Al Jazeera yazarlarından Michael Marderın Israels medievalism/İsrailin ortaçağ takıntısı başlıklı yazısı geçmişle alakalı tedailere ve çağrışımlara neden oldu. Zira makale, İsrail İçişleri Bakanı Eli Yishainin boyundan büyük laflar ederek; İsrailin Gazzeye saldırısının bu şeridi orta çağlara döndüreceğine dair sözlerini ele alıyor. İsrail yönetimi başkalarını orta çağlara göndermeye pek meraklı. İsrail İçişleri Bakanı Eli Yishai bu uçuk ve savruk konuşmalarında yalnız da değil. İsrailli siyasetçiler ve kanaat önderleri sorumsuz sözlerle saldırganlığı körüklüyor. Bunlardan birisinin Beyrut Kasabı Şaronun oğlu olması tesadüf değil. El ibnu sinve ebihi diye Arapça bir deyim vardır. Armut dibine düşer misali oğullar da babalara benzer ve çekerler. Gilad Şaron da babasını aratmıyor ve adeta onun daha çılgın kopyası. Aşırı sağcı İsrail gazetesi Jerusalem Posta yazdığı bir makalede hünerini ortaya koymuş. Gilad Şaron, ABDnin Nagazaki ve Hiroşimaya attığı atom bombasını hatırlatarak, Gazzeyi "dümdüz etmeliyiz" diye yazıyor. İsrailin "Savunma Sütunu" operasyonuyla Gazzeyi yerle bir etmesini isteyen Gilad Şaron, Filistinlilerin Hamas yönetimini bilerek seçtiğini ve bu yüzden "masum siviller" olmadıklarını ve cezalandırılmaları gerektiğini savunuyor. Jerusalem Post gazetesindeki "Kesin sonuç gerekli" başlıklı yazısında, ABDnin İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima ve Nagazakiye attığı atom bombasına göndermede bulunan Şaron, Gazzeyi dümdüz etmek gerekiyor diye yazıyor. "Filistinle savaşta orta yol yok" tezini dillendiren Gilad Şaron, "Gazzede taş üstünde taş bırakmamalıyız. Bütün Gazzeyi dümdüz etmeliyiz. Japonlar yeterince çabuk teslim olmadıkları için Amerikalılar Hiroşima ile durmadı, Nagazakiyi de vurdu diye sınır tanımaz çılgınlığını sergiliyor.

Haması teslim olmaya zorlamak için Gazzenin tüm altyapısını yok etmek gerektiğini savunan Gilad Şaron, Gazzeye "tam abluka" uygulanmasını tavsiye ediyor. Küçük Şaron, Gazzede elektrik olmamalı, benzin ya da hareket eden tek bir araç, hiçbir şey olmamalı. İşte ancak o zaman gerçekten ateşkes çağrısı yaparlar diye satırlarına devam ediyor. Hamasın anladığı dilin adeta devlet terörü olduğu fikrini işliyor. Bu bağlamda, Malezya eski Başbakanı Mahatır Muhammed ile Başbakan Erdoğan İsraili devlet terörü yapmakla suçladılar. Lakin bu söyleminde Gilad Şaron tek başına da değil. Çılgınlar mangasından bir diğeri, eski bar fedaisi olan Avigdor Lieberman da 2009 seçimleri öncesinde "Gazzeye atom bombası atmalıyız" demişti. Çılgınlar milleti birbirine ne kadar da benziyor! Lieberman Hamas iktidarda olduğu müddetçe İsrailin güvende olamayacağını ve kıyı şeridine atom bombası atılması gerektiğini savunmuştur. Hamasa karşı ABDnin II. Dünya Savaşında Japonyaya yaptığını yapalım" diyen Lieberman, "Gazzeyi işgal etmek gereksiz diye de ukalalık yapmıştır.

Bu söylem bize bir yerlerden tanıdık geliyor. Şaronlar gibi Bushlar da bu dili kullanıyorlardı. İsrailin çılgınları Filistinlileri tehdit ederken Amerikalılar da Pakistanlıları böyle tehdit etmişlerdi. Müşerref bunu itiraf etmiş ve Ateş Hattı adlı hatıratında da değinmişti. Müşerref, CBS televizyonuna verdiği mülakatta "ABD, 11 Eylül sonrasında bizi tehdit etti" diyerek bir hatırasını paylaşmıştı. Perviz Müşerref tehdidin nasıl gerçekleştiğini de anlatmıştı: "Pakistan İstihbarat Örgütü (ISI) Başkanı bana gelip dönemin ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitageın kendisine Terörle mücadelede yeterince işbirliği göstermezseniz bombalanmaya hazır olun. Pakistanı taş devrine döndürürüz! dediğini aktardı. Armitageın bu tavrı çok terbiyesizceydi..." Arik denilerek sevimleştirilmeye çalışılan Şaronun lakabı buldozerdi. Timsah da olabilir. Fark etmez. Lakin Amerikalı savaş çılgınlarıyla aynı dili paylaşması ortak mayalarının bir ürünüdür. Amerikan çılgınları savaşlarla ve yolsuzluklarla ABDnin sonunu hazırlamışlardır. Şaron da onlar gibi savaş çığırtkanı ve onun ötesinde yolsuzluklarla malul bir siyasetçi idi. Gilad Şaron bitkisel hayatta yaşayan babasından ibret almak yerine onun skorunu kırmanın derdinde. Kalplerinde gizledikleri düşmanlık tohumları elbette daha büyüktür. Kuran bu hususta onları şöyle tasvir ediyor: "Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık (Al-i İmran 118).."