Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler arasındaki huzursuzluk giderek büyüyor.

İttifak içinde kendilerine gereken değerin ve önemin verilmediğini düşünenler sırf CHP ve HDP devlet yönetimine geçmesin diye “her türlü hırsızlığa, liyakatsizliğe ve kötü ekonomi yönetimine” rağmen Cumhur

İttifakı içinde yer aldıklarını açıklıyorlar.

Böyle düşünenlere saygı duymakla beraber bu düşünceye asla katılmadığımızı ifade etmek istiyoruz.

Böyle düşünmeye başladığımız anda kendimizi yağmurdan kaçarken doluya yakalanmış gibi hissedeceğimizden eminiz.

Bizim dünya görüşümüze zıt dünya görüşlerinin iktidara gelmesini elbette biz de istemeyiz.

Ama sırf onlar iktidara gelmesin diye her türlü hırsızlığa, liyakatsizliğe ve kötü ekonomi yönetimine kendimizi mahkûm olarak görmeyiz.

Çünkü kendi dünya görüşümüze zıt dünya görüşlerine ne kadar karşı isek hırsızlığa, liyakatsizliğe ve kötü ekonomi yönetimine de o kadar karşı durmamız gerektiğine inanırız.

Sırf dünya görüşümüze zıt dünya görüşleri iktidara gelmesin diye kötü ekonomi yönetimine destek verecek olursak kendimizi o kötü yönetimin bir parçası olarak görür ve buna rıza gösteremeyiz.

Aynı şekilde liyakatsizliğe destek verecek olursak kendimizi o liyakatsiz yönetimin bir parçası olarak görür ve kabul etmeyiz.

Ulu orta hırsızlık gibi bir suçlamada bulunmayı da hiç doğru bulmayız. Bu konuda bir kanaatimiz oluşmuşsa onlarla yan yana durmayı bu suça ortaklık gibi kabul eder ve karşı çıkarız. Bir ittifaka destek verenler arasında böylesine önemli konularda anlaşmazlık hâsıl olmuşsa o ittifakın fazla uzun ömürlü olacağına ihtimal vermeyiz. İttifak ortaklarından biri diğerine hırsız, liyakatsiz ve ekonomiyi kötü yönetiyorsun diyecek ve böyle suçlananlar bunu sineye çekecek! Olacak iş değil!

Ne böyle bir suçlama ne de böyle bir sineye çekiş bizim siyaset anlayışımızda kendisine yer bulamaz!

Bu tür yaklaşımları ittifak anlayışına yakıştıramayız.

Evet, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler arasında giderek büyüyen bu huzursuzluk bakalım nasıl sonuçlanacak?