BAŞBAKAN Binali Yıldırım’ın konuşmalarını dikkatle izliyoruz! Başbakan konuşmalarında “birlik ve beraberlik” mesajları vermeye özen gösteriyor!

Mesela “Bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar” diye kurduğu cümleler “Oyuna gelmedik” cümlesiyle devam edip gidiyor! Sahi “birbirlerine” düşmediler mi? Gerçekten “oyuna” gelmediler mi? Keşke içinde yaşadığımız şartlar gerçekten de Başbakan Binali Yıldırım’ın ifade ettiği gibi olsa! Gerek ülke bazında gerekse (AKP açısından) parti bazında böyle bir şey yaşandığını görememenin üzüntüsü içindeyiz! Meseleye önce “parti bazında” bakalım ardından da “ülke bazında” birbirlerine düşüp düşmediklerini tartışalım! Sosyal medyayı birazcık olsun takip edenler AKP’lilerin nasıl birbirine düşmüş olduklarının canlı şahitleridir!

Onlar her gün birbirleri hakkında demedik laf bırakmazken hala kendilerini “Bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar ama oyuna gelmedik” diye avutuyorlarsa ne diyebiliriz ki!

Hiç birbirlerine düşmemiş olsalar Ahmet Davutoğlu’nun görevi bırakması için ellerinden geleni yaparlar mıydı?

Birbirlerine düştüler! Hem de fena halde birbirlerine düştüler! Şimdi de geçmişteki başarısızlıkların faturasını Ahmet Davutoğlu’na keserek intikam almaya çalışıyorlar! Evet, AKP’lilerin “parti bazında” birbirlerine düşmemeleri diye bir şey asla söz konusu olamaz!

Ülke bazında da “milletçe” birbirimize düşmediğimizi söylemek mümkün mü?

Hiç birbirimize düşmesek bu kadar operasyon yapılır mı?

Hem askeri operasyonlar hem de siyasi operasyonlar hız kesmeden devam etmiyor mu? Yakın zamana kadar “kol kola oldukları” insanlar şimdi “paralel yapı mensubu” diye yaka paça toplanmıyor mu? Ya da ülkemizin Güneydoğu bölgesinde her gün yaşanmakta olan olaylar nasıl olurda birbirimize düşmediğimizin ifadesi olabilir?

Bize kalırsa yapılması gereken şey “birbirimize düşmedik” diye avunmak yerine “Evet, oyuna geldik ve birbirimize düştük” diyerek yaşadığımız sıkıntılara “doğru teşhis” koymak ve “sağlıklı çözüm” aramaya çalışmaktır!

Sadece “vurup kırarak” ya da “yakıp yıkarak” başarılı olmanın mümkün olmayacağını artık idrak etmek zorunda değiller mi? Bize göre hamasi cümleler ile kendi kendimizi “avutmak” yerine “gerçekler ile yüzleşmenin” vakti çoktan gelmiş bulunuyor! Birbirlerine düşmedikleri hal böyleyse bir de birbirlerine düşseler kim bilir neler yaşanacak neler!