Ülke ekonomisini yönlendirenler sık sık gündeme getirilen “cari açık” söyleminden duydukları rahatsızlığı “bundan sonra cari açığı değil cari fazlalığı konuşacağız” diyerek dile getiriyorlardı.

Yani almış oldukları önlemlerle ülke ekonomisinin artık rayına gireceğini ve bundan sonra “cari açık” diye bir sorunun yaşanmayacağını iddia ediyorlardı.

Bu iddiaya inanmamakla birlikte “inşallah dedikleri gibi olur” diye dua etmekten kendimizi alamıyorduk.

Zira cari açık yerine cari fazlalığı konuşuyor olmak elbette hepimizin yararına bir durum olurdu!

Ülke ekonomisini yönlendirenler böylesine iddialı konuşuyorlardı ama yurt ve dünya genelinde yaşanan sorunlar onlara bu fırsatı vermedi!

Önce yurt içinde birtakım sorunlar yaşandı!

Kimi belediye başkanlarının görevden alınması, kimilerinin ise tutuklanması ile ekonomik dengeler alt üst oldu!

O güne kadar alınan tedbirlerle zar zor biriktirilen dövizler bir anda elden uçup gitti!

Ekonomiyi yönlendirenler yine de kurdukları sistemi övdüler ve yaşanan türbülansları başarı ile atlattıkları ileri sürdüler.

Kurdukları sistemin sağlamlığı sayesinde ekonominin önüne çıkan zorlukları başarı ile geçtiğini söylediler.

Ancak ekonomiyi zora sokan sorunların ardı arkası kesilecek gibi görünmüyordu.

Son olarak İsrail İran’a saldırdı!

Bu defa Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’ni gerçekleştirmek için kollar sıvanmıştı!

Ortadoğu’da istenmeyen yönetimler devrilecek yerlerine İsrail’e muti yeni yönetimler kurulacaktı.

Bu saldırılar elbette ülke ekonomisini hayli zora soktu!

Ve “cari fazlalığı” konuşmak yine bir başka bahara kaldı.

Konuşulan yine cari açık oldu!

Bakın 2025 yılı sonu için hedeflenen rakamlar şimdiden geçer akçe halini aldı!

Daha önümüzde altı aylık bir süre olduğuna göre cari açık ile baş başa yaşamaktan başka seçenek yok!