ÖNCE yine bizim asıl işten gireyim. Yani Bursaspor la
Fenerbahçe nin oynadığı kupa yarı finalinden... Keşke koca bir sezon izlediğimiz
maçlar böylesine çekişmeli, zaman zaman kaliteli futbol olgusu taşıyabilse...
Pozisyon zenginliği yaşaya bilsek, çim üzerinde alkışlayacağım hareketler
yapılabilse...
Evet, genel olarak yazıyorum, bu sezonun en iyi futbol
oynayan takımı bana göre Bursaspor dur. Bunu da bu sütunlarda çok defa dile
getirdim. Ancak ne var ki, her takımın olduğu gibi Bursaspor un da bazı
zaafları vardır. Nedir mi Bursaspor un bu kadrosu rakibin üzerine yüklenerek
kolay kolay sonuç alamaz. Çünkü adam
geçme özelliği olan Volkan, Belluchi, Joshue, hatta Bakambu gibi oyunculara
genişlemiş veya uzamış alanlar çok uygundur. Fernandao için bile aynı şeyleri
söyleyebiliriz. Şener için öyle değil midir Ozan Tufan, önünde uzun koridor
oluştuğunda nasıl da driplinglerle oralara dalar. Ama Fenerbahçe bütün bu
özellikleri en az yararlı olabileceği düseye indirdi. Nasıl mı Emre ve
Meireles gelmeyince, iş Topal la Selçuk a kaldı. Bu arada Alper Potuk un orta
alanda oynatılma yanlışından da otomatik olarak vazgeçilmiş oldu. Diego tek
patron olarak ve de önünde koşucu Emenike olduğundan sivrilebildi. Nasıl mı bir
başka açıdan Selçuk ve Topal gibi iki ön liberonun geride sigorta oluşlarından
kaynaklanan fazla geriye koşmayarak fizik gücün korunması gibi...
Eh, buradan bakarsak, Cadlec, Egemen ve Alves gibi geri
bankolarının yanı sıra sadece zaman zaman Gökhan çıktı. Gökhan çıksa da, iki ön
libero olduğundan kademe de kolaylaştı. Yine de Fenerbahçe ceza sahasına,
özellikle ikinci yarının bazı bölümlerinde düşen mayınlar patlamadıysa bunda
Bursasporlu futbolcuların yanlışları ve telaşları rol oynadı. Sonuç olarak ilk etabı Fenerbahçe 2-1
kazandı. Hem de deplasmanda... Yani kendi sahasında 1-0 yenilse bile finalist
olacak. Ancak ne var ki, şayet Bursaspor hâlâ iddia taşıyorsa rövanş sanki
yılın maçı olur derim...
VE BEKAROĞLU
Sayın Mehmet Bekaroğlu, CHP ye geçti. Olabilir. Ama
beklerdim ki aynı Bekaroğlu, CNN de salı akşamı yayınlanan programda bir çıkış
yapsın... Ne için mi Bu Şirin Payzın diye hep kendi sultasına uygunları
programına çıkaran bayanın yanında İhsan Eliaçık isimli bir İlahiyatçı vardı.
Dediler ki, İslam dininin beş şartı olan şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve
hacca gitmek sadece kitapta yazar. Oysa asıl şartlar insancıl davranmak, iyilik
yapmak... falan gibilerinden zaten insanla diğer canlıları ayıran özellikleri
dinin şartı olarak saydı. Ve ne acıdır ki, sıra Mehmet Bekaroğlu na geldiğinde
bu sözlere tek bir kelime tepki çıkmadı. Önce hayret ettim, sonra da üzüldüm.
Koltuk umudu ne kadar kötüymüş meğerse