Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Müslümanlar olarak inanmamız gereken iman esasları, bilmemiz gereken gerçekler vardır. Biz inanmamız gereken iman esaslarına “Ehli Sünnet vel Cemaat” yolunun kurallarına göre inanırız. Bilmemiz gereken gerçekleri ise, Kur’an ve Sünnet rehberliğinde, fıkıh âlimlerimizin önümüze koyduğu usule göre öğrenir ve kavrarız. Günümüz dünyasında yaşanan olaylar, “İslam ile Siyonizm” arasında geçen bir “Hak-Batıl” mücadelesi olayıdır. TEVBE 32: “Allah’ın nurunu (İslam’ı) ağızlarıyla (bilinen ve bilinmeyen vasıtaları kullanarak) söndürmek (etkisiz hale getirmek)  istiyorlar. Hâlbuki kâfirler (Siyonistler, Haçlılar ve işbirlikçi münafıklar) hoşlanmasalar da Allah nurunu (İslam’ı) tamamlamaktan (hâkim kılmaktan) asla vazgeçmez.” Burada “KÂFİR” kelimesini “İslam’a ve iktidarına” karşı çıkanlar olarak okumak gerekir. Bu ayette bize, İslam ile savaşan ve hâkimiyetini istemeyen bir topluğun bulunduğu bildirilmektedir. Allah bize, düşmanımızı tanıtıyor ve bunlara karşı vaziyet almamızı emrediyor. NİSA 76: “İman edenler Allah yolunda (İslam ve hâkimiyeti için) savaşırlar, inkârcılar ise tâğut (Siyonizm, bâtıl gayeler ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına (Siyonistlere, haçlılara ve işbirlikçi münafıklara) karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu (aldatma ve aldanma) düzeni pek zayıftır.” Bu ayet bize, mücadele mecramızı gösterirken, aynı zamanda batıl gayeler için savaşan düşman unsurlar karşısında takınacağımız tavrı da net bir şekilde emretmektedir. Mümin ve Müslüman olan bir kimse olaylar karşısındaki duruşunu zanlara göre değil, naslara göre belirler. Yoksa hayra hizmet edeyim derken şerre hizmet edenlerden olabilir. Kur’an; TAĞUT ve batıl gayeler için savaşanları Şeytanın dost ve yandaşları olarak tanıtmaktadır. Bu topluluklara hükmeden ve onları batıl davalar için savaştıran şeytandır. MÜCADELE 19: “Şeytan onları (Siyonistleri, haçlıları ve işbirlikçi münafıkları) hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ın zikrini (Kur’an ve nizamını) unutturmuştur. İşte onlar şeytanın fırkası (Hizbi Şeytan) olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın fırkası (Hizbi Şeytan) olanlar hüsrana ve yenilgiye uğrayanların ta kendileridir.” Kur’an’ın bize itina ile tanıttığı bu “şeytan fırkası” topluluğun, İslam ve Müslümanlara karşı yürüttüğü savaşın temel hedefinin insan ve topluluklarının “Allah’ın yolundan saptırmak” olduğu bildirilmiştir.

YAŞADIĞIMIZ SAVAŞ

ABD; AB ve İsrail’in müştereken yürüttüğü 20. Haçlı savaşı, “Büyük İsrail’i” kurmak ve Siyonizm’in dünya hâkimiyetini sağlamak için başlatılmış bir inanç savaşıdır. Bu savaşı kazanamayacaklarını bildikleri halde inatla yürütmektedirler. Bu şeytan fırkası için “Büyük İsrail’i” kurmak, vazgeçilmez DİNİ bir hedeftir. Bu Siyonist şer ittifakı, yürüttükleri bu savaşın aleyhine olarak kimseyle bir anlaşmanın içinde de olmazlar ve olmamışlardır. ABD; AB ve İsrail ittifakının bu savaşta kullandığı en önemli silah FİTNE silahıdır. Bu fitne öyle bir fitnedir ki, Müslümanlar ve insanlar birbirleriyle savaşırlar, ancak niçin savaştıklarını bilmezler. Peygamberimiz bize böyle bir fitneyi haber vermektedir: “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, katil neden öldürdüğünü, maktul de neden öldürüldüğünü bilmeyecek. Bu nasıl olacak?” diye soruldu: “Kargaşa ve fitne. İşte o zaman hem katil, hem de maktul cehennemlik olacaktır” (Müslim) ABD, AB ve İsrail ittifakı, 20. Haçlı savaşını orijinal kuvvetleriyle değil, kurdukları taşeron örgütler eliyle yürütüyorlar. Suriye’de iç savaşı çıkaran ABD, AB ve İsrail ittifakı olmasına rağmen, alanda birbiriyle savaşanlar Müslümanlardır. Birbiriyle savaşan Müslümanlar bu savaşı niçin yapıyorlar? Bu sorunun cevabı üzerinde duran da, araştıran da yoktur. ABD; AB ve İsrail ittifakı, yönettikleri bu vekâlet savaşlarıyla Suriye’yi, Türkiye’yi, Arabistan’ı, Irak’ı ve bütün bir bölgeyi Müslümanlardan temizlemek istiyorlar. Adım, adım hedeflerine de ulaşıyorlar. Yine peygamberimiz Müslümanların böyle bir duruma düşüp bu düşmanların oyununa geleceğini bize haber veriyor: “Siz, sizden önceki insanların yollarına, mutlaka karış karış, arşın arşın uyacaksınız, hatta onlar kertenkele deliğine girseler bile, siz de onlara uyup o deliğe gireceksiniz. Ey Allah’ın Resulü, onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mıdır? diye sordular. «Ya başka kim olacaktır? Diye cevap verdi” (Buhari ve Müslim) Bu hadiste Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanların yollarına girip onların gayelerine hizmet etmeleri kınanmıştır. PKK/PYD, DAİŞ, FETÖ ve bölgede birbiriyle savaşan bütün guruplar, bilerek veya bilmeyerek Siyonizm’e hizmet ediyorlar. ABD, AB ve İsrail ittifakını hala güvenilir müttefikler olarak görüp maşalarıyla savaşmak, onlar tarafından yürütülen bu kirli savaşa alet olmaktır. Bütün bir İslam coğrafyası bu gerçeği bilmek ve görmek zorundadır ki bu kirli savaştan ve sonuçlarından kendisini koruyabilsin.

SAVAŞIN DOĞRU TARAFI

İslam ile Siyonizm arasında yaşanan 20. Haçlı savaşında doğru taraf İslam cephesidir. Bu cepheyi bugün Milli Görüş ve Müslüman Topluluklar Birliği temsil etmektedir. Milli Görüş ve Müslüman Topluluklar Birliği Siyonizm ile mücadelesini siyaset zeminde yürütmektedir. Adil Düzen ve İslam Birliğini kurma çalışmaları bu cephenin yol haritasıdır. Her şeyden önce Milli Görüş ve Müslüman Topluluklar Birliğinin birinci hedefi coğrafyamızda yaşanan bu vekâlet savaşlarının durdurulmasıdır. Türkiye bu cepheye önderlik yapacak birikime sahip bir ülke iken hala ABD, AB ve İsrail ittifakı ile iş tutma yolunun tercih etmektedir. Bu yol çıkmaz sokaktır. Bu yanlıştan dönülmelidir. Hâlbuki Rabbimiz bize nerede duracağımızı emretmiştir: BAKARA 193: “Fitne (vekâlet savaşları) tamamen yok edilinceye ve din (ve düzen) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla (Siyonistler, haçlılar ve işbirlikçi münafıklara karşı) savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” Yapılması gereken budur. Selam hidayete tabi olanlara…