Dünya siyasetinin kalbi şu sıralar Ankara'da atıyor. Cadde ve sokakların bayraklarla donatıldığı, eşine az rastlanır devasa güvenlik önlemlerinin alındığı NATO zirvesi telaşı, akıllara hemen o efsanevi tarihi getirdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel savunma dengelerini değiştirmek için kurulan pakta girmemiz hiç kolay olmadı. Kore'de dökülen kanların, gösterilen insanüstü kahramanlıkların ardından gelen o meclis oturumu, aslında Türkiye'nin küresel askeri arenadaki yerini sabitlediği en net kırılma anıydı.
MECLİSTE NEFES KESEN OYLAMA
Türkiye'nin kaderini belirleyecek o kritik oturum, 18 Şubat 1952 Pazartesi günü saat 15.00'te TBMM Başkanı Refik Koraltan'ın tokmağı vurmasıyla açıldı. Heyecan doruktaydı. Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, kürsüye çıkarak o dönüm noktasını meclis üyelerine şu sözlerle duyurdu:
"Çarşamba günü Atlantik Konseyi Lizbon'da toplanacaktır. Bu itibarla, işin müstaceliyetine binaen bu komisyon raporunun ve kanun tasarısının ruznameye alınmasını ve diğer maddelere tercihan müstaceliyetle müzakeresini rica ediyorum ve bu hususta bir takrir veriyorum."
Hemen ardından ittifak davetinin tarihi detaylarını paylaşan Köprülü, milletvekillerine şöyle seslendi:
"Muhterem arkadaşlar, Birleşik Amerika Hükümeti, Atlantik Andlaşması üyesi bulunan bütün devletler namına Türkiye'yi Atlantik Andlaşmasına katılmaya resmen davet etmiş bulunmaktadır. Bu davete istinaden hazırlamış olduğumuz kanun tasarısını bugün tasdikınıza arzetmekteyiz. Şükranla arzedeyim ki tasarı Dışişleri Komisyonu tarafından oy birliğiyle tasvip edilmiş bulunuyor. Yüksek Meclis'çe de tasvip edildiği takdirde, usulü mucibince Birleşik Amerika Hükümetine, Andlaşmaya iltihakımızı bildiren vesika derhal tevdi olunacak ve bu suretle Türkiye, tam ve eşit haklarla Atlantik Andlaşması'nın üyesi olacaktır."
Türkiye'nin masadaki ağırlığına dikkat çeken Köprülü, konuşmasını şu çarpıcı ifadelerle tamamladı:
"Atlantik Andlaşması camiasının savunması için Türkiye'nin bu camiaya bağlanmasının ona mensup devletlere temin edeceği faydalar üzerinde söz söylemeye artık lüzum yoktur. Çünkü onlar bu hakikati çok iyi anladıkları içindir ki, bizi kendi aralarına katılmaya davet etmiş bulunuyorlar."
TARİHİ TUTANAKLARA YANSIYAN SÖZLER
Tasarının görüşülmesinde iktidar ve muhalefet adeta tek yürek oldu. Dışişleri Komisyonu Başkanı Firuz Kesim kürsüden, "İdeallere bağlılık Türk milletinin şiarıdır" diyerek Batı'ya güven mesajı gönderdi. CHP adına kürsüye gelen Faik Ahmed Barutçu ise bu kararı şu sözlerle destekledi:
"İdealimize uygun olan bu neticeyi Cumhuriyet Halk Partisi, memleketin siyasi emniyetini müşterek ahde bağlayan bir vesika olarak kıymetli saymaktadır. Bugün iltihakımızla kader birliği yaptığımız devletlere, biz bir askeri kudret ve emniyet eklemiş oluyoruz. Atlantik Paktına girişimiz kuvvetli ve itibarlı bir Türkiye'nin uzun seneler her milletten ziyade yaptığı fedakarlıkların mahsulü ve cihan hadiselerinin Türkiye'nin ehemmiyetini artıran bir neticesidir. Millet olarak bu neticeyi uzun fedakarlıkların bir semeresi olarak karşılıyoruz. Atlantik Paktını milli bir eser olarak tasvip ediyoruz, memleketimiz için ve dünya sulhu için hayırlı olmasını temenni eyleriz."
Demokrat Partili Rıfkı Salim Burçak da Kore gazilerini anmadan geçmediği o meşhur konuşmasında satır aralarına şu notları düştü:
"Atlantik Paktı, sağ kanadını kara Avrupa'nın en kuvvetli ordularından birine sahip ve dünyanın en ehemmiyetli stratejik noktalarından birinde kain Türkiye gibi bir devlete istinat ettirmekle çok şeyler kazanacaktır. Emniyetle söylenebilir ki, yurdumuzun mukadderatı bugünden itibaren hür milletler topluluğunun mukadderatına artık ayrılma kabul etmez bir surette bağlanmış oluyor. Bugün Türkiye Atlantik müdafaa sistemine Batı devletleriyle, eşit haklar ve eşit vazifelerle giriyorsa bunda Kore kararının ve orada bütün dünyanın takdirini kazanan kahraman ordumuzun şerefli hizmetlerinin hissesi pek büyüktür."
ESER HİÇ ŞÜPHE YOK MİLLETİNDİR
Oylama vakti geldiğinde meclis genel kurulunda çıt çıkmıyordu. 410 milletvekilinin katılımıyla gerçekleşen oylamanın sonuçları tarihe altın harflerle şöyle kaydedildi:
"BAŞKAN - Kanunun tümünü açık oyunuza arzediyorum. Kabul edenler beyaz, etmiyenler kırmızı oy vereceklerdir. (Seçim çevresi itibarıyla isimler okunmak ve oy pusulaları hitabet kürsüsüne konulan sepete atılmak suretiyle oylar toplanıldı.) BAŞKAN - Reylerini kullananlar lütfen yerlerini alsınlar. Rey vermiyen arkadaş kaldı mı? Reylerini kullanmıyan arkadaş kalmadığına göre oy toplama muamelesi bitmiştir. Reylerin neticesini arzediyorum. Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun'a rey veren arkadaşların sayısı 410'dur, 1 çekimser vardır. Muamele tamamdır. Tasarı 409 reyle yüksek tasvibinize mazhar olmuş ve kanunlaşmıştır. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar). İttifakla tasvibinize mazhar olan bu kanunun milletimiz ve insanlık için hayırlı olmasını Allah'tan dilerim. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar)."
Coşkunun zirve yaptığı anlarda kürsüye gelen Başbakan Adnan Menderes, meclisten gelen teşekkür mesajlarını geri çevirerek şu efsanevi konuşmaya imza attı:
"- (Şiddetli ve sürekli alkışlar arasında kürsüye geldi) Muhterem arkadaşlarım, bu tarihi günün büyük ehemmiyetini ona layık olan bir birlik ve tenasüt (dayanışma) manzarasiyle ve azmü kararla tecelli ettirmiş bulunuyorsunuz. Bu güzel azim ve tesanüt manzarasını hiçbir sebeple gölgelemeyeceğim.
-
Muhterem arkadaşlar, eser, hiç şüphe yok Türk milletinindir. (Şiddetli alkışlar). Yine hiç şüphe yok ki, Türk milletinin iradesini tıpkı Türk milletinin kendisi gibi, en geniş salahiyetle yürütmekte olan sizlersiniz, binaenaleyh eser sizlerindir. Hükümete teşekkür, bu itibarla, bahis mevzuu olmamak lazımgelir. (Alkışlar)
-
Muhterem arkadaşlar, bu pakta girişimiz, hadisesinin, memleketimiz için olduğu kadar bütün dünya için de hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederken heyecanımın daha fazla söz söylemeye müsaade etmediğini görmüş olmanızı tahmin ederek, özür diliyorum ve huzurunuzdan ayrılıyorum. (Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar.)"
O gün, "NATO'ya katılım dolayısıyla Adnan Menderes hükümetine teşekkür edilmesi ve Kore'de şehit olanlar için ayakta 2 dakika ihtiram sükutu yapılması" önergesinin okunması ve saygı duruşuyla kapanan o tarihi defter, yıllar sonra bugün Türkiye'nin dev savunma sanayisi ve ordusuyla yeniden masaya konuyor.
Gözler şimdi, o tarihi imzadan 74 yıl sonra yine bir Ankara sabahında dünya liderlerinin etrafında toplanacağı devasa masadan çıkacak nihai bildirgede.



