Bütün dünyada baş gösteren ve tarihte benzeri olmayan koronavirüsün ülkemizdeki yansımalarına baktığımızda hem sağlıkta hem de ekonomide onarılmaz derin yaraların açıldığını müşahede etmekteyiz. Bu krizi en az hasarla atlatmanın bize göre yegâne yolu birlik, beraberlik ve akılcı politika uygulamaktan geçer. Ne var ki yine terk edilmeyen eski alışkanlıklarla siyasette iktidar-muhalefet çekişmesi bir türlü bitmiyor. Özellikle iktidarın tutarsız ve yetersiz politikaları vatandaşın nezdinde birçok soru işaretlerine yol açıyor. Bu salgın virüsle mücadelede Sağlık Bakanı ve ekibinin, çalışma ve gayretlerinde samimi olduğuna inanıyoruz. Lakin bazı etkenlerin varlığı, aralarında bir konsensüs sağlanmadığı gözleniyor, bundan da Sağlık Bakanı’nın hoşnut olmadığı ve rahatsız olduğunu fark ediyoruz.

Alınan tedbirlerle alakalı İçişleri Bakanı’nın istifa etmesi ve istifanın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmemesi birçok şüpheyi barındıran bir muammadır. Şimdilik iktidarın kendi iç işleridir diye yorum yapmayı uygun bulmamakla birlikte, yine siyasi hesaplarla Devlet Bahçeli’nin işin içine girmesi ve hatta Doğu Perinçek ve cephesinin konu ile alakadar olması bazılarının “bulanık suda balık avlamak” ya da “sel önünden kütük kapmak” gayretleri şeklinde algılanabilir. Bu meseleye şimdilik bu kadar temas etmeyi yeterli görüyoruz.

Esasen toplumumuzu ve bütün insanlığı yakından ilgilendiren, dünyanın birinci gündem maddesi olan bu musibetin sebep olduğu ekonomik krizin nasıl aşılacağına gelince; alınan tedbirler ve uygulanan politikalar millet nezdinde bir endişe, bir kaygı ve ümitsizlik tablosu halindedir. Devlet böyle zamanlarda vatandaşına yardım etmesi gerekirken milli dayanışma diyerek vatandaştan yardım istemesi ne derece doğru politikadır. Kaldı ki; Avrupa ülkelerinden daha iyi konumdayız diyerek tabiri caizse hava atacaksınız. Ama söz konusu o ülkeler vatandaşından yardım istemiyor, aksine vatandaşına yardım ediyor, buna bakmayacaksınız! Milli dayanışma söylemi çok güzel, itirazımız yok eyvallah ama yardım talep ederken tüm vatandaşlar, yardım yaparken de yandaşlar gözetilecek kaygısı insanlar arasında endişeye yol açmaktadır. Buna örnek olarak vatandaşların şu söylemi manidardır: “Eve elektrik faturası geldi, su faturası geldi, doğalgaz faturası geldi, kredi kartı ekstresi geldi ama maske ve kolonya halen daha gelmedi!” Bir diğer söylem de şöyle: “Bizi korona değil, ekonomik kriz öldürecek.” Bu vatandaşların sesine kulak verildiği zaman; hangisinin yalan ya da yanlış olduğunu düşünebilirsiniz. Tabiî ki tuzu kuru olanlar bunu anlamayabilir.

Kendi vatandaşına yardım ederken ketum davranan iktidar, Avrupa ülkelerine yardım yaparken gayet cömert, anında gidiyor yardımlar. İnsani açıdan baktığımızda ebetteki herhangi bir ülkeye yardım yapılmasına karşı olamayız. Lakin kendi ihtiyaç sahiplerini öncelemesi daha elzemdir. İktidarın kendi toplumuna güven vermek mecburiyeti vardır. Kaldı ki bu salgın yüzünden ihtiyaç sahibi vatandaş sayısı ikiye hatta üçe katlanmıştır. Milli Dayanışma Kampanyası’ndan toplanan yardımların adilane bir şekilde gerçek hak sahiplerine verilmesini temenni ediyoruz.

 Bu dileklerle Allah’a emanet olun. Allah yar ve yardımcımız olsun. Âmin…