Bu kadar zor mu Demokrasiyi, insan hak ve

hürriyetlerini, din ve vicdan hürriyetini önceleyen, toplumsal uzlaşı, huzur ve

istikrarı ortaya koyan, devleti değil insan unsurunu ön plana çıkaran,

bürokratik değil, oligarşik değil sadece özgürlük temalı bir anayasa

yapabilmek bu kadar zor mu Meclis in bu konuda ortaya koyduğu irade inanın

yüreklerimizi sızlatıyor. Bizleri derin ve kederli endişelere sevk ediyor. Bu

iş muhakkak yapılacak diyerek kurdukları uzlaşma komisyonları, Anayasa Yazım

Komisyonu kelimenin tam anlamıyla çuvalladı. Vatandaşlık tanımı, milliyetçilik

tanımı, hak ve hürriyetler noktasında asgari müştereklerde buluşamayan,

demokrasinin ruhuna uygun bir anayasanın yazımını bile bitiremeyen siyasi

partiler, geleceğimizi çalıyorlar. Hak ve hürriyetlerimizin hırsızlığını ve

gaspını yapıyorlar.

Heyecanlıydık Türkiye nin toplumsal dokularına dinamit

koyan, demokrasinin paspas edilmesine seyirci kalan, oligarşik, bürokratik

yapıyı toplumsal uzlaşı kültürünün üzerine koyan 1980 Anayasası nın ortadan kaldırılacağına,

arşivlere kaldırılacağına, artık hayatımızdan çıkacağı noktasında gerçekten

heyecan duyuyorduk. Sivil toplum örgütleri, Meclis dışındaki siyasi partiler,

barolar vb. sivil anayasa üzerine söz söyleme ehliyetine sahip herkes bir

şeyler karaladı, anayasa taslaklarını Meclis Anayasa Komisyonu na ulaştırdı.

Peki, ne oldu Siyasi partiler, sadece ve sadece ideolojik yaslanmaları,

birbirlerine karşı duruşları, kısır siyasi çekişmeleri dolayısıyla sivil

anayasa iradesini ortaya koyamadılar. Sadece polemik

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, önceki gün verdiği

bir konferansta, Ya bu anayasayı yapacağız, ya da yapacağız. Gelecek kuşaklara

demokratik bir anayasa bırakmak istiyorsak, bu işi başarmak zorundayız

mealinde bir şeyler söylemiş.

Geleceğimizi çalmayın Cumhuriyet tarihi boyunca, Biz bu

milletin efendisiyiz. Biz ne dersek o olur. Bu toplumun dönüştürülmesi işini de

biz yaparız, güdülmesi işini de biz yaparız zihniyetinde olan ve darbe yapmayı

kendilerinde meşru bir hak olarak görenlerin yeni anayasa ile toplumsal

dokumuzdan çekip gitmeleri gerekmektedir.

Anayasa, küçük bir kitapçıktır Ama toplumsal

travmaların, toplumsal uzlaşıların, toplumsal barış ortamının veya çatışmanın

tam merkezindedir. Ellerindeki Anayasa kitapçığının kendilerine sağladıkları

boşluklardan istifade edenlerin, bu topluma reva gördüğü zulümleri, hep beraber

yaşadık.

28 Şubat sürecinde, sadece gazete kupürleriyle Refah

Partisi nin kapatılma davasını açan Vural Savaş ın bu ülkeye yaptığı

kötülükleri bizzat test ettik.

Türkiye, gerçekten çok ağır bir cendereden geçmektedir.

Siyaset yalpalar, düzelir Ekonomi yalpalar ve düzelir Ama toplumsal travmalar

ve yalpalamalar, bu ülkenin geleceğini, bu ülkenin tarihsel mirasını etkileyen

en önemli noktalardır.

Bu ülkeye hiç kimsenin kötülük yapma hakkı yoktur. Bu

ülkenin zenginliklerini kimsenin çalmaya hakkı olmadığı gibi, sosyal

yapısındaki örgüleri, dokuları, farklı zenginlikleri de çalmaya kimsenin hakkı

yoktur.

Hani bir söz vardır: Anayasa önünde herkes eşittir, ama bazıları

biraz daha eşittir

Biz, birilerinin Anayasa yı kendilerine kılıf ve minare

yaparak herkesten daha eşit olacakları bir sistemi istemiyoruz. Yeter artık!