Okuyucu soruyor:

" Evvela Hocam, içine bid at karıştırmadan meşru ölçüler içinde Mevlid Kandili nasıl kutlanacaktır Buna günümüzden örnekler verebilir misiniz Ayrıca bu günün bu şekilde de olsa kutlandığına dair Peygamber (sav) den nakledilen bir hadis, ya da sahabeden ve tabiundan bize bildirilen herhangi bir haber var mıdır

"Bir de hocam, kullanılan bid at kavramının kelimenin sözlük anlamında kullanılmasından dolayı bu olaya meşruiyyet sağlar mı Bid at kavramının, sözlük anlamında kullanıldığı yerler, o yapılan işin aslının Kur an ve Sünnet te bulunmasından dolayı değil midir Mesela, Kur an ın toplanması işi. Teravih namazı gibi. Kur an ın peygamber (sav) ölmeden önce bitmiş olsaydı o da öyle yapmayacak mıydı Aynı örnek toplanması için de geçerli."

Aynı sıra içinde cevaplayalım:

1. İçine bid at karıştırmadan, meşru ölçüler içinde bir Mevlid Kandili kutlaması bolca Kur an okuyarak, Efendimiz (s.a.v) e salavat getirerek, O nu alemlere rahmet olarak gönderdiği için Allah Teala ya hamd-ü sena ederek, O nun gelişiyle insanlığın neler kazandığını ve O nun diriltici soluğundan mahrum kalmakla neler kaybettiğini hatırlayarak ve hatırlatarak, insanları hayra teşvik ederek, sadaka ve infakta bulunmak suretiyle ihtiyaç sahiplerini sevindirerek yapılabilir. Bu konuda Anadolu Gençlik Derneği yıllardır güzel bir örneklik sergilemektedir.

2. Mevlid Kandili nin Efendimiz (s.a.v) ve Selef zamanında kutlandığına dair herhangi bir nakil mevcut değildir. "Bid at" nitelemesi de bu babda bu sebeple kullanılmaktadır.

3. Burada "bid at" kelimesinin sözlük anlamıyla kullanılmış olması bu olaya elbette tek başına bir meşruiyet sağlamaz. Herhangi bir bid atin "bid at-ı hasene" olarak tavsifi için olmazsa olmaz bir şart vardır: Şer î nasslarla çatışma teşkil etmeyecek ve Şer î kavaide uygunluk arz edecek. (Bu noktada konumuzla ilgili olarak bir de "kıyasa uygunluk" boyutu söz konusudur ki, biraz sonra değineceğim.) Şu halde bu iki unsuru bünyesinde barındıran her bid at "bid at-ı hasene"dir gibi bir tesbit yaparsak inşaallah yanlış olmaz.

Mevlid Kandili kutlamaları Efendimiz (s.a.v) ve Selef döneminde rastlanmadığı halde neye dayanılarak "bid at-ı hasene" diye nitelendirilmektedir Bu soruya es-Süyûtî, biri İbn Hacer e, diğeri kendisine ait olan iki tesbit ile cevap verir ki, Mevlid Kandili kutlamalarının istinad ettiği kıyasın aslını bu iki rivayet oluşturmaktadır:

A. Efendimiz (s.a.v) Medine ye hicret ettiğinde Yahudiler in Muharrem ayının 10. (Aşure) gününde oruç tuttuğunu görmüştü. Bunu niye yaptıkları sorusuna Yahudiler in verdiği cevap, Hz. Musa (a.s) liderliğinde Mısır dan çıkarken Firavun ve ordusunun sulara gömülüşünün ve kendilerinin kurtuluşunun bu güne rastlaması sebebiyle bir şükran nişanesi olarak oruç tuttukları tarzındadır. Bilindiği gibi Efendimiz (s.a.v), "Biz Musa ya sizden daha yakın ve evlayız" buyurmuş ve Ramazan orucu farz kılınana kadar bu orucu (bir-iki gün ilavesiyle) benimsemiş, daha doğrusu "sahiplenmiş"tir!1 Bu, belli bir olay sebebiyle belli bir günün Allah Teala ya arz-ı hamd ve şükür için vesile ittihaz edilmesinin meşruiyetine delalet eder.

B. Efendimiz (s.a.v), doğduğu zaman dedesi Abdülmuttalib tarafından kendisi için akika kurbanı kesildiği halde, bi setten sonra kendisi için bir akika kurbanı daha kesmiştir.2 Bu da Efendimiz (s.a.v) in, alemlere rahmet olarak gönderilişi sebebiyle bir şükür izharı anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla bizim de O nun doğumu sebebiyle şükür ve sürur izharında bulunmamızda Şer an bir sakınca olmamalıdır. Vallahu a lem.

1 el-Buhârî, "Savm, 68, "Fedâilu s-Sahâbe", 80 ; Müslim, "Sıyâm", 127-8; Ebû Dâvûd, "Sıyâm", 64

2 el-Bezzâr ve et-Taberânî rivayet etmiştir. et-Taberânî nin senedi kavidir. Bkz. el-Heysemî, Mecma u z-Zevâid, IV, 94; İbn Hacer, Fethu l-Bârî, IX, 95. el-Mübârekfûrî nin Tuhfetu l-Ahvezî de (V, 97) İbn Hacer in bu rivayetin sadece zayıf isnadları hakkındaki değerlendirmesinin nakledildiğine dikkat edilmelidir!