Butto suikasti ile, İslâm ülkelerinin geleceği arasında ne gibi bir ilişki var diyeceksiniz. Ama daha derin düşündüğümüz ve işi geniş bir perspektif ekranında incelediğimiz zaman bu ilişkinin izlerini sizler de tesbit edeceksiniz.

Zira Müslümanların başına gelen olayları gerilere giderek gözden geçirdiğimiz taktirde, yaşadığımız olayların, körün taşı misali, tesadüflere bağlı olmadığı meydana çıkar.

1- Güncelliğini düşünerek Pakistan ın durumunu ele alalım: Pakistan ın kuruluşundan bu yana, batılıların etkisiyle başına neler getirildiğini hatırlarsak, kurulduktan sonra hızla kalkınmaya başlayan bu İslâm ülkesinin, tekerine taş koymak için iki kere Hindistan-Pakistan savaşı çıkartılarak gelişmesinin engellendiğine şahit oluruz.

Ayrıca fitne çıkartılarak sık sık darbeler yaptırıldı, siyâsi krizlere itildi. Normal şartlara kavuşmasına imkân verilmedi.

2- Afganistanı ele alalım. Bu ülkeyi önce Sovyetler Birliği, hotbehot işgal etti. ABD bu olay karşısında sadece Moskova olimpiyatlarına ABD atletlerini göndermemek kararı aldı. Başka bir tepki göstermedi.

ABD ye göre; bir İslâm ülkesi olarak, Afganistan işgal edilmeliydi ama bu işgâli Rusya değil, ABD yapmalıydı demeye getirildi, bildiğiniz gibi ikiz kulelerin vurulmasını bahane ederek bu sefer Afganistan ı kalıcı olacak şekilde ABD işgal etti. Hâlâ işgal ve katliamlar, kitabına uydurularak devam ettiriliyor.

Demek ki maksat, ne yapıp yapıp İslâm ülkelerine nefes aldırmamak imiş...

3- Hiç yoktan Irak-İran savaşı çıkartıldı. Bu olay da körün taşı değildi. Maksat iki güçlü İslâm ülkesini kapıştırarak, bunları önemli ölçüde yıpratmak ve daha önemlisi, aralarına asırlarca düzelmeyecek düşmanlık tohumları ekmek...

4- Birinci ikinci Körfez savaşları: Bu savaşlar da ABD ve yandaşlarının, Ortadoğu nun merkezinde bulunan Irak ı çökertmek için sun i olarak tertiplediği, bir fitne fesat hareketinden başka bir şey değildi.

Irak ta nükleer silahlar var dendi, yalan çıktı. Irak mahvoldu. Mala, cana, ırza, namusa tecavüzler yapıldı, mukaddes mekânlar türbeler çiğnendi, tahrip edildi.

Biz bütün Ortadoğu ülkelerine insan hakları, demokrasi getireceğiz dendi, tam tersine vahşet ve terör getirildi.

Batı medeniyetinin seviyesi, Ortaçağ ın engizisyon mezâliminden daha aşağılara düştü. O kadar seviye kaybı oldu ki, hurafelerle fanatik taassubların ürünü olan Kabbala nın, ilim dışı, akıl ve mantık dışı ilkelerinin gerçekleştirilmesi için, Nil ve Fırat vadilerinden oluşan ARZ-I MEV UD un Müslümanlardan boşaltılması, Güneydoğumuzun insansızlaştırılması için, Barzani ye kukla ve korsan bir devlet kurulması gibi efsâneler peşine düşüldü.

5- ABD ve AB tarafından İsrail e adeta Allah ın günü, Müslüman kanı akıtma serbestisi tanındı. İsrail istediği kadar nükleer silah depoluyor, kimse ses çıkarmıyor. İsrail in bir çılgınlık yaparak hidrojen ve atom bombaları ile Arzı Mev ud u, Müslümanları yok ederek, boşaltmaya kalkışması bile ihtimal dahilinde.

6- Batının, yakın tarihimizde, İslâm ülkelerine karşı yaptıkları işte böyle. Birinci cihan savaşından bu yana da batı bundan farklı değil. Osmanlı İmparatorluğu nun bölünüp parçalanması, Ortadoğu daki sınırların cetvelle keyfi olarak çizilmiş olması, İstiklâl Savaşımızda devletimizi kurarken karşımıza, silah ve mühimmat vererek Yunanlıyı çıkarmaları, hep aynı terâne...

Uzun etmeyelim. Batı, Büyük Ortadoğu Projesi aldatmacası ile, İslâm ülkelerini tamamen haritadan silmek istiyor.

İkiz kuleler vurulduktan sonra, Bush, Afganistan ı işgal ederken baklayı ağzından çıkarmıştı. Zira;

"Bu bir haçlı savaşıdır. Bizim yanımızda olanlar vardır. Bize karşı olanlar vardır, dedi. CONDALEEZZA RİCE "ise, biz Ortadoğu daki 22 ülkenin siyasi haritasını değiştireceğiz" diyerek, Bush u teyit etti.

Pakistan da Benazir Butto ya yapılan suikastten sonra büyük bir kriz başlamıştır. Böylece ırkçı emperyalistlere, siyonist ve evangelistlere gün doğmuş, ellerinde yeni fırsatlar geçmiştir. Pakistan daki bu krizi de yukarıdan beri özetlemeye çalıştığımız açıdan değerlendirmek ve doğacak neticelerden işaret almalıyız.

NETİCE: Susmamalıyız, olayları uzun bir târih perspektifinde ele almalıyız. SUSMA, SUSTUKÇA SIRA SANA DA GELECEKTİR sözü, en fazla Türkiyemiz için de geçerlidir.

Çevremizdeki krizlerin bize de zarar vermemesi için İNİSİYATİFİ ELE ALMALIYIZ. Krizin KAOSA DÖNÜŞMESİNİ önlemek için dinamik bir politika izlemeliyiz. Bunun için içeride ve dışarıda birlik ve beraberlik halinde olmalıyız. D-8 leri aktif hale getirmeli, sayısını artırmalıyız. AKİF Rahmetli bize yol gösteriyor: TEFRİKA GİRMEDEN BİR MİLLETE DÜŞMAN GİREMEZ. "TOPLU VURDUKÇA SİNELER ONU TOP SİNDİREMEZ" diyor.