Bismillâhirrahmânirrahîm;
HÜKÜMET ne demişti: “Devlet fabrika yapmaz.” 17 senedir fabrika kurmamak için direndiler. Güya, o işi “özel sektör”e bıraktılar. Hâlbuki iç göçü önlemek için, özellikle Doğu, Güneydoğu gibi güvenlik problemi yaşanan yerlerde devlet gücüyle fabrika, atölye, iş sahaları açmak gerekiyordu. Bu yapılmadığından Doğu’da yaşayan kardeşlerimiz Batı’ya göç etmeye zorlandı. Doğu boşaltıldı. Büyük şehirlerimiz yaşanmaz hale geldi. Dengeler bozuldu.
Hükümet yapmayı değil; satmayı biliyor. Kâğıt fabrikalarını sattı; dövizle kâğıt almaya koştu. Şeker fabrikaları ve diğerleri de öyle! Hayret! Ülkenin mutlak ihtiyacı olan altın yumurtlayan tavuk durumundaki fabrikalar niçin satılır? Bunun bir izahı var mı?
Tarım ve hayvancılık alanındaki yanlış uygulamalar, “fabrika yapmaz” dedikleri devleti soğan, patates, domates, patlıcan satıcısı haline getirdi. Temizlik ürünleri, bakliyat satışları yolda! Devlet zerzevatçı mı?
Yaşanan komedinin eğitim bağlantılı öylesine temel açmazları var ki! Eğitim, devletin her alanda istihdam için eleman yetiştirmesini gerektiren sistematik bir alan. Tesadüfîliği kaldırmaz. Eğitim sistemimiz öğrencinin en verimli yıllarını bloke ediyor. Bazı alanlarda insan yetiştirmeyi engelliyor.
Önde gelen öğretmen kuruluşlarından ÖĞDER, her fırsatta eğitimin önündeki en büyük engelin “Zorunlu ve karma eğitim” olduğunu anlatıyor. 1997’de 8 yıllık eğitime ateş püskürenler; daha tehlikelisi olan 12 yıllık “zorunlu eğitim”e ses çıkarmadılar. Sistem durmadan insan öğütüyor. Tarım, hayvancılık, esnaflık, sanatkârlık alanlarını atlıyor.
TARIM BİTİRİLİYOR
EĞİTİMİN ilk işi insanın mizaç, ilgi, merak ve yeteneklerini belirlemektir. Yani, kişiyi faydalı olacağı alana yönlendirmek! Toplumda her mesleği icra edecek yetenekte insanın eğitildiği bir “altın oran” var. Her meslek ve yetenekteki öğrenciyi bulup plânlamak eğitimin işi! Çarpık sistem bu dengeyi bozuyor.
6 yaşında okula başlayan öğrenci, 12 yıllık zorunlu eğitimi tamamlayınca 18 yaşına giriyor. O yaştan sonra, onu ne arazide çalıştırabilir; ne de sanayide çırak yapabilirsiniz! Sistem, o mizaçtaki gençlerin yıllarını çalıyor. Geriye dönüşü yok. Pek çok meslek alanı boş kalıyor.
Sebze ve meyvedeki pahalılığın en büyük sebebi “üretim yetersizliği”dir. Bunu halciler de anlatıyor. Ekilebilir arazilerimizin yüzde 40’ı boş. İsrail gibi ülkeler çölü yeşertirken; biz en bitek arazilerden faydalanmıyoruz. Üretimimiz tüketime cevap vermiyor.
Tarımda genellikle 3 sınıf insan hizmet veriyor: 1. Yaşlılar, 2. Suriyeli işçiler, 3. Fındık istihsalinde Gürcü işçiler. Türkiye, tarım ve hayvancılık alanında çalışacak işçisini, esnafını, sanatkârını niçin yetiştirmiyor? Köylerde çoğunlukla “yaşlılar” var. 70’inden sonra da arazide çalışmayı sürdürüyorlar. Sistem, gençlerin bu işi yapmasına engel! Çiftçiliğin “yaşlılar”a bırakılması Türkiye’nin en büyük ayıbıdır.
Mizaç ve yeteneği öğrenime uygun olmayanlar, bırakın da başka alanlara yönelsinler! Niye zorluyorsunuz? Öğrenime merak ve ilgisi bulunmayanların “okuyacak” arkadaşlarını engellediğini; öğretmenlerini bıktırdığını bilmiyor musunuz? Ne olur, tabiî olanı bozmayın! Çiftçi, esnaf da lâzım bu ülkeye!
OSMANLI TOKADI MI?
İSTANBUL ve Ankara’nın bazı yerlerinde patates, soğan, domates, patlıcan yarı fiyatına tanzim satışa sunulunca, halk satın almak için kuyruklar oluşturdu. Hükümet yetkililerinin keyfine diyecek yoktu. Halcilere, aracılara, marketçilere, ürününü depolayanlara hain, terörist diyerek Osmanlı tokadı vurduklarını açıkladılar. Yandaş basın da koroya eşlik etti.
Hükümet şunu bilmeli ki; Osmanlı, o tokadı dış düşmanlarına atardı. Birlikte yaşadığın insanlara bu sözü söyleyemezsin! Diyeceksin ki, kanunsuz, yanlış iş yaptılar. Türkiye bir hukuk devleti! Yanlış yapanların cezasını bağımsız yargı verir. Kendin vermeye kalkışırsan düşmanlık oluşturur; halkı kamplaştırır; iç barışa darbe vurursun. Sen, “Şeriat’ın kestiği parmak acımaz” sözünü duymadın mı? Cezalandırma yetkisi yargının.
Emekli Noter Av. Emin Temizel sosyal ağlarda hükümete hatırlattı: “Dağdaki teröriste de, haldeki toptancıya da ‘terörist’ dersek; terörist kelimesi yalama olur; anlamını ve etkinliğini kaybeder.”
Hükümet, tanzim satışa gösterdiği ilgi, enerji ve performansı üretime göstermiş olsaydı, kalıcı bir çözüm ortaya koyabilirdi. Üretim gün geçtikçe düşüyor. Yarın sebze ve meyve üretilmediği zaman, hangi ürünün “tanzim”ini yapacaksın? İthal ederim mi diyorsun? O zaman bugünkü pahalılığı bile mumla ararsın! Çözüm üretimi artırmakta.
“Büyük lokma ye; büyük söz etme” demişler. “Devlet fabrika açmaz” diyerek dünyayı kibir kulelerinden seyreden zihniyet, maalesef devleti zerzevatçı noktasına getirdi.
