Yılın son demlerini yaşadığımız bu günlerde yine alışık olduğumuz manzaraları görmeye başladık. Tüm mağazalar, hatta muhafazakâr kesim tarafından daha çok tercih edilen tesettür mağazaları bile, vitrinlerini kar motifleriyle, kırmızı beyaz süslemelerle, adına kukuleta denilen beyaz püskülü olan kırmızı külahlarla ve yeni yıla dair kutlama mesajlarıyla günler öncesinden hazırladı. Alışveriş merkezleri raflarına ve kataloglarına genelde yılda bir kez olmak üzere hindi etini gururla yerleştirdi. Takıcılar, tokacılar, kuyumcular yaptıkları promosyonlarla bayanların gönül dünyasına hitap ederek, işin maddi yönünü üstlenecek olan erkeklere baskı yapma ustalığını sergiledi. Öyle ya, birilerine sürpriz yapılacaksa bu elbette yılbaşında olmalıydı! Yılbaşına özel uçuş tarifeleri belirlendi ve insanlara çok özel bir fırsat sunuldu. Birçok ilin büyükşehir belediyeleri çeşitli organizasyonlarla, milyonlar harcanarak getirilen sanatçılarla, şehrin en işlek yerinde ve ücretsiz bir şekilde halkına hizmet vererek yılbaşını şölen havasında geçirmenin telaşına girdi. Hatta bankalar bile üzerine düşeni yapıp yılbaşına özel faizlerle krediler çıkardı. Filmlerin dizilerin yapımcıları çok çok önemli olan bu geceyi senaryolarına yerleştirdi. Özel eğlence programları, şarkılı türkülü kutlamalarla evimize diskoyu getirmeyi hedefledi. Her yerde ak saçlı, aksakallı, kırmızı beyaz kıyafetli göbekli bir ihtiyar, şirin baba misali dolanır oldu. Kısacası tüm dünyada kutlanan yılbaşı bayramı, ülkemizde de büyük bir coşkuyla kutlanmak üzere... Bu işte bir tuhaflık var, değil mi Daha da tuhaf olanı, bu olaydaki garipliği anlayanların sayısının günden güne azalması. “Ne olacak canım, yılbaşı kutlamakta da ne varmış ” diyenlerin her geçen yıl artması. İlk başta bu kutlamalara karşı çıkarken, “Bir Müslüman yılbaşı kutlamaz” derken ve kutlayanlara kızarken, yavaş yavaş yumuşadı söylemlerimiz. Bakışımız değişti, görüşümüz değişti, söylemlerimiz değişti. “Biz nasıl olsa kutlamıyoruz, bize ne, kim ne yaparsa yapsın” demeye başladık ve ekranlardan taşan, sokaklardan akan çığırtkanlıklara göz yumar olduk. Zamanla ellerimizde çaylarımızla, çekirdeklerimizle izlemeye başladık ve doğrusu zevk de duyduk. Sonra çocuklarımız büyüdü, elimizden çıktı ve bizim sadece izlemekle kaldığımız o görüntülerin; renkleri ve sesleriyle baş döndüren o sokakların içine onlar da dâhil oldu. Yani bizim “Bize ne, biz mi yakıyoruz sanki” dediğimiz ateş bizim de evimize girmişti artık.

Birçoğumuz belki özel partiler vererek, hindiler yiyerek, çam ağaçlarıyla evlerimizi süsleyerek özel bir kutlama havasında geçirmiyoruz bu geceyi. Ama yıllar geçtikçe daha da ılımlı hale gelen fikirlerimiz sayesinde yılbaşı gecesini sevdiklerimizle bir araya gelmek için, ufak tefek hediyeler alıp birbirimizi mutlu etmek için fırsat biliyoruz. Ve aslında diğer günlere göre hiçbir farklı ve özelliği olmayan bir geceyi, kendi çapımızda farklılaştırıyor, belki de ciddi bir kaymaya sebep olacak, bizde değilse bile çocuklarımızda çok ciddi yaralara sebep olacak olan açı sapmasını, milimetrelik bir kaymayla başlatmış oluyoruz.

Evet, bazılarımızın konuşulmasından bile artık rahatsızlık duyduğu yılbaşı kutlama meselesi ve buna verdiğimiz tepki aslında Müslümanlığımızın bir gereğidir. Yüz yıllar, bin yıllar geçmiş bile olsa, dünya değişmiş, siyaset değişmiş, dinler birbirine karışmış da olsa, kavramlar ve düşünceler bozulmuş da olsa... Bizlerin yılbaşı diye bir bayramı, Noel isimli bir babası yoktur, olamaz! Onların yaptığı şaşaalı şölenlere katılmayı bırakın, izle(ye)meyiz, imren(e)meyiz bile. Her şey değişse de biz değişmeyiz, değişemeyiz.

Peygamberimizin “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” (Feyzül Kadir; c: 6, s: 104) hükmü değişti mi ki biz değişelim O (s.a.v.) Yahudi ve Hristiyanlara benzememek için saç sakal tıraşlarını bile değiştirmişken, bizler nasıl onların bayramını kutlarız Nasıl onlar gibi geçiririz gecemizi Gerçekte var olduğunu bile bilmediğimiz, her milletin kendine göre hikâye uydurduğu ama hepsinde de bir papaz olduğu söylenen hayali bir karaktere biz nasıl sevecen gözlerle bakarız Tertemiz yavrularımıza izletip de onun kucağında oturan ve hediyelere boğulan çocuklara imrenmelerini nasıl kabulleniriz Bizim bayramlarımız bellidir, özel gün ve gecelerimiz bellidir. Biz Ramazan ve Kurban Bayramlarımızı kutlarız. Biz evlerimizde kandil gecelerini, kadir gecesini şölen havasında geçiririz. Çocuklarımıza hediyeler alır, özel programlar düzenler, güzel kıyafetler giyer, sofralarımızı renklendiririz. O günün farkını fark ettiririz herkese. Biz, çatılarda dolanan, geceleri gizlice bacalardan evlere giren, nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan bir hayali karakterin doğduğu ya da öldüğü günü kutlamayız, kutlayanlara da prim vermeyiz. Bizim Kutsal Kitabımız öncesini de sonrasını da bildiğimiz, dürüstlük ve doğrulukta Rabbimizin rızasına ermiş olan nice gerçek kahramanlarla doluyken, bir başkasına ihtiyaç duymayız! Çocuklarımıza onları anlatır, kalplerini doyururuz.

Evet, birkaç gün sonra insanlar çılgınca yılbaşı kutlayacak. Ama bizler, değişime direnen, nefsinin isteklerine Kur’an’ın ve Rasulünün emirleriyle cevap verebilenlerden olacak; bırakın kutlamayı, çirkinlik akan kanalları görmemek için televizyonlarımızı bile açmayacağız. Eğer mümkünse Anadolu Gençlik Derneğimizin her ilde düzenlediği “Mekke’nin Fethi” programlarına katılacağız. Sıradan, normal bir günmüş gibi bu günü geçirmemiz de elbette mümkündür. Fakat biz ellerimize Kur’anlarımızı alıp “Rabbim kim ne yaparsa yapsın ben Senin emirlerini bilirim, Senin söylediklerini duyarım” haykırışımıza melekleri de şahit tutacağız. O’nun isimlerini zikrederek “Şu anda çıkan sesler tüm dünyayı kirletse de, Senin adını zikrederek biz temizlemeye çalışıyoruz ya Rab” diyeceğiz. Dua edecek ve bir yıl boyunca yaptığımız günahlarımız, işlediğimiz hatalarımız için bağışlanma dileyeceğiz.

Ey Rabbimiz! Ömrümüzün geride bıraktığımız kısmında yaptığımız hatalardan, günahlardan dolayı tövbe ediyoruz. Gelecek günlerde de şeytandan Sana sığınıyoruz. Bizlere Yahudi ve Hristiyanlara benzememek için bir ibadet olan orucunu bile farklılaştırarak tutan Âlemlere Rahmet Son Nebinin yolundan gidebilme kararlılığı nasip et…