Muhterem Okuyucu!

Milletimizin manevi duygularını canlandıran, kendi iç

dünyalarını değerlendirme fırsatı veren, sorumluluk sahibi herkesin görev ve

sorumluluğunu hatırlamasına vesile olan Berat gecesi, duygu ve düşüncelerimizde

yenilenerek ilahi rahmeti çekecek işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua

ve niyazda bulunmamız için bir nimettir.

Mü minlerin gönüllerinde huzur veren duygu ve hislerin

oluşmasına, zaman zaman oluşan olumsuz düşüncelerden zihinlerin temizlenmesine

vesile olan Berat gecesini, fert ve toplum olarak bu duygular içerisinde

değerlendirmek durumundayız. Çünkü, hayatımızda maddi ve manevi yönden denge

oluşturmaya, tutarlı yaşamaya, insanlarımızı ayırmadan ve yargılamadan

anlamaya, kendi içinde ve çevresiyle barışık olmaya, paylaşmaya, ekonomik sıkıntılardan

dolayı ümitlerini ve ahlaki değerlerini kaybedenleri nasıl kazanacağımızı

düşünmeye, insanlıktan sorumlu topluluğun bir parçası olarak eğitim ve bilimde

ahlaki ve evrensel değerleri ortaya koymada, üretim ve kalitede hukuk ve

adalete bağlı kalmada yükselmeye ihtiyacımız vardır.

Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların

yükseldiği, inananların huzur bulduğu böyle gecelerde; insanlarımız kalplerinde

iyimserlik ve ümit kandillerini yakmalı, Berat ın engin mesajını ruhlarında

hissetmeli, ufuklarını açacak aydınlatıcı bilgilere doğru koşmalı, İslam

dininin yaratanı tanıma ve ona bağlılık, yaratılanı sevme ve güzel ahlak dini

olduğunu idrak etmeli ve gönül kapılarını herkese açmalıdır.

Kur an-ı Kerim bize kötülük ve düşmanlığı değil, erdemli

davranışları ve temel insani değerleri öncelemeyi, hayırlı işlerde yarışmayı

tavsiye etmektedir. İyi bir dindar olmanın bir şartı da Kur an-ı Kerim in bu

öğütlerine kulak vermektir. Öyleyse, üç ayların, mübarek gün ve gecelerin gönül

dünyamıza yansıyan ışığına yönümüzü çevirelim, insanlara faydalı olacak

davranışlar sergileyelim, etrafımızda bulunan kimsesiz, yoksul, ilgiye ve

bakıma muhtaç kimselere karşı daha fazla duyarlı olalım. Komşusu aç iken, tok

gecelemenin kamil imanla bağdaşmayacağını bilelim. Dürüstlüğü, güvenilir

olmayı, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, hak ve hukuka riayeti, eşitlik

ve adaleti kendimize ilke edinelim. İnsanların hayırlısının, insanlara faydalı

işler yapan kimsenin olduğunu hiç unutmadan gerek özel gerekse kamu hizmetinde

emanet ve mesuliyet bilincini koruyalım.

Modern dünyanın en önemli problemlerinden biri insanın

yalnızlaşması ve yabancılaşması, tek düze bir hayatın mekanik bir parçası

haline gelmesi, bireyselleşmesi, neticede sonu gelmez maddi heves ve emeller

peşinde koşuştururken varoluşunun nihai anlamını yitirmesidir. Bunun için de,

doğru dini bilgiye dayalı ve usulüne uygun olarak yerine getirilen ibadetler,

dua ve niyazlar, kişiyi Yüce yaratana bağlayarak güven ve huzur iklimine

taşıdığı, ona kendisiyle ve çevresiyle barış içinde yaşama bilinci

kazandırdığı, birey ve toplumun huzurunu koruyup güçlendirdiği için günümüz

dünyasında ayrı bir anlam ifade etmektedir. İçinde bulunduğumuz üç aylar,

mübarek gün ve geceler ve hep birlikte idrak edeceğimiz Ramazan ayı bize böyle bir

imkanı sunmakta, herkesi kuşatan manevi atmosferiyle, solmaya yüz tutan dini ve

ahlaki değerlerimizin yeniden yeşermesi için adeta bir bahar iklimi

oluşturmaktadır.

İslam, bütün insanlığa yapılmış bir güven ve barış

çağrısıdır. ALLAH Teâlâ nın kulları olarak bizlere daima barış içinde

yaşama nın yollarını gösterir. Çağımızda ulusal, bölgesel ve uluslararası

ölçekte yaşanan huzursuzluklar, dökülen kanlar, akıtılan göz yaşları, büyük

ölçüde, birlikte yaşama kültürünün zayıflamasından, insana ve ötekine saygının

kitaplarda ve sözde kalmasından kaynaklanmaktadır. İnsan olarak bize düşen

görev, küreselleşen ve adeta bir büyük köy haline gelen dünyamızda birbirimizin

hak ve hukukuna riayet ederek bir arada barış, karşılıklı saygı ve hoşgörü

içinde yaşamayı öğrenmek, öğretmek ve gerçekleştirmektir. İslam da ALLAH

sevgisine giden yol insan sevgisinden, Yüce Yaratan ın eseri olan her şeyi

sevebilmekten geçer. Sevgi ve saygı olmadan birlik olmaz, dayanışma ve kaynaşma

olmaz. İnsani ve ahlaki erdemler de zaten sevgi ve samimiyet zemininde doğar ve

gelişir.

İslam alemi bu geceyi son yıllarda hüzün, keder ve

kalplerdeki burukluğu yaşayarak idrak etmektedir. Çünkü İslam aleminde meydana

gelen ve uzun zamandır çözümü de mümkün olmayan hadiseler, sağduyu sahibi bütün

insanları üzmekte ve derinden yaralamaktadır. İnanıyor ve ümit ediyorum ki aklı

selim galip gelecek, şiddet ve akan kan durdurulacak barış hakim olacaktır.

İnsanlık adına hayır düşünen ve şiddetin yürekleri parçaladığına inanan

herkesin gerekli hassasiyeti göstermesini diliyorum.

Dünyanın muhtelif bölgelerindeki Müslüman toplumlarda,

istemesek te İslam ın yüceliği, saygınlığı, engin rahmet ve hoşgörü anlayışı

ile bağlantı kurulması asla mümkün olmayan esef verici hadiseler

yaşanabilmektedir. Adı ve özü barış ve esenlik olan İslam ın, düşmanlıkla,

suçsuz ve masum insanları öldürmekle, terörle, huzur ve barışı bozmakla,

insanların malına ve canına açık ve gizli zarar vermekle, uzaktan ve yakından

ilgisi yoktur.