Milli Takım yeni macerası için işe Danimarka özel maçı
ile girişecek. Yani 9 Eylül deki resmi İzlanda maçı öncesi ciddi bir rakiple
hazırlık yapacağız. Bence yanlış. Neden mi Rakip sert oynayan, fizik
mücadelesini yorulmaksızın yapan bir futbolcu topluluğu... Yani Türkiye nin
yarın maçı var aman itidalli davranalım gibilerinden bir yumuşamaya girmez.
Zaten kendi maçı da var...
Peki, Milli Takım bu İzlanda maçına gitmenin arifesinde
neden böyle bir zorlu hazırlık maçı alır Bilmem. Ama bildiğim bir şey varsa da
o da Terim in takıma son bir defa daha bakma isteği... Şimdi bir soru; Acaba bu
Danimarka, İzlanda ile bir benzerlik taşıyor mu Bu yüzden mi rakip olarak
seçildi Bu, en akla yatan sebep gibi gözüküyor. Hani insanın aklından, acaba
bu İzlanda maçı öncesi illa da bir hazırlık maçı oynamak gerekiyor muydu diye
de bazı sorular geçmiyor değil. Öyle ya Terim hoca elindeki bu takımı seçtiğine
göre, kim varsa hepsini tanıyordur. Yani takımı kurarken, kimlerin geri
dörtlüde aday olduklarını, orta alanın kuruluşunun dörtlü mü, üçlü mü olması
gerektiğini, en son adamın isminin ne olacağını biliyordur. Biz Terim i böyle
tanırız.
Neyse, umarım ve dilerim ki, başımıza bir ciddi sakatlık
falan gelmesin. Bunu söylerken Terim hocanın kafasında çoktan belirlenmiş ideal
kadrodan birilerine bir şey olmasın diyorum. Çünkü benim tanıdığım Terim,
kadroyu da, sistemi de, kurguyu da çoktan belirlemiştir.
Son bir kısım... İzlanda ile fi tarihinde bir kere daha
oralarda oynamıştık. Bendeniz de o maçı orada canlı izlemiş ve yorumlamıştım.
Tınaz Tırpan kardeşim de hocaydı. Yenilmiştik. 2-1... Bu bizim yolumuzu kesen
çok acı bir yenilgi idi... Yani rakibin ismine bakmadan, fizik üstünlüğüne,
sertliğine, çok koşmasına dikkat! Zaten artık Avrupa haritası üzerinde öyle
8-10 yiyen rakip de pek kalmadı.
Not: Bu yazı Milli maç oynanmadan 5 saat evvel
yazılmıştır.