Ankara’da son bir haftadır hava yine toz duman.
Bir şey anlamak, ya da yazmak için beklemek gerekti.
Havada uçuşan laflar yenilir yutulur türden değil.
Kimi “17/25 Aralık Darbe Girişimi” benzeri derken “15 Temmuz denemesi” diyenlerin sayısı da azımsanacak gibi değil…
Hal böyle olunca da kalem oynatmakta mütereddit oluyor insan.
Biz de son günlerde olan biteni anlayabilmek için çok sayıda haber, bilgi ve belge okuduk, yapılan yorumları dinledik.
Geçmişteki parçaları yan yana getirerek bir sonuca varmaya çalıştık.
Karar aşamasında, olayın taraflarını tasnif ederek işe başladık.
Bir tarafta; İçişleri Bakanlığı koltuğuna Ali Yerlikaya oturduktan sonra der dest edilip cezaevine konan Ayhan Bora Kaplan isimli mafya lideri var.
Aynı tarafta, Ayhan Bora Kaplan’ın ikinci adamı olan ve daha sonra da itirafçı olduğu ortaya çıkan Serdar Sertçelik var.
Bütün olayların başlangıç noktası da zaten Serdar Sertçelik.
Sertçelik, ayağında elektronik kelepçe olmasına rağmen kaçmayı ya da kaçırılmayı başardığı yurt dışından yayınladığı ses kayıtları ile Ankara Emniyeti’nde iktidara darbe yapmaya çalışan bir ekip olduğundan bahsetti.
Suçladığı polisler ise Ayhan Bora Kaplan çetesine operasyon yapan ekibin taaa kendisi.
Ayhan Bora Kaplan’ın dikkat çeken bir özelliği de eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya olan yakınlığı.
Hatta söz konusu mafya liderinin yargı sistemi üzerinde kurduğu imtiyaz sayesinde polisi dahi bay pas ettiği de söyleniyor.
Bu ekibe enteresan bir medya desteği de geliyor. Havuz medyası olarak adlandırılan ve “iktidarla illiyet bağı” olan medya grubu da kavgada yerini almış durumda. Ve tarafını da açıkça belli ediyor. Bu olup bitenlere “darbe” adını koyan da bu medya grubu oldu.
Bu da kayda değer bir ayrıntı.
Diğer tarafta ise Ayhan Bora Kaplan’a operasyon yapan ve daha sonra da gizli tanıkla sıkıntılı ilişkiler içerisine giren polis şefleri ve en önemlisi ismi zikredilmese de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya var.


Önce bu soruların cevabını bulmak gerekir
Gelelim akıllara takılan sorulara:
Neden bütün bu yaygara tam da Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında ikinci merhaleye geçileceği sırada kopartıldı.
Ayhan Bora Kaplan çetesi, kimin döneminde palazlandı, kimin döneminde kolu kanadı kırıldı.
Ali Yerlikaya, koltuğa oturur oturmaz çetelere ve uyuşturucu tacirlerine karşı girdiği mücadelede birilerini mi rahatsız etti? Çok mu derine indi?
İddiaların üzerine Devlet Bahçeli neden bu kadar sert gidiyor?
Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan daha itidalli yaklaşıyorken…
İçişleri bakanı değiştikten sonra Ankara Emniyeti’nde yapılan temizlik ile bu yaşananların nasıl bir bağlantısı var?
Olay yargıya intikal etmişken yönlendirme çabası mı var?
Oldubittiye getirilmek istenen gayret mi sergileniyor?
4 polis şefi bir ülkede iktidarlara karşı darbe yapmak için yeterli mi yoksa bizim bilmediğimiz daha geniş bir tabana mı sahipler?

Cumhurbaşkanı’na İçişleri Bakanı’nı kim kötüledi…
Öyle gözüküyor ki, en azından olayın başında Cumhurbaşkanı Erdoğan da polis içerisinde iktidara karşı bir darbe girişiminde bulunulduğuna ikna edilmiş. Çünkü Erdoğan, ilk yaptığı toplantıda olayın bir numaralı muhatabı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı davet etmemişti. MİT Müsteşarı İbrahim Kalın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile yapılan toplantıya çağrılmayan Ali Yerlikaya, en azından birileri tarafından yukarıya “olayın müsebbibi” ya da “olayda yetersiz kalan taraf” olarak anlatılmış.
Böylesi önemli iddiaların olduğu bir toplantıya İçişleri Bakanı’nın çağırılmamasını sağlamak hiç de kolay iş değil. Belli ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı birileri “ikna etmiş” ya da “yönlendirmiş.”
En kritik nokta da burası. Bakalım aynı irade karar verme aşamasında da etkili olacak mı?


Bugün bazı soruların cevabını alabiliriz…
Bir değişiklik yaşanmazsa bugün Ayhan Bora Kaplan davasına devam edilecek.
Yani, tüm bu olup bitenlerin cevabını bugün alabiliriz.
Üstelik dava ilginç bir atmosferde görülecek.
Ayhan Bora Kaplan’a operasyon yapan polis müdürleri gözaltında.
Ve daha da önemlisi Ayhan Bora Kaplan davasında gizli tanık olan isimler de ifadelerini geri çekmiş durumda.
Anlayacağınız, bugün bir takım kritik tahliyelerin gelmesi sürpriz olmaz.
Böylece “polis teşkilatına” ve “adalet sistemine” ilk darbe yapılmış olacak…
Bu birinci darbe olur.

Sorun, Ali Yerlikaya'nın kafasının kel olmaması mı?
Sonuç olarak ortada iddia edildiği gibi bir darbe girişimi var ama (bir takım hatalar yapılmış olmakla beraber) hedefteki isim İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya. Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayı yargıya havale edip Yerlikaya’nın arkasında duracak mı yoksa bakanına yapılmak istenen darbeye göz mü yumacak?
Görevdeki bir içişleri bakanı bu kadar itilip kakılmaz.
Bekleyip göreceğiz.
Sonrasına da sonra bakarız nasip olursa.
