Dünyada pandemi ile iyice ortaya çıkan ve işgalci İsrail’in yaptığı zulümlerle zirveye çıkan bir olgu var: Çaresizlik duygusu. Büyük ekranlardan yapılan yayınlarla bu duygu tüm insanların hücrelerine yerleştirilmeye çalışılıyor. Bireysel ve tek başına bırakılan insan nihayetinde, “Ben ne yapabilirim ki?” duvarına çarpıyor.

Küresel sömürücülerin içimizde de bilerek ya da bilmeyerek çalışan ajanları elimiz kolumuz bağlıymış, dünyada yapıla gelinen zulümlere karşı koyamayacağımızı bulundukları kürsülerde vaaz ediyorlar. Bu kürsü bazen televizyon ekranı oluyor. Bazen üniversite ya da bazen dini bir cemaatin kürsüsü oluyor. Dünyada da bu böyle zihinlere ve kalplere yerleştiriliyor.

Oysa yapılabilecek çok faaliyet ve iş var. Hele de ahirete inandığını söyleyen Müslümanlar, böyle bir yol olmasa bile ahirette verilecek hesap korkusu ile bu yolları açmak zorundadır. Şükür ki, bu yönde açılan yol ülkemizde 1969 senesinden beri var. Bu yolun yıllardır hem siyasi hem gençlik hem de birçok sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla anlattığı 1996-1997 yılında iktidara geldiğinde kurma eylemini gerçekleştirdiği, D-8’ler diye kavramsallaştırıp ilk önce Müslüman ülkelerle başlayıp sonra da tüm mağdur ve mazlum coğrafyaları çözümün parçası kılmak istediği bir çözüm var.
Son günlerde olan bitenleri takip ettiğimizde insanımızın iktidar ve destekçiler eliyle enerjisinin ve iyi niyetinin yanlış yönlendirmelerle boşa çıkarıldığını görüyoruz. Miting meydanlarında “Kahrol İsrail!” diyenlerin bile zihinlerinin arkasında “muhtaç olmayan bir İsrail” imajı olduğuna şahitlik ediyoruz. Birtakım algılarla “yapıyormuş” gibi yapmalar var.

Aklımızdan küresel zalim sömürü sisteminin yaptıklarına karşı eylem ortaya koymaya dair, “Daha neler yapılabilinir?” diye düşünceler geçerken, “Bizi ayran kurtaracak” başlıklı video You Tube’a düştü. Videoyu yayımlayan kişi, çalışmalarını kerpiç ev yapmak üzere şekillendiren Mimar Serkan Duman. Kitapları ve hazırladığı videolarla mimarlık dışında dünyadaki sömürü sistemine de dikkat çeken Duman, farklı bir dünyanın mümkün olduğunu anlatmaya çalışıyor.

“Bizi ayran kurtaracak” videosunun açılışını, “Amerika’nın keşfi… Sanayi devrimi… Birinci ve ikinci dünya savaşları… Soğuk savaş… Duvar yıkılır… Dünyaya egemen küresel medeniyet tek başına at koşturmaya başlar. Teoman Duralı’nın kavramsallaştırmasıyla İngiliz-Yahudi küresel medeniyetidir bu” diyerek başlıyor. Yaşadığımız dünyanın röntgenini çekerek başladığı videosunda sorumlunun “İngiliz-Yahudi Medeniyeti” olduğunu Teoman Duralı’nın tanımı üzerinden işaret ediyor. Necmettin Erbakan Hoca’mız bunu “Irkçı Emperyalizm” diye kavramsallaştırmıştır.

Duman, videonun sonunda bir çözüme işaret ediyor:

“- Peki ne yapmalı

- Başka bir hayat mümkün mü?

• Evet…

• Peki cevap ne?

• Ayran.

• Ayran mı?

• Evet.

• Nasıl?

• Ayran bizi simgeler. Bizdendir. Yoğurtla karıştırır içersin. Çok beklemeye gelmez. Yani dağıtımı zordur. Öyle ise her yere ayran dükkanları açılır. Birçok ayran üreticisi olur. Onlara süt lazım. Sütçüler olur. Ama uzakta olmaz bu sütçüler, hemen civardadır. Ayran, restorana verilir. Temiz, doğal ayran için katkılı yemek yer mi yemez. Paketli gıda istemez. Öyle ise her gıda üretimi çevrede olur. Sağlıklı gıda sağlıklı tarımsal üretim demek. Tarım üretimi küçülerek, temizlenerek artar. Böyle insan sitedeki apartmanda bir kutuda oturur mu. Oturmaz. Sabun kalıbı eve geçer mi geçmez. Kendine bahçeli ev inşa eder. Kendi özelliğine göre. Öyle ise ustalar ve küçük müteahhitler ortaya çıkar. Bu insan çevreyi de düşünür. Doğal malzeme ile ev üretilir. Bahçe olunca, sokak olunca, komşu olunca çocuklar annelerinin içi rahat şekilde sokakta oynar. Ekrana mahkum olmaz. Toprağı gören çocuğun zihni açılır. Robot olmaz. Amerika’nın bilmem neresindeki silikonlu adamların canının istediği şekilde biçimlenmez zihni. İşte bu çocuklar başka bir medeniyet kurar. Diğer çocukların başına bomba düşmesine izin vermezler.”

Müslümanlar olarak konfor alanlarımızı terk etmeyi göze aldığımızda, “kazanım” dediğimiz meseleleri sorgulamaya başladığımızda, göbek bağımızın birtakım iktidar sahiplerine bağlı olmadığını, Müslüman’ın ancak Allah’a ait olan bağa sadakat göstereceğini idrak ettiğimizde dünya değişecek zulümler bitecek; anneler bebesiz, bebeler babasız, şehirler insansız, insanlar vatansız kalmayacak!