Çok sayıda seçim kampanyasını yaşadık ve geride bıraktık.
Siyasal tarihimizde benim anımsayabildiğim kadarıyla bugüne kadar yaşanan seçim kampanyaların en hırçınını, en kavgalı olanıydı bu.
Yaşımız gereği anımsayabildiğimiz kadarıyla elliyi aşkın bir zamandır böylesine hırçın, kavgalı ve saldırgan olanını şimdiye kadar hiç yaşamadık.
Üslup düzeyi alabildiğine düşüktü. En olmadık kavramlar, ağza alınmayacak küfürler, hakaretler ve suçlamalarla sürdü. Düzeysizlik başını aldı gitti.
Bu seçimin bir diğer özelliği ise siyasal partiler dışında bir cemaat medyasının ve taraftarlarının aktif olarak bu gerilimde yer almış olmasıydı. Seçimi odağında yer aldılar. Seçim kampanyasını etkileyen ana etken oldular da denebilir. Siyasal partiler de bu kampanyaya dahil oldular ve odaklandılar.
Cemaat medyası ve çevresi bütün dikkatleri yolsuzluklar üzerine çekti ve sürekli gündemde tuttu. Bu, iktidarın karın boşluğuydu ve en çarpıcı yeriydi. İktidar bu töhmet ve tutum karşısında alabildiğine hırçınlaştı, sesini yükseltti, bununla yetinmedi siyasal partileri bir kenara bıraktı cemaat üzerinden kampanya yürüttü. Cemaat tarafının bulunduğu yer ile bağlantılı olarak veya okullarının dağıldığı coğrafya üzerinden kendilerine yapılan bir operasyonu düşünerek hiç de geri adım atmadı. Bir anlamda sırtını dayadığı ve güvendiği bir yerler vardı. Dershanelerin kapatılması savunma alanlarıydı. Bir olanağın ellerinden alınmış olmasına asla tahammül etmediler. Gerek cemaatin ve gerekse iktidar öz itibariyle aynı yerde durmalarına karşın karşı cepheler oluşturdular. Oysa geçen birkaç seçimde işbirliği yapmış birlikte el tutmuşlardı. Onları bu ayrışmaya sürükleyen salt dershaneler miydi, başka nedenler var mıydı Her iki olasılığında geçerliği var. Bu kampanyada dolaylı olarak adı anılmasa da İsrail ile Amerika hedefteydi. Cemaat bu düzlem üzerinden hedef tahtası oldu.
Bu da en akla gelmeyen bir üsluba ve hatta neden oldu. Geçmişte bir arada anılmaları mümkün olmayanların birlikte olmaları da şaşkınlığın bir başka göstergesi. Ergenekon adı altında yargılananlar ile karşıtlarının bir arada görünmesi de bir başka şaşkınlık oldu. Ortam çok gerildi çok karıştı. Saflar yer değiştirdi. Bu kargaşada, sol liberaller, Kemalistler, ulusalcılar, kavmiyetçilerle cemaat taraftarları çıkarları bakımından aynı düzlemde buluştular. En şaşırtıcı olanı ise hiç bir zaman bir arada olmaları düşünülemeyen bu kesimlerin ağız birliği etmesiydi. Cemaat kanadı iktidarı yıpratmak adına “yolsuzluk”, “rüşvet” ve “hukuksuzluk” ve hatta “demokrasi” savunuculuğunu üstlenmesiydi. Muhalefet partilerinden çok daha etkili oldular denebilir. Kendi medyalarında daha çok CHP ve bir iki siyasal parti sözcülerine daha çok yer vermesiydi.
Siyasal tarihimizde İslâmî duyarlık siyasal kesimin yolsuzluk ve rüşvet ile suçlanması, töhmet altında tutulması ve hırsız olarak suçlanmasıydı. CHP gibi bir partinin muhafazakâr diye tanımlanan kesimi hırsız ve kul hakkı gasp edenler olarak suçlaması sürekli gündemde tutmasıydı. Milli Görüş geleneğinden beri en güvenilir olan bu siyasal düşünce akımının böylece lekelenmesiydi. Bu, elbette kalıcı olacaktı ve ileriye dönük daha zorlaştırıcı bir süreç başlatacaktı.
İktidar ise, cemaati hedef tahtası yaptı; ülke güvenliği, devletin kurumlarını içten içe ele geçirmelerinden ötürü onlar üzerinden bir operasyon yapılmasıyla gergin bir dönem yaşandı. Onlar üzerinden yürüyen bu kampanyada cemaatin önde gelenleri, liderleri hedefe alınarak en ağır suçlamalar, töhmet altında tutmalar ve hakaretlere kadar giden bir üslup kullanıldı.
Ülke güvenliğiyle ilgili sırların deşifresi, kasetlerin havda uçuşması, dinlenmelerin bu kadar sarpa sarması sadece bir cemaat önderi ve onların kimi mensupları üzerinde yoğunlaştırılması bir ufuk daralmasıydı. Ergenekon sürecinden beri bu kadar belgenin ortaya dökülmesi, kozmik odalara girilmesi, üç dört kişilik veya belli bir kesimin gücü değildi. Onların da kullanılarak servislerin teknolojik gücü ellerinde bulunduranların gücünün göz ardı edilmesiydi. Tabii bunun farklı bir amacı vardı. İktidar suçlama ve töhmetlerin üstünü örtmek için sesini aşırı yükseltti, dikkatleri başka alanlara yoğunlaştırdı. Böylece seçmenini kemikleştirdi.