İDARECİLİK biraz da “ileriyi görebilmek” ve ona göre “tedbir alabilmek” olsa gerek!

Bir takım “istenmeyen olaylar” yaşandıktan sonra herkes tedbir alır!

Bunun için “idareci olmaya” gerek yok!

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra milleti “FETÖ’cüleri” ihbar etmeye çağıran anlayış şimdi, “Artık imzasız ihbarlara itibar edilmeyecek” demeye başladı!

Yani, “Atı alan Üsküdar’ı geçtikten” sonra! Yani, “Binlerce kişi mağdur edildikten” sonra!

Yani, “Millet gaza gelip birbirini şikâyet ettikten” sonra!

Ortalık allak bullak oldu!

Kurunun yanında yaş da yandı!

Muhalefetin yakınmaları ayyuka çıktı!

Ve idarecilerimizin aklı başına yeni geldi! Ve “imzasız, adressiz ihbar mektuplarını ciddiye almamak” için genelge yayınlamaya karar verdiler!

Yahu bu tür imzasız ihbarların ciddiye alınmayacağı yolunda “genelge yayınlamaya” gerek var mı?

Makul ve mantıklı olanı bu işi baştan yapmak değil mi?

Darbe teşebbüsün ardından “FETÖ’cüler” tespit edilmeye çalışılırken millet birbirini “ihbar etmeye” davet edileceğine, “Asılsız ihbarlar ile devleti yanıltmayın” çağrısı yapılsa daha “ferasetli ve daha basiretli” bir iş yapılmış olmaz mıydı?

Ama nerede o “feraset ve basiret” sahipleri! Devlet adeta “el yordamı” ile idare ediliyor! “Deneme yanılma” metodu ile doğru yol bulunmaya çalışılıyor!

Bize göre darbe teşebbüsünden sonra atılması gereken en sağlıklı adım olayı “tabana yaymadan tavanda” çözmekti!

Olaya karışan askerler, olayın alt yapısını hazırlayan hâkimler, üniversite mensupları ve işadamlarıyla sınırlı kalacak bir ayıklama çok daha yararlı olabilirdi!

Tabana yayıldıkça, binlerce kişi açığa alındıktan sonra “suçlu ile suçsuzu” birbirinden ayırt etmek iyiden iyiye zorlaştı!

Ve nice sonra “imzasız ihbarların” ciddiye alınmayacağı ilan edildi!

Bu ne demektir?

Bu demektir ki o tarihe kadar “imzasız ihbarlar” ciddiye alınmış ve işlem yapılmıştır! Yaşanan bu olaylar devlet yönetiminde tecrübenin ne denli önemli bir faktör olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor! Tecrübe olmayınca sıkıntı yaşamak kaçınılmaz hale geliyor!