Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek diye bir deyim vardır. Bu taktik hep uygulanmıştır, hep sonuç vermiştir. Mesela, 3 Kasım 2002 seçimlerinde medyanın da çanak tuttuğu, millete sunulan "Ya AKP, ya CHP" tercihi böyle bir şeydi Tabi, bu tercih savrulması, AKP yi yüzde 35 oyla, meclisin üçte ikilik çoğunluğunu kazanmasına sebep oldu. Bugün de aslında oynanan oyun aynı Kamuoyuna pompalanan şu: Ya demokrasiyi tercih edeceksiniz, demokrasinin mağdur ettiği, Cumhurbaşkanını seçmesine bile müsaade edilmeyen AKP yi seçeceksiniz, ya da onların karşısındakileri Başbakan da zaten bu konuyu işliyor Özal, Sezer, Demirel 300 bilmem kaç oyla seçildiler, bizim adayımız 357 aldı seçilemedi Buradaki nüansı gözden kaçırarak, zihinleri bulandırmaya çalışan bir yaklaşım. 352 milletvekiline sahip olup, Cumhurbaşkanını seçememek, mağduriyet değil, düpedüz beceriksizliktir. "Dediğim dedik", "Uzlaşmaz" bir tavır sergilemenin neticesidir AKP, bu krizi yönetememiştir. Milletvekili sayısal çoğunluğunun, memleketteki hakim siyasal çoğunluğu ezip geçeceğini zannetmiştir. Oysa, aklı başında herkes, hakim paradigmanın, statükocuların, laikçi kanadın böyle bir seçim için tüm kanalları tıkayacağını tahmin ediyordu. Ve geldik, zurnanın zırt dediği yere

Aslında "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" deyimini televizyon ekranlarımızdaki dizi mantığı üzerine kurgulamak istiyordum. Birkaç gün önce "Dizi Mantığı" başlığıyla bir kaleme almış, televizyon ekranlarımızda bazı dizilerin sanki şahsa özel hazırlandığını ifade etmiştim. Yalancı Yarim dizisinin fanatik izleyenleri, "Biz dizimizin kaldırılmasını istemiyoruz. Dizinin sevenlerini neden kırıyorsunuz Gidip sırlı dizileri yaz" gibisinden mailler göndermişler. Biz bu yazımızda özellikle bir şeyin altını çizmeye çalıştık. Töre, mafya, siyaset, sırlı, sihirli dizilerle Türk halkının beğeni çıtasının yerlere düşürülmesi meselesi Daha belirgin bir ifadeyle, bugün ekranlarımızı dolduran dizilerle, izleyenlere" ölümü gösterip, sıtmaya razı edilmesi" durumu Yalancı Yarim in fanları, yazdıklarımızdan bu diziyi izlemediğimiz kanaatine varmışlar Kusura bakmasınlar, dizinin bir çok bölümünü başından sonuna kadar izledim, fakat bir türlü künhüne vakıf olamadım. Anlatılmak istenen şey neydi Baba parasıyla İtalya da eğitim görüyor ayaklarına yarış pilotluğu yapan bir zıpır delikanlının memlekete döndükten sonraki düştüğü zor ( ) durum. Babasının kendisine taktığı borçlarını zengin bir ailenin yanında şoför olarak ödemeye ( ) çalışan zavallı Alfonso Zengin ailenin müzik eğitimi alan şımarık, aklı bir karış havada, şoförlüğünü yapan delikanlıya gizliden gizliye aşık ama, ona yapmadığı eziyet bırakmayan kızı Bu maraz aşka bir türlü karşılık veremeyen zavallı Alfonso "40 ından sonra gözü dışarı kayanı teneşir paklar" hesabı, her türlü abidik gubidik işlerle uğraşan Hulusi bey Onu yola getirmeye çalışan karısı Falan, filan Bomboş bir senaryo İnsanın zekasıyla dalga geçen diyaloglar Zoraki komiklikler Bizim kastettiğimiz işte bu Televizyon ekranlarımızda orijinal bir şey olmadığı için, farklı bir format, farklı bir senaryo ortaya konulmadığı için bizleri mahkum ettikleri dizi bu

Bu diziyi de elbet beğenenler çıkacak. Ama, bizim sormak istediğimiz önemli soru şu: "Biz daha kaliteli işler izleyemeyecek miyiz "