Dünkü yazımızda bir çiftlikten söz etmiştik. Tabii ki bildiğiniz çiftlik değildi bu. Bizim futboldaki çiftliğimizden söz etmiştik.

Şimdi başka bir yöne dönelim. Beşiktaşlı Veli, Adana Demirspor’a kaybettikleri kupa maçında rakibiyle girdiği ikili mücadeleden sonra hakem Adanalı oyuncuyu kırmızı kartı gösterince, “Hocam bana değmedi bile, kırmızı yanlış olur” ikazında bulundu. Hakem de pardon deyip sarıyı çekti. Helal olsun! Semih’i de hatırlayalım. Hakem aut verdiğinde, “Hayır hocam top bana çarptı korner” demişti. Cüneyt Çakır da kendisini tebrik edip, teşekkürlerini de sunmuştu. İşte bunlar da dün sözünü ettiğim çiftliğin dışındaki yeşillik alanlardır.

Devam edelim mi Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Diyarbakır’da kazanılan kupa maçından sonra şöyle konuştu: “Takımı biraz fazla yordum. Son idmandaki çift kalede öyle keyifli idiler ki, fazladan hayli bir süre oynamaya devam ettiler. Ben de kesmek istemedim. Oyunumuz bu yüzden, yani aşırı yorgunluktan biraz düştü...” İşte futbolcu böyle hocayı sever. Benden söylemesi.

İsmail Kartal hocanın, “Kupada gidebileceğim yere kadar gitmek istiyoruz” biçimindeki ilk demeci büyük tepki topladı. Sanırım ve hatta eminim ki, yönetimden baş sorumlu kulağa asılmıştır. İsmail hoca da bir sonraki demecinde, “Gidebildiğimiz yer tabii ki final ve kupayı kaldırmak” biçiminde hafif bir vücut çalımı çekti. Olsun, yanlıştan dönmek de bir erdemdir.

Türkiye Kupası maçlarını da lig kadar olmasa da şöyle göz ucu ile diyelim, izliyoruz. Ama burada bir diyeceğim olacak. Bu kupayı bölgesel düzenlesek daha iyi olmaz mı Türkiye bizim zamanımızın coğrafya derslerinde 776 bin km kare idi. Şimdi büyümüş de... Kulüplerin ekonomik durumlarını da göz önünde tutarsak, örneğin, Tuzla’dan Gaziantep’e Tuzlaspor kaça gider kaça gelir Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor, yarın İstanbul’a Galatasaray maçına kaça gelir, kaça gider Örnek kıyamet gibi... Büyükler bile zorlanırken üç kuruş geliri bile olmayanları bu zulümden kurtarmak gerekir. Bildiğim kadarı ile Türkiye 7 bölgeden oluşur. Bölersin kupanın, örneğin birinci ve ikinci ayaklarını yediye, böylece daha az zararla atlatırlar bu mücadeleyi... Efendim, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş’la oynamak ne güzel... Sen onu bir de bu küçük kulüplerin yöneticilerine sorsana!

Bizim dünkü çiftlik başlıkla yazımıza gelen yorumlardan ikisi dikkatimi çekti. Okurlarımdan Ömer Ersoy demişler ki, “Hocam ülkenin her yeri, her şeyi çiftlik oldu zaten...” Doğru görüşe ve doğru söze ne denir Selim Sesler de, “Spor medyası, eski futbolcu yeni yorumcu, dinozor, dansöz, antrenör, tetikçi, passatçı, ne varsa ağzına kadar çiftlik olmuş...” Doğrudur... Dün antrenör bugün yorumcu, aynı zat yarın gene yorumcu... Sonra gene antrenör. Biz de ne dedik; Varsa dünyada benzeri bilelim... Acı ama gerçek. Sergen demiş ki, “Hafta içinde Sivas’ta göreve başlayacağım. Şimdi program yaptığım kurumla küçük bazı meselemiz, hesabımız var, onları çözmeye çalışıyoruz...” Sonra Sivas’a varmış... TRT yetkililerine soruyorum; Size kaça patladı bu değişim Benim vergilerimle yayın yapıyorsunuz Hakkım var değil mi Sonra çiftlik deyince kızıyorsunuz... Ama kabahat sizde de değil galiba... Beni Amerika’ya başkan yaparsanız koca süper ülke iki günde gümler... Yani mi Anladınız siz...

Pardon bitmedi... Efendim, ABD başkanı Obama’nın, Küba lideri Fidel Castro’un biraderi ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra, 50 yıllık ambargonun hafifletileceği müjdesini almış ve halka bildirmiş. Ortalık bir anda bayram yerine dönmüş... İster misiniz; pek yakında Küba’dan seyahate çıkış ve en azından ülke içinde gezinme özgürlüğü izninin de çıktığı açıklansın. Artık hali kalmamış otomobillerin biraz daha yeni modellerle değişimine geçenlerde izin çıkmıştı zaten... Bir bakarsanız, artık ayakta durmakta zorluk çeken binalardan bazıları da yenilenir. İster misiniz, yabancı çiklet, çikolata, bisküvi, tıraş malzemesi, hanım makyaj malzemesi falan da ithal edilsin... Yok yok olamaz... Bizim, Bodrum’da balık yokmuş gibi yazın buzluklar içinde oralara İstanbul’dan lüfer balığı taşıyan hızlı(!) komünist sanatçıların durumunu çok merak ediyorum doğrusu...