17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu nun ardından
yapılan kabine revizyonunda bir isim çok dikkat çekti;
Nihat Ergün; Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı.
Diğer isimler tamam; bir şekilde yolsuzluk operasyonunda
isimleri geçen bakanlardı.
Ama durduk yerde Başbakan Erdoğan Nihat Ergün ü niçin
değiştirme gereği duydu
Kulaktan kulağa fısıldanan bir kulise göre Bakan Nihat
Ergün, Cemaat e yakın işadamlarının oluşturduğu TUSKON a (Türkiye İşadamları ve
Sanayiciler Konfederasyonu) yakın bir bakandı ve Cemaat-iktidar çekişmesine
kurban gitmişti.
Gerçekten böyle mi
Geçenlerde bir dost şu anekdotu anlattı; O öyle
bildiğiniz gibi değil. Öyle olsa Cemaat e yakın çok sayıda isim hâlâ Tayyip
beyin sağında solunda, önce onları görevden alırdı
- Peki, o zaman Başbakan ın, Nihat beyi görevden
almasının sebebi ne
- Anlatayım. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç la Başbakan
Erdoğan arasında Gezi Parkı olaylarında takındığı tavır sebebiyle gergin
anların yaşandığını biliyorsun. Bülent bey o gösterilere yönelik ılımlı tutum
ortaya koyunca Başbakan ın çok sert bir çıkış yaptığı ve sonrasında Bülent
Arınç ın Bakanlar Kurulu nu terk ettiği yansıdı, kulislere Hatırlıyor musun
- Evet, hatırladım. Tamam da bu olayın Nihat (Ergün)
beyin durduk yerde görevden alınması arasında nasıl bir bağlantı var
- Var, var İşte o malum Bakanlar Kurulu nda şöyle bir
sahne yaşanıyor; Başbakan Erdoğan, Bülent Arınç a o çok sert çıkışı yaptıktan
sonra Bakanlar arasında şöyle bir kıpırdanma meydana geliyor. Bülent (Arınç)
bey Bakanlar Kurulu nu terk ettikten sonra, birkaç Bakan da Bülent beyle
birlikte Bakanlar Kurulu nu terk ediyor. Yani, bu Bakanlar Bülent beyin yanında
olduklarını açıkça ilan ediyor.
- Sonra
- Sonrası malum Başbakan Erdoğan bunu bir kenara
yazıyor. Sana şunu söyleyeyim; Erdoğan bu tavırları asla unutmaz, unutmuyor! Bu
tabloyu bir kenara not etti ve zamanı gelince de Bakan Ergün ün ipini çekti
- Dikkatimi çekti, Bülent beye o Bakanlar Kurulu nda
destek veren öteki bakanlar kimdi, sahi
- Söyleyemem. Söyleyeyim de yazasın değil mi Başımı
belaya sokacaksın sen benim
***
Tüm bu kulisleri dinledikten sonra, Bu siyasette de hiç
vefa yok diye düşündüm.
Zira, yolsuzlukla anılan Bakanların arasında kurban
giden Nihat Ergün, yıllarca Tayyip Erdoğan ın Türkiye Büyük Millet Meclisi nde
(TBMM) vekâletini üstlendi, Grup Başkanvekilliğini ifa etti.
Meclis Genel Kurulu nda Erdoğan ve AKP aleyhine
kullanılan her cümleye karşı kürsüye çıkıp cevap verdi, partisini ve genel
başkanını aslanlar gibi savundu.
Nedense yine kendi kendime bir Vayyy be! çektim.
Sonrasında da kendime tuhaf tuhaf baktım; ben ne diyorum
kendi kendime diye
***
Geçen Hac yolculuğunda ben de kutsal topraklardaydım;
Nihat Ergün, bazı milletvekilleri ile birlikte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile
Mekke ye geldi.
Arafat ta Vakfe de dururken Nihat bey yalnız başına,
ihramlı olarak yanımızdan süzülüp geçti.
Görevini devrederken söyledikleri hâlâ kulaklarımda;
İnsanları neyin yoldan çıkardığını biliyorum. İnsanları
servet arzusu, şehvet arzusu, şöhret arzusu yoldan çıkarır. Bunların ne kadar
yoldan çıkarıcı işler olduğunu biliyoruz. Allah a şükür parayla pulla işimiz
olmadı. Makamların, mevkilerin geçici olduğunu baştan beri biliyoruz.
Evet, Futbol asla sadece futbol değildir. ama Siyaset
te asla sadece siyaset değildir.
BİR TEK OY UN ANLAMI
Geçenlerde bir arkadaş topluluğunda biri, Seçimde neler
olur sorusunu sordu.
Her kafadan bir ses çıktı.
Aramızda en genç ve heyecanlı olan, Zaten bir oyum var,
kaldı ki her koyun kendi bacağından asılır. deyince topluluğun en bilge olanı
şu fıkrayı anlattı:
Behlül Dânâ Hazretleri, çarşıda, pazarda halk içinde
dolaşırken insanlara nasihat eder, yanlış hareketlerden sakındırmak için onları
ikaz ederdi. İkazları bazı insanların damarlarına dokunuyor, gururları
inciniyordu. Bir gün, halka, doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden
rahatsız olanlar, Hârûn Reşîd e gidip Behlül Dânâ Hazretlerini şikâyet ettiler:
Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı var Bizi
kendi hâlimize bıraksın. Bizi ikaz edip durmasın. Sonra her koyun kendi
bacağından asılır. Bu şikâyetler üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ yı çağırtıp
halkın istediğini bildirdi. Behlül Dânâ hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti.
Birkaç koyun alıp kesti, bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı.
Câhil insanlar, hikmetini anlayamadıkları, sırrını
çözemedikleri söz ve hareketleri gördüğü birine hemen deli damgası vururlar.
Behlül Dânâ nın bu hareketini de anlayamayan halk gülerek şöyle dedi:
Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle
zaten!
Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan
ise bütün mahalle zarar görüyordu. Bozulan etlerin kokusundan durulmaz hâle
gelince, aynı şahıslar, Hârûn Reşîd e gidip durumu anlattılar:
Yâ Emîrü l Mü minîn! Behlül ün astığı koyunların
kokusundan duramıyoruz. Bizi çok rahatsız ediyor. Şuna söyleyin de, onları
astığı yerden kaldırsın!
Hârûn Reşîd, Behlül ün böyle bir hareketi neden yaptığını
merak ediyordu. Hem halkın şikâyetini bildirmek, hem de böyle yapmasının
sebebini öğrenmek için Behlül Dânâ yı saraya çağırttı. Behlül gelince, Hârûn
Reşîd sordu:
Yâ Behlül! Mahalleye astığın koyunların kokusundan halk
çok rahatsız oluyor. Böyle bir şeyi neden yaptın
Behlül Dânâ Hazretleri şu cevabı verdi:
Ey mü minlerin emîri! Ben bir şey yapmadım! Sadece her
koyunu kendi bacağından astım. Fakat görülüyor ki, her koyun kendi bacağından
asılsa da bütün çevreyi rahatsız ediyor, herkese zarar veriyor. Bir kötünün
zararı sadece kendine olmuyor, herkese zarar veriyor. İnsanların bunu anlaması
için böyle yaptım. Herhalde anlamışlardır!
Siz de o bilge arkadaşın ne demek istediğini anladınız
mı, acaba
NOT: Bugün 27 Ocak
2014 Pazartesi... 1) İşte geldi 2014 ve ilk ay da bitmek üzere Bu parlamento
ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü
yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu
çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat
darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi
noktasında şu ana kadar tık yok. Dubakalin olacak