BU da mı ne demek Şu demek; Bir takım şampiyonluğa
koşuyorsa ve de bitime az bir süre kalmışsa, önemli olan iyi oynamış olmaya
rağmen takılmak değil öyle veya böyle kayıpsız ilerlemektir. Bu nedenle süper ligimizde
Beşiktaş ve Fenerbahçe nin bundan sonra geri kalan maçları bu anlayışla
oynayacaklarını bilerek yazıp çizmek, değerlendirmek gerekir. Tabii ki teknik
hatalar ve hakem kararları bu değerlendirmenin dışında tutulur ve öyle görüş
bildirilir.
Şimdi gelelim zor geçeceğini zaten bilinen
Beşiktaş-Antalyaspor maçına... Şenol Güneş in bu maçta dikkat çeken bir
uygulaması oldu. Yeni stoperlerden biri kenarda otururken Necip Marcelo nun
görev ortağı idi. Acaba neden derken, şifreyi ben çabuk çözdüm. Rakipte Eto o
gibi çabuk, akıllı ve hücum oyununu çok iyi organize eden bir yıldız vardı. Bu
nedenle Necip in çabukluğu, oyunu erken yakalayışı ve hamlede yedeğe çekilen
diğer yabancıdan daha zengin olduğu işe yarardı. Bu arada kaleci Tolga nın
ısınırken sakatlığının nüksetmesi
üzerine de yazalım. Bu olmaz işte... Tolga gibi deneyimli bir kaleci nasıl olur
da tam iyileşmediğinin farkına varmaz. Beşiktaş ın doktorları ne iş yaparlar
Belli ki Tolga kaleyi kaptırmak istemiyor. Tamam, da takım ne olacak peki
Ancak Boyko iyi oynayarak böylesine bir eski tip oyuncu anlayışının
verebileceği zararı önledi. Devamla... Atiba yine can simidi olarak her yere
yetişti. Quaresma az kalsın Beşiktaş ı on kişi bırakacaktı. Hiç gereği yokken
düdük sonrası topa vurup sarı kart gördü.
Sonra da sinir kat sayısı arttığından her an ikinci sarıdan atılma çizgisine
dayandı. Şenol hoca da bunu fark edip ikinci yarıya bu oyuncusunu soyunma
odasında bırakarak çıktı. Hoş Quaresma haftaya cezalı duruma düştü ama en
azından Antalya maçı kazasız belasız geçildi. Bu arada bu sözü de edemeden
geçemeyeceğim. Şenol hocam; Bu Cenk in oyuna çok geç girip çok kötü gününde
olan Gomez bu kadar içeride kalır mıydı Yoksa buralarda da bir Van Persie, bir
Podolski büyüsü mü var
Antalyaspor, maçın genelinde Beşiktaş ın ev sahipliğinden
hiç rahatsız olmadı. Her şeyi yapmaya çalıştı. Zaman zaman iyi kapandı, zaman
zaman da hücuma iyi çıktı. Ne var ki son toplarda, son paslar ya hedef şaşırdı,
ya da rakip tarafından iyi önlendi. Eto o bu maçı bölüm bölüm oynadı.
Devamlılığı olmadığı için de rakip savunma dinlenme zamanları kazandı.
Maçın tek golü gerçekten de tam anlamıyla bir batı
standardı taşıyordu. Oğuzhan-Sosa-Oğuzhan tezgahı tam bir teknik harikası idi.
Bu arada Beşiktaş ın en iyi kim diye soracaksanız. Sosa gerçekten de tam bir
çağdaş orta alan düzenleyici olarak ortaya çıktı. Her iki kanada da gelip
giderek, topu genelde öne doğru taşıyarak iyi bir figür çizdi.
Gelelim Hüseyin Göçek kardeşimize... Necip in maçın
başında yaptığı hamle veya hareket diyelim, tam bir penaltı idi. Daha sonra da
53. dakikada Diego nun koluyla yaptığı topa hamle de penaltı idi. Ve Göçek
bunları açıkça gördü de... Çünkü kollarıyla hareket çekip devam edin dedi.
Maç sonu mu Harika idi. Bütün futbolcular sarmaş dolaş,
forma alış verişinde idiler. Olması gerekende bu idi. Çünkü bir maç oynanmıştı.
Biri kazanmış diğeri kaybetmişti. Ama kazanan spor ve dostluk olmalıydı.