Geçen ay bir hafta sonunu Millî Gazete den tevdi edilen bir konuşma ve iş görüşmeleri vesilesiyle, Toroslar ın berisindeki geniş ovada (Konya da) , yani Konya daki Millî Görüş davasının erleri ve Millî Gazete gönüllüleri arasında geçirdim... Geçtiğimiz hafta sonunu ise 18 Mart Çanakkale Şehitlerimizi Anma Toplantısı vesilesiyle, Toroslar ın ötesindeki yine geniş ovada yani Çukurova da, Mersinli Millî Görüş ve Anadolu Gençlik mensupları arasında geçirdim...
Geçen yıl bahar aylarında Hasan Durmuş ve Selami Çalışkan ile Millî Gazete nin kampanyası vesilesiyle, Konya ve Mersin dahil bu bölgedeki 14 ilimizi 14 günde tarayıp gezmiş, her yörede değişik ve değerli Millî Görüş mensupları ile hemhâl olmuştuk. O dünya güzeli gönül ve dava erleri ile birlikte olmak, hele o güzelim bahar aylarında, ancak cennet ehli ile birlikte olmak kadar güzel olabilirdi Nitekim, öyle de oldu...
Kendimi bildim bileli, bir dünyalı olarak her fırsatta hep bir belde, bir ilçe, bir il veya bir ülkedeki dostlarımı ziyaret ederim. Hattâ bazen orada dostlarım yoksa bile, bir şekilde mutlaka yeni dostluklar kurar ve yeni dünya kardeşleri edinirim. Bilvesile hatırıma geldi, geçen hafta içinde ziyaret ettiğim büyük bir hayır kurumumuzun genel başkanı dedi ki; "İlk fırsatta Balkan ülkelerini birlikte ziyaret edelim, çünkü o ülkelerin her birinde senin dostların var, bizi onlarla tanıştır ki, oralarda yapmakta olduğumuz hizmetler daha verimli ve bereketli olsun " Doğrudur, oralarda dostlarım var ve bu dostluklar hep değişik ziyaretlerle ve hizmetler vesilesiyle kurulup pekiştirildi. Biraz da damarlarımızda dolaşan Evlâdı Fâtihân atalarımızın kanları bizi böylesine hareketli kılıyor olsa gerek. Hicret, hizmet ve hareket olan yerde de Allah ın lütfüyle çok güzel bereketler de hâsıl oluyor.
Hülâsa; -demek istediğim ve kabul buyurursanız acizane tavsiyem odur ki- baharla birlikte sizler de hareketlenip eyleme geçin. Mücadele ve mücahedeye bıraktığınız yerden devam edin. Hicret ve hizmet ehli Millî Görüş hizmetkârları olarak değişik yörelerde dostluklar kurmak ve yeni yoldaşlar edinmek üzere beldeniz, ilçeniz, iliniz, hattâ ülkeniz dışına çıkarak yeni ufuklara açılın. "Kur an ve Seyahat" isimli bir çalışmanın/kitabın müellifi bir kardeşiniz olarak, Kur an da "Seyahat ediniz " emir kipi ile başlayan yani çeşitli amaçlarla yapılacak seyahatleri emreden tam 14 âyetin var olduğunu da bu vesileyle hatırlatırım.
Evet, Allah ın bir emri olarak, âyetlerde belirtilen çeşitli amaçlarla "seyahat ediniz "
Çanakkale Savaşları nda keskin nişancı kadınlar
Çanakkale, bir müddet sonra verilen İstiklâl Savaşı nın başlangıcı konumundaydı. Her iki savaş da çok zor şartlarda verildi. Bir taraftan koca bir imparatorluk çöküyor, diğer taraftan yeni bir cumhuriyet kuruluyor, bu arada kadını ve erkeği ile dünyada eşi olmayan bir mücadele veriliyordu.
Mersin deki konferans notlarımdan sadece iki anekdot hatırlatmak isterim: Çanakkale Savaşları ndaki pek çok isimsiz kahraman gibi, savaşın sembol isimlerinden Koca Seyid de vefasızlıklar girdabına sürüklendi. Savaştan sonra köyüne döndü. Hamallıkla geçinmeye çalıştı. Bu sıralarda üşüttü ve vereme yakalandı. Adı tarihe altın harflerle geçen kahraman gazi, fakirlik içinde yakalandığı veremden kurtulamayarak sessiz sedasız dünya misafirhanesine veda etti. Koca Seyid in kızı Ayşe Hanım anlatıyor: "Gençliğimizde hep aç ve sefil bir hayat yaşadık. Annem de zaten aç ve perişan bir hayattan dolayı hastalıktan öldü. Ondan geriye bir şey kalmadı. Zaten bir şeyi yoktu ki "
Çanakkale Savaşları nda keskin nişancı kadınlar da Mehmetçiklerin yanında düşmana karşı mücadele vermiş. Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde bu konu ile ilgili pek çok belge var. Sadece bir tanesini veriyorum: Avustralyalı Piyade Er J.C. Davies in annesine yazdığı bir mektupta Türk kadın savaşçılarından şöyle bahsediliyor: "Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Tahminen 19-21 yaşlarında bir genç kızdı. Bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı..."
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; / Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! / Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! / Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. / Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid i / Bedr in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi / Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / "Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
M. Âkif ERSOY
ÖMER BULUT a RAHMET! Cuma günü (23.03.2007) iş seyahatinde uçakta geçirdiği beyin kanaması sonucu vefat eden iş ortağım Ömer kardeşime Allah tan rahmetler niyaz ediyorum... Hepimizin başı sağ olsun