi partinin tabanı ve delegesinin ezici çoğunluğu kongre istemesine
rağmen bir kişi istemiyor diye kongre yapılamıyor. İşte bu da çelişkiler
yumağının bariz, yaşanmış taze
örneğidir.
Koltuklarını koruma uğruna her türlü entrikaları yaparak,
hatta yargıya bile müdahale ederek bulunduğu yeri korumaya çalışan bu
siyasetçiler kendi menfaatleri uğruna iktidar muhalefet işbirliği bile
yaparken, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıların hemen hiçbirinden söz etmiyor
ve bir çözüm de ortaya koymuyor. Bu ülkenin işsizlik, enflasyon, yoksulluk ve
ahlaki çöküntü hususunda hiçbir çözüm önerilerini bugüne kadar maalesef
duyamadık. Diğer bir taraftan bir başka durum ise, toplumdaki sosyal
olaylardaki çelişkiler. Her gün şehit haberleri gelirken biz dinlerken bile
yüreğimiz tutmuyor. Şehit yakınlarının feryatları ile birlikte adeta
kahroluyoruz. Diğer bir taraftan sporda da bir kulübün şampiyonluk sevinçleri
ve gösterileri çıldırmışçasına devam ediyor ve maganda kurşunları can
alıyor. Peki, bunun terörden ne farkı
var O zaman biz sevinmeyi, acıyı birbirine karıştırıyoruz.
Ayrıca düğünler alabildiği ihtişamda sürüyor. Biz
düğünler yapılmasın demiyoruz. Ama ülkenin içinde bulunduğu durum göz önünde
bulundurularak biraz daha ölçülü olmak gerekmez mi! Şehit ailelerinin acısını
bu durumda nasıl paylaştığımızı söyleyebiliriz. Peki, biz millet olarak tasada,
kederde, sevinçte ve mutlulukta bir olduğumuzu yıllarca söylemedik mi Nerde
kaldı bu hassasiyetler Nerde duyarlılığımız Nerde kaldı manevi değerlerimiz
Maalesef bunların hiçbirisinden bir zerre kalmamış. Ne maneviyatımız, ne
değerlerimiz ve ne de inancımızda eser yok. Biz, biz olmaktan çıkmışız. Allah
bu millete İman, akıl, şuur izan, vicdan ve firaset versin. Âmin.