ABD-İsrail ikilisinin Kuzey Irak politikası ile Türkiye nin millî menfaatleri çakışmaktadır.
Çünkü, ABD-İsrail ikilisinin, ülkemizin toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde Barzani ve Talabani aşiretlerine destek vererek kurdurdukları devlet, ilân aşamasına gelmiştir. Diğer taraftan, Kandil dağına yuvalanmış PKK ya karşı, ABD nin ciddi bir önlem almayarak, bu örgütün, kanlı cinayetlerine gözyummuş olması kesinlikle dostlukla kabili telif değildir.
Nitekim Erzurum Atatürk Üniversitesi nin 50 nci yıl kuruluş merasiminde bir konuşma yapan, eski "terörle mücadele özel temsilcisi Edip Başer Paşa, PKK nın müttefiklerimiz tarafından desteklendiğini ifade etmiştir."
Ayrıca eski genelkurmay başkanlarından sayın, Doğan Güreş paşanın PKK nın ötedenberi, "ABD tarafından desteklendiği hususundaki" beyanları herkesçe bilinen bir gerçektir.
Bu durumda, Sayın Başbakan, ya ABD nin bu iki yüzlü politikalarını protesto ederek, Bush tarafından tercih edilen Büyük Ortadoğu Projesi nin EŞBAŞKANLIĞINDAN istifa etmelidir. Ya da Başbakanlık görevinden çekilmelidir.
Aksi taktirde, menfaatleri birbirine zıt olan, iki tarafın birden avukatlığını yapmış olmak gibi bir çelişki içerisinde bulunmuş olacaktır.
Siz şu hâlimize bakınız. Bir taraftan Türkiye nin olmazsa olmaz şartı ile dış politikası ABD ye bağlıdır. ABD nin dış politikası ise olmazsa olmaz şartı ile İsrail e bağlıdır. İsrail in dış politikası ise olmazsa olmaz kaydı ile, Fırat ve Nil vadilerini ele geçirme hedefini içeren, Büyük Ortadoğu politikasına endekslidir.
Büyük Ortadoğu Projesi nin ise bölgeye kanlı katliamlar, işgal, mala, cana, ırza tecavüz ve sefaletten başka birşey getirmediği ortadadır.
Bu çelişkili politikanın, bizim açımızdan en tehlikeli ve vahim özelliği ise Condoleezza-Rice in açıkladığı gibi "siyâsi haritası değiştirilerek işgal edilecek ülkelerin başında Türkiye nin de bulunuşu"...
Olmaz böyle şey... Bu böyle gitmez...
Bu vahim durum, Tayyib beyin ihmaline terkedilemez.
TBMM bu duruma el koymalı, Türkiye nin tavrını netleştirerek millî menfaatlerimize en uygun politikamızı belirlemeli, bütün dünyaya ilan etmeli ve uygulamaya koymalıdır.
Bilindiği gibi benzeri bir netleştirme hareketini, 20 Temmuz Kıbrıs çıkartması öncesinde gerçekleştirmiştik.Kıbrıs ta Nikos Samson un Kıbrıslı kardeşlerimize karşı kanlı katliamlar başlatarak, onları toplu mezarlara gömmeye teşebbüs etmesi üzerine, biz durumunu belirlemeyen, İngiltere yi, sıkıştırarak, ya garantör devlet olarak, bizimle beraber hareket edersiniz ya da bu işte ben yokum diyerek Türkiye nin adaya müdâhalesine ses çıkarmazsın, demiş inisiyatifi elimize almıştık.
Gözüken odurki, Irak taki durum ne kadar karmakarışık ve netlikten uzaksa, ABD nin tutumu ve kendisini ABD ye endekslemiş olan AKP iktidarının tutumu da o derece netlikten uzaktır. Evet BU BÖYLE GİTMEZ.