İsrail’in işlediği cinayetleri toplumların gözünden gizleyemez hale gelince yaptıkları işi dünyaya yalan yanlış görüntüler ve haberler yayarak gizleme imkânını giderek kaybetmeye başladı. Bunun sonucu olarak da önce Netanyahu yaptığı bir açıklama ile işledikleri cinayetleri inançları ile izah etmeye kalktı. Ardından da ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Netanyahu’ya desteklerini şu cümlelerle izah etti: “Bir Hristiyan olarak, İncil’in İsrail’in yanında durmamız gerektiğini öğrettiğine inanıyoruz.” Görünen o ki, katliamlarına destek veren ABD ve bazı Batılı ülkeler cinayetlerin sorumluluğundan kurtulmak için dinlerini de kullanmakta beis görmüyorlar. Böyle olunca da ipin ucu kaçmış, İsrail ve iş birlikçileri hedeflerine ulaşmak için İsrail’in başını çektiği bu katliamlara karşı bir de Haçlı-Siyonist iş birliği oluşturulmuş olmasını doğru değerlendirmek gerekiyor. Çünkü onlar için kullanılmayan hiçbir değer bulunmuyor. Böyle olunca da dünya eğer katliamlara samimi olarak son vermek gerektiğine inanıyorsa artık birtakım eleştiri ve tepkilerle bu işi sona erdiremeyeceklerini görmek durumunda.

Hemen her gün işledikleri cinayetler karşısında içlerinde bir burkulma olmuyor, yaptıkları işin vahametini görmüyor ya da görmek istemiyorlarsa tüm dünya artık vahşete açıklamalarla son vermenin mümkün olmadığını görmek durumunda. Haçlılar yüzyıllar önce Anadolu ve Filistin’e yönelik düzenledikleri Haçlı seferlerini de inançlarının bir gereği olarak takdim etmişlerdi. Bu seferki katliamlarda İsrail’in yanında Haçlılar da yer almış durumdalar. Bir bakıma onlar da inançları gereği İsrail’in yanında yer almak durumunda olduklarını söylüyorlar. Aradan geçen yüz yıllara rağmen görünen o ki, İslam ve Müslüman düşmanlığında Haçlılar ile Siyonistler arasında tam bir beraberlik oluşmuş. Gerçi katliamlar arttıkça dünyanın çeşitli kesimlerinden tepkilerin artması karşısında ABD askerlerinin çatışmalara girmeyeceği açıklaması yapılmış olsa da bunun fazla bir anlamı olmadığı ortada. Çünkü ABD her şeyi ile taraf olmuş, Akdeniz’e savaş gemisi gönderdiği gibi, bölgemizdeki ABD askeri üslerindeki asker sayısını artırmaya devam ediyor. Böyle olunca da ABD askerlerinin çatışmalara girmeyeceğini söylemek laftan öte geçmiyor. Çünkü ABD her türlü desteği sürdürüyor ve İsrail de saldırılarında böylesine bir katliamı göze alma cesaretini ABD ve aynı çizgide hareket eden Batılı ülkelerden alıyor. Başta silah ve cephane olmak üzere veren bir ABD’nin askerlerinin çatışmalara girip girmemesi çok önemli değil.

Kaldı ki, İsrail’in vaat edilmiş toprakları adım adım ele geçirerek buralarda Büyük İsrail Devleti’ni kurmanın peşinde olduğunu bilmeyen kimse kalmadı. Günümüzde bilmeyenler sadece bilmek istemeyenlerden ibarettir. Çünkü özellikle ülkemizde rahmetli Erbakan Hocam Siyonistlerin niyetleri ve hedefleri konusunda bilinmesi gerekenleri yıllar boyu insanımıza anlatmaya ve izah etmeye çalıştı. Bu bakımdan ülkemiz insanı için Siyonistlerin dünya hakimiyeti peşinde oldukları ayrıca Siyonistlerin kendilerinden başkasını insan saymadıkları da sıkça dile getiriliyor. Kaldı ki bu niyetler bilinmiyor bile olsa sivillere yönelik İsrail saldırılarında son olaylarda hayatını kaybeden sivillerin sayısının çoğunluğu küçük çocuklar ve bebekler olmak üzere binlerle ifade ediliyor.

Bu arada Gazze’nin tamamen bir harabeye döndüğü, hayatını kaybedenlerin sayısının 10 binlere ulaştığı bildiriliyor. Gazze tamamen insansızlaştırılıyor. Böylece İsrail buralara el koymanın hazırlığını yapıyor. Kısacası dünya bu olayları biraz daha seyretmeye devam edecek olursa Gazze, ya tamamen insansızlaştırılarak ya da insanlar başlarını sokacakları bir kulübe bile kalmadığı için yerlerini terk etmek zorunda kalacaklar. Sözün özü İsrail sonradan gelip işgal ederek yerleştiği yerlere el koyuyor. Bunu yaparken de içindeki kini kusmaktan geri kalmıyor. Aksi halde işlenen cinayetleri izah edecek bir kelime bulmak mümkün olmaz.