Durun, durun!

Sayın Arınç’ın vücudunun neresinde ben olduğu bizi hiç ilgilendirmez.

Biz benliğini sarmış gurur ve kibirden bahsediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde sarf ettiği şu sözlerdeki “ben”lere bakar mısınız

“Ben sadece bir bakan değilim!”

“Benim aynı zamanda bir özgül ağırlığım var!”

“Benim bu özgül ağırlığım başkalarından farklıdır!”

“Ben bir yerde bulunuyorsam, sadece bir makam işgal eden bir bakan değilim!”

“Ben partinin görüşlerini, düşüncelerini, geçmişini, bugününü ve geleceğini temsil eden bir insanım!”

“Herkes beni böyle değerlendiriyor!”

“Ben Meclis Başkanlığı yapmışım!”

“Ben demokrasi noktasında, özgürlükler noktasında kendimi, ailemi siper etmişim!”

“Ben gençliğimi, aşkımı, hayatımı bu yola vermişim!..”

“Birileri beni yıpratmasın!”

“Ben kum torbası yapılacak biri değilim!”

Ve başka nice “ben” merkezli söylemler!

İşte bu “ben”ler çok tehlikeli…

Halk dilinde “enaniyet” de denilen bu benlikler, sadece kendisini veya bizi değil, tüm milletimizi ilgilendirir. Çünkü kendisi “Başbakan Yardımcısı, Başbakan Vekili”dir.

Acaba bu sözler bir şaşkınlık eseri olarak mı söylenmiştir

Belki!

Alınan kararlardan ve hükümet adına söylenen sözlerden önce, kendisi ile istişare edilmediğini ifade ederken, benliğini öne çıkaran çok tehlikeli tavırları olduğunu göstermiştir.

Bizim köşemizi takip edenler hatırlayacaktır, 2013 yılının başında kendisini “2012 yılının en şaşkını” olarak ilan etmiştik. Sebep olarak da, ortak akılla hareket edeceğiz diye yola çıkanların, ona artık itibar etmediğini, onun da bu sebeple her gün şaşkınlıkla karar değiştirerek, Başbakan’a ayak uydurmaya çalıştığını, bunu yaparken de masa tenisi topu izleyen biri gibi, bir oraya bir oraya bakmak zorunda kaldığını bu yüzden şaşkın olduğunu yazmıştık. İlave etmiştik ki, bu onun mizacına terstir.

Bu şekilde köşeye itilmiş biri olarak, rol yapmaya uzun süre tahammül edemez. Bu sözlerimizi, kendisini ve Sayın Başbakan’ı en iyi tanıyanların başında geldiğimiz için söylemiştik.

İşte patladı.

Patladı ama, “ene”sini o kadar şiddetli vurguladı ki, bu İlahi kanunlara da, devlet adamlığına da, dava adamlığına da terstir. Gurur ve kibrin bir ifadesidir. Bu ise kendi sırtında bir yüktür. İnsanlar bu benlikten hoşlanmazlar. Allah da yasaklamıştır.

Allahımız İsra Suresi’nin 37. Ayetinde şöyle buyuruyor:

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca erişebilirsin!”

Yani “ben”, Arınç’ın sırtında Allah korusun, kendisini dünya ve ahrette felakete sürükleyebilecek bir yüktür. Millete de zararı olabilecektir.

Sanılacaktır ki, bunları anlık bir öfke ile sarf etmiştir. Yine sanılacaktır ki, böyle benlikli bir kişiliği yoktur.

Biz de deriz ki, Sayın Arınç’ın kendi ifadelerine göre kendisi, 3-5 bin kelimeden ibaret olan dağarcığı ile konuşanlardan biri değildir. 20-30 bin kelime ile meramını en mükemmel şekilde ifade edebilmektedir. Böylece yukardaki ben merkezli sözlerini, kelimeleri bilerek ve seçerek kullandığı sonucu çıkar.

Aslında bu 20-30 bin kelime dağarcığının olduğu şeklindeki ifadelerinin de “ben”likle söylenmiş olduğunu yine bu köşemizde 2012 yılının Eylül ayında yazdığımız yazı ile ispat etmiştik.

Meraklıları “Bülent Arınç’ın devirdiği çamlar” isimli yazımıza bakabilirler.

Başbakan ile aralarında başlattıkları atışmalarda haklı veya haksız olduğu konusuna girmiyoruz. Ortak akıl ya da kolektif akıl ile parti ve ülke yönetmek iddiası ile Milli Görüş’ü terk edip yollarını ayıranların şahsi hallerine dikkat çekiyoruz. Ortak akılla hareket ediyor olsalar “biz, biz!” diye aynı hedefe ilerlemeleri lazımdı. Ama onlar, Allah’ın hoş görmediği “ben, ben!” nitelemeleri ile yollarına devam ediyorlar. Bu tavırlarla millet yararına bir yere varmak mümkün değildir.

Sayın Başbakan’ın da bu konuda aynı durumda olduğunu, yine bu köşeyi takip edenler çeşitli yazımızda hatırlarlar. Örneğin: “Başbakan bunları unutmuş mudur ” isimli yazımız.

Öteden beri olan ve bu atışmayla artık gizlenemez şekilde ortaya çıkan şudur:

Devlet idaresi veya bir davanın yürütülmesi “ben”lerle değil, “biz”lerle mümkündür. Ben’ler herkesin kendini düşünerek hareket ettiğinin en bariz delilidir.

Bardak çatlamıştır. Bütün dünyanın gözü önünde “ben”li çıkışlar yapılmıştır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Ben ben diyen her kişi,

Olur nefsine bende;

Kur’an ve tarih şahit,

Millet de bilir, ben de!