Ancak nörobilim ve psikoloji alanında gerçekleştirilen uzun soluklu bilimsel araştırmalar, insanoğlunun bu konuda ciddi bir yanılgı içinde olduğunu gösteriyor. Zirveye ulaşıldığında hissedilen o yoğun tatmin duygusu, ne yazık ki kalıcı bir etki yaratmıyor. Psikoloji literatüründe "hedonik adaptasyon" olarak adlandırılan bu durum, bireylerin olumlu gelişmelere son derece hızlı uyum sağladığını kanıtlıyor. Uzun süre hayali kurulan lüks bir araba, yeni bir ev veya beklenen o büyük terfi ilk dönemlerde yüksek bir coşku kaynağı olsa da zamanla sıradanlaşıyor ve kişi başlangıçtaki duygu durum seviyesine kaçınılmaz olarak geri dönüyor.
Mutluluğun Yüzde 40'ı Bireysel Seçimlerde Gizli
• Pozitif psikoloji araştırmacısı Sonja Lyubomirsky ve ekibi, mutluluk üzerine bir çalışma yürüttü.
• Kalan %40’lık kısım ise bireyin günlük alışkanlıkları, tercihleri ve davranışlarıyla şekilleniyor.
Harvard Araştırmasından Çıkan Çarpıcı Sonuç
Uzman psikiyatristler ve akademisyenler, zihinsel iyi oluş halini yukarı taşımak adına sürdürülebilir bazı pratiklerin hayata geçirilmesini tavsiye ediyor. Bu süreçte öne çıkan bazı bilimsel başlıklar şunlardır:
-
İlişkilerin Niteliği: Tam 80 yılı aşkın bir süredir kesintisiz şekilde yürütülen ve bilim dünyasının en prestijli çalışmalarından biri olan Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması'nın güncel raporları, ömür süresini ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en birincil unsurun sosyal ilişkilerin kalitesi olduğunu doğruluyor. Araştırmayı yöneten Robert Waldinger, çevrenizdeki insanların sayısından ziyade, onlarla kurduğunuz bağın derinliğinin fiziksel ve ruhsal sağlığı doğrudan koruduğunu vurguluyor.
-
Minnet Günlüğü ve Akış Deneyimi: Her gün düzenli olarak teşekkür hissi uyandıran üç somut detayı kağıda dökmek, beynin pozitif unsurları algılama mekanizmasını güçlendiriyor. Bununla beraber spor, müzik ya da resim gibi uğraşlar sırasında yakalanan ve zaman algısının tamamen kaybolduğu "akış" (flow) anları motivasyonu üst seviyeye çıkarıyor.





