Cüneyt Çakır kardeşimi kutluyorum. Harika bir maç

yönetti. O ne fizik kondisyon öyle... Neredeyse her ver kaçın içinde olacak.

Hatta bu yüzden bir faul sonrası seken top da bacaklarına çarptı. Tek bir

yanlışı olmadı maçta. Sarı kartlar doğruydu. Avantaj kesmedi. Maçın kontrolünü

elinden hiç kaçırmadı. Kenardan yangın yapan teknik adamlara hiç aldırmadı.

Yardımcıları tek bir pozisyon hatası bile yapmadılar. Vallahi gurur duydum. Bu

Cüneyt ve yardımcıları, hele hele düne kadar izlediğimiz hakemleri de dikkata

alırsak, finalin bir numaralı adayıdırlar. Tabii lobiler devreye girmez ise...

Biz böyle bir hakemimizle, biz böyle bir triomuzla gurur

duyarken, hem de 40 yıl sonra, ülkemizdeki en baba kulüplerin haline bakınız.

Ben buradan sevgili Cüneyt e bir tavsiyede bulunacağım; git kardeşim bir başka

ülkeye, örneğin Almanya ya orada hakemliğe devam et. Çünkü buraya döndüğünde

kafası kumda kalanların, spor teröristlerinin, kendini kurtarmak için kurbanlık

hakem arayanların hedefi olmaya devam edeceksin...

Ve gelelim basketbola... Galatasaray yönetimi, finalin

son maçına çıkmama kararı aldı. Bunu da başkan Aysal bir açıklama ile dile

getirdi. Bana bu karar garip gelmedi dersem yalan olur. Hele hele can güvenliği

bahanesini hiç dikkate almadım. Biraz araştırayım dedim. Meğerse organize final

havası esmiş Galatasaray tarafına. Nasıl mı Geçtiğimiz Cumartesi akşamı

Kalamış Develi de Mahmut Uslu, isimleri aklımda tutamıyorum iki Fenerbahçeli

yönetici daha, Basketbol Federasyonu başkan vekili ve geleceğin başkanı Harun

Erdenay la yemek yiyorlar... Bitti mi Hayır! Maçın, Galatasaray tarafından

istenmeyen hakemi Recep Ankaralı bu son maça da tayin edilince şaşkınlık

oluşuyor. Ve ne gariptir ki, aynı Ankaralı maçın oynanacağı Perşembe günü

uluslararası bir hakem toplantısına katılmak zorunda olmasına rağmen, maça

atanıyor.

Devam edelim. Bütün bunlara rağmen Galatasaray ın maça

çıkmama kararını yerinde bulmuyorum. Maça çıkılır, maç sırasında gerekçeler bir

bir ortaya dökülürse, takımı toplar sahadan soyunma odasına götürür, oradan da

eve gidersiniz. Tıpkı Ali Şen in, Trabzon da yaptığı gibi(!) Böylece de kimseye

kaçtı damgası vurdurtmazsınız. Haaa sonra da bakarsınız bakalım federasyon ne gibi

racon kesecek

Galatasaray ın çıkmama kararını protesto ettikten sonra,

Fenerbahçe nin yayınladığı karşı bildirinin bir bölümüne değineceğim. Ancak

anlayamadığımız... Yurt dışında hiçbir ülkede kara para aklamak, dolandırıcılık

suçlarından yargılanmayan, hapis yatmayan ya da ülkelere giriş yasağı konmayan,

hiçbir kulüp oyuncularına arabalar alırken yakalanmayan ve tarihi farklarla

şampiyonluklar kazanamayan, hiçbir oyuncusuna elden 1 milyon dolar para verdik

saçmalığı ile kendi yöneticilerinin şike ve teşvik suçlamaları karşısında komik

duruma düşmeyen, devletini ve kendi kulüp taraftarlarını ve küçük

yatırımcılarını manipülasyonlarla zarara uğrattığı tespit edilemeyen, sahip

olduğu serveti ve bunun vergilerini açıklayamayan ve en önemlisi korkuları yüzünden

takımı sahaya çıkartmayarak tarihe kara bir leke olarak geçmeyen başkanımız

Aziz Yıldırım a yönelik bu korku ve husumetin sebebidir.

Bildiri bu, Fenerbahçe tarafından yayınlanan. Şimdi başta

Ali Kaya isimli okur sıkı dursun bakalım. Bir kere Fenerbahçe bu zatın kim

olduğunu açıklamalıdır. Öyle, Kızım sana söyleyeyim, gelinim sen anla yok.

Şimdi Ali Kaya bak dinle, ben ismen yazacağım. Bildirinin

bir yerinde oyuncuya elden bir milyon dolar verme lafı var ya... Hah işte

orası... Aziz Bey, televizyonlar karşısında, yani 70 milyonun huzurunda aynen

şunları söylemiştir: Biz Petkov a parayı elden verdik (650 bin dolar). Çünkü

devlet İstanbulspor a TMSF kanalıyla el koymuştu. Para uçmasın diye... Nasıl

Ali kardeş Açık ve net... Bu suçun karşılığı nedir bizim kanunlarda... Tabii

ki kanunlar uygulanıyorsa.

Devam edelim. Bu bildiriyi kim hazırlamışsa ki Aziz

Bey in izni olmadan yayınlayamaz, ona şunu hatırlatayım dedim. Galatasaray daki

bu kirli işlerin sahibi kimse, ya çıkıp da, 1983 yılında Kemeraltı Askerlik

Şubesi nden nakille 800 yataklı İzmir Askeri Hastanesi ndeki heyete, sağ bacağı

altı santim kısa birini kendi yerine sokup çürük raporu alan kimdir Bu suçun

cezasının iç hizmetler kanunu 81. maddedeki karşılığının on yıl hapis olduğunu

da söylerse... Sonra da devamla, 2006 nın Temmuz ayı sonlarına doğru Ankara

GATA dan hangi rapor kimin sayesinde alınmıştır Bitmedi. Madem böyle yamuklar

yoktu da neden Metris te yatılırken 30 bin avro verilip bedelli askerlik

belgesi alındı Askerlikten kaçmayı nasıl adlandırıyorsunuz dostlar Hele hele

bu vatanda... Hadi Ali Kardeş bir yazı daha lütfen!

Özetle; yaşasın Cüneyt Çakır!