* Meşru, seçilmiş hükümete yönelik darbe planlayanlar elbette hesap versin!

* Meşru, seçilmiş hükümete yönelik darbe planlayanlara destek verenler elbette hesap versin!

* Türkiye’yi haksız biçimde karalamaya kalkanlar ve millet sırtından geçinenler elbette ayıklansın!

* Kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayanlara elbette fırsat verilmesin!

* Millete rağmen çantasında “gizli ajandası” olanlar ve bunu “casusane” gerçekleştirme çabası içinde olanlar elbette yargı önüne çıkarılsın!

Ama, bakar mısınız;

* 28 Şubat sürecinde önceden aldıkları ‘tüyo’larla, devletten hortumlanan dövizlerle bir gecede müthiş derecede zengin olanlara hesap sorulamayacak mı

* Onlarca bankanın içini boşaltarak 100 milyar dolardan fazla para hortumlayanlar köşe başlarında kıs kıs gülmeye devam edecekler mi

* Planlı ve kasıtlı oluşturdukları kargaşa ortamı sayesinde faizlerin gecelik %7,500lere hatta %15,000lere çıktığı zamanlar oldu. Devletin sırtından, 1 lirasını bir gecede 15,000 lira yaptılar, bir gecede milyarlarca dolar vurgunlar yaptılar. Bu vurgunları yapanlar aramızda “beşlik simit gibi sırıtarak” dolaşmaya daha ne kadar devam edecek

* ‘Şeriat gelecek, kadınları zorla kapatacaklar… Hepimizi katır-kutur kesecekler’ kara propagandasıyla insanlara korku vererek köşeyi dönenlerden ne zaman hesap sorulacak

* “Devleti Hortumlama operasyonu”na destek verme karşılığında TÜSİAD ile birlikte ‘Beşli çete’ kuran derneklere (KESK, DİSK, TİSK ve Türk-İş), sivil toplum örgütlerine, sendikalara çok ayrıcalıklar ve menfaatler sağlandı. Başbakan Erbakan, görevi Tansu Çillere devretmek için istifa ettikten (18 Haziran 1997) yaklaşık bir hafta sonra, 26 Haziran 1997de sendikalar bir genelgeyle mali açıdan devlet denetiminden çıkarıldı. Kendi kendilerini denetleme hakkını kazandılar! Bu genelge, birçok suiistimali, yolsuzluğu beraberinde getirdi, birçok dernek ve başkanı haksız kazançlar elde etti. Bunun hesabı boşta kalmaya devam edecek mi

* Halk iradesiyle iktidara gelmiş hükümeti illegal yollarla devirmeye çalışan “şımarık şişman kediler” yıllardır işlerini yürütmeyi sürdürüyor. Rakiplerini ‘mürteci, anti-laik’ yaftalarıyla damgalayanlar ne zaman yargı önünde hesap verecek

* Refah-Yol, memura %130, işçiye %102 zam yaptı. Çiftçiye %312lik destek sağladı, esnafa verdiği kredi 57 trilyondan 80 trilyona çıkarıldı. 28 Şubatın Genelkurmay Başkanı Karadayı bile maaş artışından dolayı Erbakana teşekkür etti. Refah-Yol döneminde emek sahibi işçiye, köylüye, memura verilen maaşların kaynağı daha önce TÜSİADa giden ranttı. Bundan rahatsız olanların “bel altı” vuruşları ne zaman gerçek anlamda gündeme gelecek

* Refah-Yol Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir denk bütçe uygulaması başlattı. 28 Şubatın alevlenmesiyle ülke ekonomisi kötüleşti, bütçe denkliği bozuldu. Türkiyenin huzuru ve bütçesi bozulurken kasası dolan bazı işadamlarının yüzü güldü. Bu işadamlarından hesap sorulmayacak mı

* Başbakan Necmettin Erbakan, 21 Ocak 1997 günü, Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Bir kısım medya ve rantiyenin suni gündem oluşturarak rahatsızlığını dile getirmelerinin altında yatan gerçeğin para musluklarının kesilmesi olduğunu söyledi. Erbakan Hoca’nın işaret ettiği bu kesimler ömürlerini hesapsız ve rahat bir şekilde sürdürmeye devam edecek mi O zaman nerede kaldı “adalet!”

DÖRT ŞEY!

Dört şey güzeldir, fakat dört şey ondan daha güzeldir!

1. Erkeklerin utanması güzeldir. Fakat kadınların utanması ondan daha güzeldir.

2. Herkesin adil olması güzeldir. Fakat emir sahiplerinin adil olması daha güzeldir.

3. İhtiyarın tevbesi güzeldir. Fakat gencin tevbesi daha güzeldir.

4. Zenginin cömertliği güzeldir. Fakat fakirin cömertliği daha güzeldir.

Dört şey kötüdür, fakat dört şey ondan daha kötüdür!

1. Gencin günah işlemesi kötüdür. Fakat yaşlının günah işlemesi daha kötüdür.

2. Cahilin dünya işlerine dalması kötüdür. Fakat âlimin dünya işlerine dalması daha kötüdür.

3. İnsanların ibadette gevşeklik yapması kötüdür. Fakat hoca ve talebelerin ibadette gevşeklik yapması daha kötüdür.

4. Zenginlerin kibri kötüdür. Fakat fakirin kibri daha kötüdür…

TERÖR VE BOP KISKACINDA TÜRKİYE!

BOP tıkır tıkır işliyor. BOP Nedir

 ABD’nin bizim mahallenin çocuğunu eş başkan yaparak, uygulattığı projesi.

BOP: 1920’de İngiltere tarafından çizilen sınırların, ABD tarafından 2000’li yıllarda yeniden gözden geçirilen menfaat projesi.

11 EYLÜL 2001 saldırısı sonrasında GEORGE W. BUSHUN uyguladığı “yeni bir yüz yıl için ulusal güvenlik stratejisi” diğer adıyla “yeni Amerikan yüzyılı projesi”dir.

ABD: “İsrail ve ABD’li Yahudilerin Ortadoğudaki menfaatlerinin bekçisidir. Onun için ABD, İsrail in her zaman, her yerde ve her şartta doğal ve zorunlu destekçisidir.” Buna göre;

BOP ile ABDnin amacı:

• Kendine rakip olabilecek muhtemel gücün oluşmasını engellemek. (D-8) gibi.

• İsraili emniyet altına almak.

• AB, Çin, Rusya ve Japonya gibi ülkeleri bu kaynaklardan uzak tutmak.

 • Dört din için kutsal sayılan yerlerde (AKDENİZ HAVZASI) Müslüman nüfusunu yok etmek. Bunun adını da onlara göre var olan İslami terör diye adlandırılan terörü bitirmek.

• Petrol, doğalgaz, bor ve toryum gibi değerli kaynaklar üzerinde denetimi sağlamaktır.

 ABDnin Ortadoğu petrollerini kontrol altına alabilmesinin tek yolu Ortadoğu da bulunan bütün devletlerin parçalanmasını sağlamaktır.

Yani Ortadoğu da bulunan 22 ülkeyi parçalayıp 220 eyalet haline getirerek bütün kaynakları elinde tutmak istemesidir.

Bu Projenin kapsama alanı içerisine alınan 22 ülkenin (Moritanya, Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan, Lübnan, Filistin, Ürdün, Suriye, Türkiye, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Yemen, İran, Pakistan ve Afganistan) hepsi de ABD’nin “stratejik enerji kaynaklarının ve ulaştırma hatlarının denetim altında tutulmasına yönelik” ulusal çıkarları ile örtüşen ülkeler olduğu dikkat çekicidir. 

“Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocam son nefesine kadar, 42 yıl boyunca ‘ABD’ dedi BM yi anlattı, ‘Siyonizm’ dedi, ırkçı emperyalizmi anlattı, işbirlikçiliği anlattı. Emperyalist güçlerin ülkemiz üzerindeki kötü emellerine dikkat çekti. Erbakan Hoca Türkiyenin parçalara ayrıldığı kimi haritaları gösterdikçe Erbakanı komplo teorisi üretmekle suçlayan bazı kesimler şimdilerde Erbakan haklıymış diyor.”

 İşimiz çok zor. Hem de çok zor. Ümmetin bir parçası kalmak daha da zor. Bu kafayla, bu inançla Türkiyeli olmak, Türkiye’de yaşamak, Türkiyeli kalmak daha da zor. Selam ve dua ile… (CUMA ŞAHİN-ADANA)

BU DİZİYİ MUTLAKA TAKİP EDİN!

Milli Gazete Haber Müdürü Gökçen Göksal 3 gündür Diyarbakır’daydı.

Gökçen, Diyarbakır’ın Sur semtinde devam eden çatışmaların yaşandığı bölgeye girdi, bölgenin nabzını tuttu ve Sur mağdurlarıyla yaşanan süreci konuştu.

Gökçen’e, “Seni en çok etkileyen ne oldu ” diye sordum. “Bölge insanının ekonomik durumu” dedi.

Başka daha birçok ayrıntı var… Gökçen’in, bugünden itibaren Milli Gazete sayfalarında başlayan dizisini takip edin derim…

NOT: Bugün, 7 Mart 2016, Pazartesi  1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!