Çok yorgunum Şu sınavlar bitsin kış uykusuna yatacağım
Eve gidip bir film açsam, yatağımda izlerken uyuyup kalsam Sabah erken vakte
plan yapmayalım öğlene kadar uyuyalım Dersler çok yoğun Haftada bir günümüz
bari boş kalsın, dinlenelim Kendime hiç vakit ayıramıyorum Zaten bütün gün
yoruluyorum Hep çalış hep çalış bıktım artık Of Puf
Bunlar günlük hayatta sıklıkla duyabileceğimiz hayıflanma
cümleleridir. Yolda, otobüste, metroda, dolmuşta veya evimizde, akraba
oturmalarımızda, karşı komşumuzla kapı muhabbetimizde... Eşimizden,
çocuğumuzdan, arkadaşımızdan ya da hiç tanımadığımız ama yolculuklarda
konuşmalarına kulak misafiri olmak zorunda kaldığımız özellikle lise ve
üniversite talebelerinin yakınmalarıdır.
Birçoğu çok yoğundurlar, hiç vakitleri yoktur. Uğraştıkları
işlerse hep dünyalık; okul, iş, kariyer, para, mal, statü... Hep daha fazlası,
hep bir adım sonrası. Ama bu hırsa rağmen, dünyaya ve dünyalığa olan bu aşırı
tutkuya rağmen herkeste bir şikâyet, bir hoşnutsuzluk, bir uyuşukluk, bir
tembellik...
Yeyip içtiğimiz katkılı gıdalardan mı oluyor, gitgide
kirlenen dünyadan ve ona olan düşkünlüğümüzden mi oluyor bilmiyoruz fakat daha
birinci sınıf öğrencisi küçücük çocuklar bile okuldan ve ödevlerden kendilerine
hiç vakit kalmadığından şikâyetçi. Herkes boş vakit peşinde, herkes hiçbir iş
yapmadan öylece oturma derdinde. Birçoğu hiç kıpırdamadan televizyonun
karşısında izleyeceği bir filmin düşünü kuruyor. Ya da günlerce evden çıkmadan
keyif yapacağının; üzerinde pijaması, elinde kahvesi ve 7/24 online olacağı
internetiyle yatağına gömüleceğinin hayaliyle yaşıyor.
Özellikle gençlerimiz boş durmak istiyor, boş işlerle
vakit öldürmek istiyor. Biraz işe yarar bir işle meşgul olsa hemen tembelliği,
uyuşukluğu özlüyor. Gerçi şehrinin birçok bilbordunu Herkes bir yerlere
koşarken sen durmayı dene reklamlarının süslediği, gençlerin durarak, oturarak
ve hatta yatarak yani hiçbir iş yapmadan ne kadar mutlu olduğunun resmedildiği
bir ülkede, bu çok da yadırganacak bir durum olmasa gerektir. Ama eğer bu ülke
Müslüman bir ülkeyse hatta 600 yıl çevikliğiyle, çalışkanlığıyla,
fedakârlığıyla dünyaya hükmetmiş bir ecdadın emanetiyse, burada durup düşünmek
gerekiyor.
Sabah namazlarından sonra uyumayıp tarlalara çalışmaya
giden, akşama kadar yoğun bir tempoda çalıştığı halde Kur an ını ve namazını
aksatmayan, akraba ziyaretlerini bir angarya gibi görmeyip eşini dostunu ihmal
etmeyen bir neslin varisleri olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor.
Allah Rasulü nün yolda boş oturan adama selam vermeyip de
sonra dönüşünde onun elinde bir çöple toprağı eşelediğini gördüğü zaman selam
verişindeki hikmeti aramamız gerekiyor.
Büyüklerimizin Boş duranı Allah da sevmez, kulu da
sözünü kulağımıza küpe yapmamız gerekiyor.
Kelam-ı kadimin Bir işte yorulduğun zaman hemen bir
başka işe yoğunlaş (94/7) vahyini yüreğimize kazımamız ve demek ki dinlenmek
için bile olsa boş durmamızın istenmediğini bilmemiz gerekiyor. Çünkü şeytan
boş insanla daha çok uğraşıyor. Aklı boş, kalbi boş, vakti boş, hayatı boş
insanı şeytan dolduruyor.
O halde yapacağımız şey bellidir; önce tüm vakitlerimizi
Allah için doldurmalı, sonra bundan zerre pişmanlık duymadan her bir saniyenin
hakkını vererek yaşamalıyız. Bize verilen ömrün sayılı olduğunu ve bu dünyaya
Allah ın adını yüceltmek için geldiğimizi bu yüzden bir an olsun durup
dinlenmenin zaman kaybı olacağını sık sık hatırlamalıyız. Bıkkınlık, bezginlik,
yılgınlık gibi hallerin şeytandan geldiğini bilmeli ve boş geçireceğimiz birkaç
saatin şeytanın ekmeğine yağ süreceğini unutmamalıyız.
Bizler Müslümanız, bizler bu dünyada bir misyonu temsil
ediyoruz. Bu yüzden başıboş olamayız, boş kalamayız. Bizim boş kaldığımız her
bir saniyede bir kardeşimizin cehenneme gidebileceğinin korkusuyla hesap
yapmalıyız. Yeni bir dünyanın, evinde boş boş oturup film izleyenlerin omuzlarında
yükselmeyeceğinin bilincinde olarak adım atmalıyız. Bizi bekleyen koskoca bir
insanlık için hep çalışmalı, hep koşturmalı, hep çabalamalıyız.
Boş durduğumuz bir anda Allah ın selamına bile muhatap
olamayacağımızın acısını içimizde hissederek plan kurmalıyız. Herkese
çalıştığının karşılığı vardır (53/39) uyarısını hafızamızdan hiç çıkarmadan
her zaman hayırlı yollarda çaba içinde olmalıyız. Ve üç günlük dünyada
gerekirse gece gündüz koşturarak dinlenmeyi cennete bırakmalıyız inşallah...