Evet bırakınız YÖK siyasi bir parti kursun.

Zira siyasi bir parti olmadığı halde, etkinlik bakımından hem AKP nin ve hem de CHP nin üstünde, astığım astık, dediğim dedik kabilinden, her istediğini yapıyor.

Evet, YÖK ün AKP kadar CHP ye de zararı oluyor. CHP yi sol kesimin hemen hemen bütün fraksiyonları başarısız buluyor. Zira sol muhalefetin potansiyel gücünün önemli kısmını YÖKkullanıyor. YÖK ün yanında CHPbu sebepten zayıf ve kötürüm kalıyor.

Rejiminin demokratik olduğu kabul edilen bir ülkede, YÖK misali oligarşik ve o ölçüde illegal etkinliğe erişmiş kuruluşların, hizaya sokulması için, en tabii yol iktidarın yasal düzenlemelerle bu kabil anormallikleri düzeltmesi ve onları yasal çerçeve ve çizgiye sokmasıdır.

Öyledir amma AKP kağıt üzerinde tek başına iktidara gelmiş gözüktüğü ve hatta hatta Anayasa yı bile değiştirecek sayısal çoğunluğu sağladığı halde, YÖK karşısında icraat bakımından maalesef YOK olmuş durumda.

Öyleyse ne yapılmalıdır Bu tür, sırası geldiğinde "Biz ilim yuvasıyız", sırası geldiğinde ise, "Biz iktidardan daha üstün etkinlik sahibiyiz" iddiasında bulunan topluluklara siyasi parti olma olanağı resmen tanınmalıdır.

Ozaman hem deve kuşu, hem deve olmak gibi çifte kimlik, çifte aksiyon sahibi olma avantajı ellerinden alınmış olur.

Açıkladığımız gibi, bu son çözüm, daha ziyade acziyete düşmüş olan iktidarların başvurdukları metoddur: "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" teslimiyetliğinin ortaya çıkardığı bir zarurettir.

Evet Tayyib Bey ve onun bazı arkadaşları, Millî Görüş gömleğini çıkartarak, başka bir kimlik arayışı içerisine girmişlerdir. Fakat yeni bir kimlik edinemedikleri için bugün, her bakımdan bir boşluk içerisinde bulunuyorlar. Bu duruma düşen kadrolar, elbette ciddi icraat yapamazlar ve gereken medenî ceserat ve feraseti gösteremezler.

Bu boşluğu doldurmak için ise, yapay olarak yaptıkları iş; ekonomik politikayı IMF ye, dış politikayı ABD ve AB ye teslim edip, bu yabancı insiyatiflerindeki otomatikleşmeyi, halkımıza, sanki kendi aksiyonları imiş gibi göstermeye çalışmak olmuştur.

Ama gün geçtikçe bu otomatikleşmenin alanı ve açısı daralıyor, bu aldatmaca, inandırıcılığını kaybediyor, bu caka cuka edebiyatı kabak tadı veriyor.

Görülüyor ki, bu hercümercin tek çözüm yolu, yeniden Millî Görüş ü iktidara getirmektir. Bilindiği gibi millet bizi 1969 dan beri, tek başımıza iktidara getirmedi. O sebepten bütün önemli aksiyonlar ve reformlar Millî Görüş iktidarını bekliyor.

Yine bilindiği gibi Millî Görüş, CHP, AP ve DYPgibi partilerle koalisyon hükümetlerinde ortak olduğu halde, "o koalisyonların lokomotifi olmuştur." Böylesine kısıtlı imkânlar içerisinde bile, Millî Görüş partileri, AKP yöneticilerinin hayal bile edemedikleri ve onların korkudan dudaklarını uçuklatacak, cesurane hamlelere imzasını atmıştır.

Meselâ Kıbrıs çıkartması, ağır sanayi hamlesi, manevî gelişme hamleleri, IMF siz kalkınma, kendi gücüyle ve imkânlarıyla maliyeyi ekonomik düze çıkartma, işçiye, memura, emekliye, işsizlere, çiftçiye olağanüstü imkânlar ve yardımlar sağlama, bu parlak başarılardan bir kaçıdır. Bu sebepten var gücümüzle bu gerçekleri millete haykırmak zorundayız.