GERİLİMLİ bir zamanda insanların gözleri görmez olmuş, ruhları kararmış. Sağlıklı bir ortamda değiliz. Sağlıklı düşünenlerin, çözüm yolları arayanların, yol gösterenlerin bu ortamda karşılık bulmaması doğal. Çünkü ortam çok bulanık, muğlak, çok karışık ve gerilimli. İdeolojiler artık siyasal olmaktan çıktı, kabile, mezhep, klik çatışmalarına döndü. Coğrafyamız parçalanıldı.

Türkiye, Irak ve Suriye bağlamında son birkaç yıl içinde bölgeyi saran ateşin hangi boyutlarda olduğu ortada.

Bir kesim bir diğerine acımasız saldırıda bulunuyor, onlarca insan ölüyor. Bir taraf diğer tarafı lanetlerken onlarla aynı havayı solumaktan ötürü öfke ve nefretlerini dile getirenler onlardan hiç de geri kalmıyorlar. İnsanî bakış hemen herkes için önemli. Benim insanım kıymetli siz bir hiçsiniz diyorsanız siz önce kendinize değer vermiyorsunuz anlamına gelir. İnsanın kurtuluşu bütün insanlık için önemli. Türklerin veya Kürtlerin üstünlükleri ve bağımsızlıkları duygusu öteleyici ve baskı getiricidir. Yüzyılı aşkın bir zamandır insanımız bölümlenirken bir kesim üstün insan olma özelliğine sahip oluyor diğerleri onların köleleri, marabaları konumuna indirgenmiş oluyor.

Araplar örneğinden yola çıkarsak bölünmüşlükleri asla ırkî ve kültürel değil. Bölgedeki Arap ülkelerine bakalım, bir kimlik ve var olma anlamına mı geliyor Suud, Yemen, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak, Katar, Suriye, Ürdün, Lübnan, Mısır bunların varlığı hangi kimliğe dayanıyor ki. Bölgede bir Kürt devletinin eksikliği bölgeyle ilgili bir sorun. Bir de emperyalizmin önceden belirlemiş olduğu sınırlarla ilgili.

Şu son olaylara bakıldığında olay artık Kürt kimliği savaşını çoktan aştı. Kürt kavmiyetçi partisi Türkiye partisi olma adına girdiği yol olumluydu. Yalnız 68 dönemi solunun güdümüne girmiş olması alanını daralttı. Solun zaten bu ülkede yeteri kadar bir karşılığı yok.

Servislerin güdümünde olan örgütler bu gibi duyarlı dönemlerde ortaya çıkarlar. Bunu bütün örgütler için söylüyoruz. Birini diğerinden ayırt etmiyoruz. Tabandaki masum gençler ne olup bittiğinin farkında değildirler. Çünkü onları yöneten bir güç var.

Suruç’ta ölen gençler Kürt mü Kürtçü mü Onlar Kürt kimliğinin savunucuları mı, yoksa başka bir düşüncenin mi Bu gençlerin ölümü oldukça üzücü. Böyle bir duruma kurban gidiyor olması daha da üzücü. Karşı çete, grup ya da kamp, her ne ise onların bu vahşi tutumunu lanetlerken, onlarla aynı havayı solumaktan ötürü hayıflanırken, onların yaptıklarının aynısını başka masumlara yapıyor olmalarının anlamı nedir İnsancıl gibi görünenlerin başka insanların haklarına canlarına kastı ne anlama gelir

Suruç’ta ölen gençler Türkiye’nin dört bir tarafından gitmişler. İçinde Karadenizlisi de var, başka bölgeden olanı da. Demek oluyor ki bu savaş artık sadece Kürt kimliği savaşı değil. Ayrıca Kürtçü kimliği mensupları kendilerini böyle anlatamaz ve tanımlayamazlar.

İşin daha da ilginci medya üzerinden olan gözlemlerimizde IŞİD’den yola çıkılarak bir İslâm düşmanlığı ve İslâm’a karşı bir savaşa döndüğü yönünde. Ulusalcı bir Türk’ün, ya da liberal bir Türk’ün buradaki feryadı, Kürtlerin verdiği mücadele adına değil. Asıl üzerinde durulması gereken budur.

IŞİD’in bir proje olduğu, yönlendirildiğini aylardır yazıyoruz. Nedenleri üzerinde çok durduk.

Bu felaket insanlığın, insanımızın ölümüdür. Bu toprakların insanı bizim insanımızdır. Birini diğerinden ayırmıyoruz. Suruç’ta ölen gençler, öldürülen polis ve askerler bizim insanımız. Birbirimizi öldürmekle tüketiyoruz. Bir şey de kazanmıyoruz. Ölen gençler özgürlük mücadelesi veriyorlarsa kendi özgürlüklerine olan yürüyüşlerini bitiriyorlar. Ölümleri kendilerine hiçbir kazanç sağlamıyor. Onlar öldükten sonra ne değişiyor, kendi özgürlüklerini ve hayatını feda edenlerin nasıl bir kazancı oluyor ki.