Dünyayı kasıp kavuran, insanların sosyal hayatını altüst eden sağlıktan spora, ekonomiden eğitime, üretimden tüketime hatta toplumun her alanına tesir eden tabirimi maruz görürseniz bu korona musibetinden kurtulmak için gerek dünya devletleri gerek de ülkemiz çeşitli yöntemlerle çareler aramaktadır. Bu aşamada ülkemizde, yetkililerin ortaya koyduğu tedbirlerden biri de camilerde cemaatle namaz kılınmaması ve Cuma namazlarının iptal edilmesi şeklindeydi. Zaten camiye gitmeyenlerin canına minnet, cami cemaati ise bunu anlayışla karşılamıştı. Ne var ki Diyanet İşleri Başkanı’nın VIP Cuma namazı kıldırması, “İmam böyle yaparsa cemaat ne yapar” türünden anlaşılmaz ve hayretle karşılanan bir hareketti. Evet devlet nezdinde İslam’ı temsil eden, inancımıza ve ahlakımıza göre son derece saygın ve baş tacı yaptığımız bir kurumun başkanını eleştirmeden imtina ediyor ve Allah’a sığınıyoruz. Lakin başkanın bu tür yanlışlıkları ilk değil böyle giderse maalesef son da olmayacaktır. Bu durum ve tutum akıllara şu soruyu getiriyor. Sayın başkan siz Allah rızası için mi bu namazı kıldınız ve kıldırdınız, yoksa birilerine hoş görünmek ve onların rızasını kazanmak için mi? Şayet Allah rızası için kırdıysanız ki öyle olduğuna inanıyoruz neden Kocatepe Camisi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kampusunda bulunan Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde değil de Beştepe Millet Camii’nde? İşte milletin zihnini bulandıran ve bir anlam veremediği garabet bu...
Her bunalım ve kriz dönemini büyük bir ustalıkla siyasi ranta dönüştüren iktidarın bugünkü tutumu, anlayışı ve davranışı bizim için ne bir sürpriz ne de hayret uyandırıcıdır. 18 yıldır olağan olan bu duruma herkes alıştı artık amma velâkin “koyun can derdinde, kasap et derdinde” türünden yapılan işlerde toplumun canını sıkar hale gelmiştir.
Hemen herkes bu salgın virüsün sıkıntısı ile uğraşırken iktidarın perde arkası ihaleleri maalesef devam etmektedir. Bunun en bariz örneği Kanal İstanbul ihalesidir. Hatta o esnada Ulaştırma ve Altyapı Bakan’ının değiştirilmesi de manidardır ve bünyesinde birçok soru işaretleri barındırmaktadır. Yine bu süreçte yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine verilmek için yapılan yardım kampanyaları. Burada da geçmişte sicili çok temiz olmayan bazı kurum ve kuruluşların bu tür faaliyetlerinin de takip edilmesi gerekmektedir. Bu yardımların gerçek sahiplerine gitmemesi hususundaki kaygı ve endişelerimizde maalesef devam etmektedir. Sebebine gelince engelli camiasından bilmekteyiz ki bazı belediyelerin sosyal dayanışma vakfı kanalıyla yapılan yardımların birçoğunun yandaşlara gittiği gariban ve gerçek ihtiyaç sahibi engellilerin bu yardımları ulaşamadığı gerçeğidir. Umarız ki bu sefer böyle olmaz adilane bir şekilde gerçek hak sahiplerine ulaşır ve toplanan paralar başka alakasız fonlarda kullanılmaz.
Allah milletimizi ve bütün İslam âlemini bu musibetten korusun. Âmin.
Vesselam...