Gezi mi Mezi mi ne karın ağrısıysa, işte şu son

hadiselerde bazı büyük gazete ve televizyonların kışkırtıcı, provokatif,

yangına benzin dökücü, iç barışı ve mutabakatı berhava edici, darbe yanlısı,

seçimle gelmiş meşru hükümeti sokak hareketleriyle devirmeye yönelik yayınları

bir kere daha göstermiştir ki, Türkiye böyle bir medya ile huzur bulamaz,

selamet sahiline çıkamaz. Büyük medya konusunda neler yapılmalıdır

1. Millî kimlik ve kültüre bağlı ve saygılı bir medya

oluşturulmalıdır.

2. Çoğunluktaki Müslümanların haklarını, hürriyetlerini

savunan bir medya

3. Azınlıkların da bütün temel haklarını savunan bir

medya

4. Müstehcen resimler basmayan, sefil tiraj ve reyting

endişeleriyle halkın ve gençliğin seks damarlarını gıdıklamayan namuslu ve

iffetli bir medya

5. Siyasî ucuz muhalefetin ötesinde ve üstünde, bütün

kötülüklere ve olumsuzları icabında sert, fakat daima olumlu şekilde tenkit

eden, asla yıkıcılık yapmayan muhalif bir medya.

6. Çoğunlukta olan Müslümanları da yapıcı şekilde tenkit

eden, özeleştiri yapan bir medya.

7. Siyasî iktidarlara yağcılık, yalakalık, dalkavukluk,

meddahlık yapmayan; aman ne doğru yaptınız, aman ne güzel ettiniz edebiyatından

uzak ciddî bir medya

8. Asla yalan yazmayan, asla iftira etmeyen, asla

holiganlık ve militanlık yapmayan, herkesin güveneceği bir medya

9. Okuyucularını aydınlatan, uyaran, bilgilendiren bir

medya

10. Resmî tarihin ve resmî ideolojinin yalanlarını,

düzmece tezlerini, mitolojilerini yıkan bir medya

11. Arivistlerin, yalakaların, döneklerin, rüzgâr

fırıldaklarının, iki kimliklilerin kapılarından içeriye giremeyeceği bir medya

12. Sahiplerinin bir sürü holdinge, bankaya, kuruluşa;

milyarlarca dolara sahip olmadığı, sadece medya hizmetleriyle uğraşan şeffaf ve

temiz kimseler olduğu bir medya

13. Fâiz ve borsa spekülasyonlarına, büyük rakamlı

taahhüt işlerine, efsanevî komisyonlara, kirli alavere dalavere işlerine

karışmayan, âlet olmayan bir medya

14. Halkın yüzde 80 inin güvendiği ve sevdiği,

idarecilerin çekindiği bir medya

15. Sahiplerinin, yazarlarının, genel yayın müdürünün ve

diğer idarecilerinin mal ve servet beyanlarının, doğru şekilde ilan edildiği

bir medya

Türkiyede böyle bir medya kurulabilir mi Mümkündür,

elbette kurulabilir.

Böyle hayırlı bir medyanın kurulabilmesi için

Müslümanların sekter düşüncelerden, hasis çıkarlardan, cemaat ve hizip

militanlığından vaz geçmesi gerekir.

Böyle bir medya, babası ve öz kardeşi aleyhinde bile olsa

gerçekleri yazar ve olumlu muhalefet yapar.

Açık konuşuyorum:

Sabataycı medya bu memleketi batırır.

Çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanları gerici, sömürge

yerlisi, ikinci sınıf vatandaş, parya, zenci olarak gören egemen azınlık medyası

ile Türkiye iç barışa, huzura, adaletli bir yapıya, toplumsal mutabakata

kavuşamaz.

Teoride eşitliği kabul eden, lakin kendilerini daha eşit

gören azınlıkların ve Kriptoların medyası ile krizden krize, yangından yangına

koşarız.

Yağcı gazete ve tv lerle, hiçbir zaman büyük, güçlü ve

etkili bir medya oluşturulamaz.

Akıllı, uzak görüşlü, bilge idareciler ve iktidarlar

olumlu muhalefet yapan bir medyadan korkmazlar. Çünkü, böyle bir medya,

gerektiğinde iktidarı çapulculara, darbecilere, kışkırtıcılara karşı

destekleyecektir.

Şu anda Türkiyenin dizginlerini elinde tutan sayın

Başbakanın böyle bir medya kurulması için önünde henüz fırsatlar ve imkanlar

vardır. İnşallah bunları değerlendirir.

Oturmuş demokratik sistemlerde medya dördüncü kuvvettir.

Türkiye gibi ârızaya ve kazaya uğramış bir ülkede ise birinci kuvvettir.

Son Gezi hadiselerinde, çoğunluğa düşman, millî kimliğe,

millî iradeye, millî kültüre karşı olan; yıkıcı muhalefet yapan, iç barışı

berhava eden, dış düşmanlarla işbirliği yapan darbeci gazete ve tv lerin

kundakladıkları fitne ve fesat yangınlarını gördük.

Birinci raundu millî irade taraftarları kazanmıştır.

Fitneciler bu yenilgiyi kabul etmeyecek ve derin, ince

hesaplar ve planlar yaparak ilk fırsatta tekrar harekete geçecekler, daha

korkunç yangınlar ve isyanlar çıkartacaklardır.

Yandaş medya ile onlarla başa çıkmak mümkün değildir.

Yukarıda anlattığım büyük medya muhakkak kurulmalıdır.

Bir an bile kaybedilmeden bu işin planları yapılmalıdır.

Şunu da açıkça yazayım: Bu işler sadece para ve madde ile

olmaz.

Paradan önce uzmanlık, çok yüksek kültür, bilgelik,

vatanseverlik, fazilet, ahlak, derin tecrübe ve birikim, feragat ve fedakarlık

gerekir.

Kurulmasını istediğim medya ehliyetli, liyakatli,

merciinden icazetli, müeyyed, idealist, gerçek hizmetkâr, Tevfiq a mazhar

kimselerle kurulur ve işletilir. Böyle adamlar, gerektiğinde para almadan veya

cüz î bir maaşla da çalışır. Kalemlerini ve vicdanlarını satmazlar ve

kiralamazlar.

Parayla tutulmuş askerlerin işi değildir bu gibi

hizmetler.

(İkinci yazı)

O bir Süslümandır

Abdest şadırvanını musluklarına lazerli dijital fotosel

taktırdık.

Minarelerdeki hoparlörler 125 desibel şiddetinde avaz

avaz bağırıyor.

Camiye klimalar konuldu, içerisi püfür püfür, şu kavurucu

sıcaklarda içerisi kış gibi. Terli giren hasta çıkıyor.

İmam Hatip okulunun en görkemli yerinde büyük bir Paşa

portresi gök gözleriyle kızgın kızgın bakıyor.

Sabah ezanı okunuyor, erte namazında camide birkaç

ihtiyardan başka cemaat yok. İslamcıların büyük kısmı leşler gibi horul horul

uyuyor.

Ramazan hazırlıkları tamam. İftardan sahura kadar vur

patlasın çal oynasın şenlikler, etkinlikler, eğlenceler.

Beş yıldızlı içkili, fuhuşlu lüks restoranlarda mükellef

ve pek lüks iftar ziyafetleri

Bizim cemaatin ziyafeti sizin tarikatin ziyafetinden daha

lüks, daha israflı, daha mükellef oldu

Lüks iftar ziyafetlerinin bazılarında bol bol papaz

yahnisi yeniyor.

Geçen yıllarda böyle ziyafetlerden birinde papazın biri

cebinden bir Cevşen çıkartmış ve sayin Muslimanlar, ben her gün buni okimak

yapıyorum deyince oradaki bir kısım Müslümanlar çılgınca alkışlamışlardı.

Camiye geçen yıl döşettiğimiz pembe makine halılarını

söküp yerine anilin boyalı fıstıkî yemyeşil berbat ve rüküş halılar sereceğiz

-Siz hangi İslamcılık fırkasına mensupsunuz

-Efendim bendeniz 1275 inci fırkanın 38 inci şubesine

mensubum

-Ya öyle mi

-Siz ne yersiniz

-Haram helal ayırt etmeden rant yerim.

-Siz zamanın İmam-ı Kebirine intisaplı mısınız

-Öyle bir imam tanımıyorum, bizim mahallenin imamı İmam

Niyazi hocadır.

-Sizin şeyhiniz nasıldır

 -Benim şeyhim çok

büyük ve güçlüdür, öteki şeyhleri döver.

(Başına şeyhin kadar taş düşsün!)

-Sen dindar bir adama benziyorsun, bana Allahın 14

sıfatını sayar mısın

-(Cevap) Gak guk Hık mık

-Böyle acele acele, yel yeperek yelken kürek nereye

gidiyorsun

-Ben Yeni İslamcılardan Yedi Mideli Yahşi Yiyen beyim,

yeni lüks bir restoran açılmış, yemeklere altın tozu katılıyormuş, oraya

gidiyorum.

-Son yaptığınız ve yeni döndüğünüz lüks ve görkemli umre

esnasında nerede kaldınız

-Mekkenin en lüks oteli olan Muhteşem Tower Palace da

kral suitinde kaldım.

İkindi çayımı içerken 18 inci kattan aşağıda Kabeye

baktım. Yemeklerde tepsi gibi tabağımı açık büfeden doldurdum, yarısını

yiyemedim kaldı, çöpe atıldı. Hah hah hah!..

-Şu başındaki saçlarını deve hörgücü gibi topuz yapmış,

ayakkabıları uzun ince topuklu, rengarenk düttürü Leyla kimdir

-O mu .. O bir Süslümandır.

02.07.2013