1. Nurcu geçinen bir kimse başka bir Nurcunun gıybetini
yaparsa Bediüzzamana eza vermiş olur. Niçin Nurcu geçinen dedim .. Çünkü gerçek
bir nurcu gıybet etmez de ondan Ne Nurcular, ne Müslümanlar, ne de harbî
olmayanlar aleyhinde konuşur
2. Risale-i Nur talebeleri arasındaki uhuvveti, ittihadı,
tesanüdü, vifakı zedeleyen bir kimse gerçek Nurcu değildir, yaptığıyla
Bediüzzamana eziyet etmektedir.
3. Gerçek Nurcu, bırakın nurculara dil uzatıp vahdeti
bozmak, diğer meşreplere mensup mü min kardeşlerine de dil uzatmaz.
4. Bediüzzaman Risale-i Nurların sadeleştirilmesine,
tahrifine cevaz vermemiştir. Böyle yapanlar tokat yemiştir.
5. Nurculukta kin tutmak, intikam almak, beddua etmek,
mü mine düşmanlık etmek, fitne ve fesat çıkartmak yoktur. Nurculuk muhabbet
fedailiğidir. Kindarlar, intikamcılar, beddua ve lanet edenler gerçek ve şuurlu
Nurcu değildir. Bir memur Bediüzzamana çok eziyet etmiş, Hazretin tahammül
sınırına dayanmış, beddua edecekken zalim adamın mâsum çocuğunu görmüş,
bedduası tutar adama bir şey olur, yavrucak üzülür hüzünlenir diye beddua
etmekten vaz geçmiş
6. Bediüzzamanda ve Risale-i Nurlarda Ehl-i Sünnete
aykırı bir şey yoktur. Onu ve eserlerini bid ate ve dalalete alet edenler o
muhterem zata eza vermiş olurlar.
7. En iyi Nurcu Kur ana, Sünnete, Şeriata tabi olan muttaqi
Nurcudur.
8. Nurculuk İmana, Dine, Kur ana, Sünnete hizmet ettiği
için, Nurcu olsun veya olmasın bütün mü minleri, Ümmet-i Muhammedin tamamını
alakadar eder. Bediüzzaman bir İslam büyüğüdür. Onu tekellerine almak isteyen
sekter zihniyetliler ona eza veriyor.
9. Risale-i Nurların gavamızını, esrarını, inceliklerini,
dakikalarını idrak edemeyenlerin Nur temsilciliğine soyunmaları aciptir,
gariptir.
10. Üstad
tarikatlara karşı, onlara aleyhtar değildi. Telvihat-ı Tis a risalesi bunun
şahididir. Akl-ı selim sahibi Nurcu tarikat düşmanlığı ve aleyhtarlığı yapmaz.
11. Risale-i
Nurlar alet edilerek para toplanmaz Zenginlik elde edilmez Siyasî ve şahsî
prestij, ün, riyaset elde edilmez, alkış toplanmaz. Böyle yapanlar Üstada
eziyet etmiş olur.
12. Nurculuğun
üstünde Ümmet birliği vardır.
13. Nurcu aktif
siyaset yapmaz, siyaset militanı ve holiganı olmaz.
14. Nurcu,
mü minlere karşı merhametlidir, şefkatlidir, kardeşçe muamele eder, gönül
kırmaz.
15. Nurcu, Haliq
Teala hazretlerinin rızasını kazanmak için ihlasla yaptığı iman ve Kur an
hizmetlerinin ücretini yaratıklardan istemez, teklif edilirse almaz. Din, İman,
Kur an, Risale-i Nur hizmetlerini şahsî menfaate, zenginleşmeye alet ve vasıta
kılanlar Bediüzzamana eziyet etmiş olur.
Bu fakir için Biz Nurculuğu bu heriften mi öğreneceğiz
diyerek bendenize hakaret eden muhterem kardeşimizin dikkat nazarlarına arz
edilir. Selam ve hürmetlerimle
(İkinci Yazı)
Osmanlıca Arapça İngilizce Bilmek
Yedi sene İmam-Hatipte, dört sene İlahiyat fakültesinde,
yekun olarak 11 sene Arapça okumuş ama bu lisan ile basit bir mektup, bir
kompozisyon yazamıyor, konuşamıyor, ilmî ve fikrî kitap ve makale okuyamıyor.
Bunda bir anormallik var değil mi İnsan 11 sene Çince, Tibetçe, Eskimoca,
Süryanice dersleri alsa bu dilleri konuşabilir, onlarla yazı kaleme alabilir, o
dillerde yazılmış kitapları, manasını anlamak suretinde okuyabilir, hattâ kitap
yazabilir.
Türkiyede islamî kesimin bir eğitim, kültür, lisan
faciası vardır. Öncelikle edebî, yazılı, zengin Türkçeyi okutamıyoruz,
öğretemiyoruz, Fuzulîden koptuk.
Din tahsili yapan gençlerimize Arapçayı ve ulum-i
islamiyeyi öğretemiyoruz.
Gençlerimize liselerde genel kültür veremiyoruz.
Dindar, beş vakit namaz kılan üniversite öğrencilerinin
büyük kısmı en basit ilmihal bilgilerini bilmiyor.
Eskiden böyle değilmiş. Osmanlı medreselerinde okumuş
Şeyhülislam Mustafa Sabri, Düzceli Zahid el-Kevserî Mısırda Arapça kitaplar
yazabilmişlerdir. (Şeyhülislam Mustafa Sabrinin dört ciltlik Mevkifü l-Akl
ve l-İlm ve l-Âlim min Rabbi l-Alemîn ve ibadihi l-Mürselîn kitabı
iddialarımızı isbat eden harika bir eserdir.)
Vaktiyle İslam dünyası ile ilgili bazı kongrelere
katılmıştım. Anadili Azerice veya Farsça olan İranlı Şiî hocalar kürsilere
çıkıyor ve irticalen Arapça konuşabiliyorlardı. Aksanları değişikti ama
irticalen akıcı Arapça konuşabiliyorlardı.
İmam-Hatipli ve İlahiyatlı gençlerimize mükemmel
Osmanlıcanın yanında üst seviyede edebî ve fikrî Arapça öğretmemiz şarttır.
Arapçayı iyi bilmeden gerçek ve vasıflı din alimi olmak mümkün değildir. Bunun
aksini iddia etmek gülünç olur.
Fransızcayı iyi bilmeden, bu lisan ile konuşup
yazabilmeden Fransız dili uzmanı, filoloğu olmak elbette mümkün olmaz.
Suriyeden ülkemize iki milyondan fazla mülteci geldi.
Bunların içinde medrese hocaları, lise öğretmenleri vardır. Bu zevatı
İmam-Hatip mekteplerinde, İlahiyat fakültelerinde, özel medreselerde istihdam
etmek, talebelerimize iyi Arapça öğretmek gerekmiyor mu Bu fırsattan niçin
yararlanmıyoruz
Bugünkü Türkçe ve Arapça fukaralığı ile bir yere varmamız
mümkün değildir.
On bir sene Arapça okuduktan sonra Arapça konuşamamak,
Arapça yazamamak, Arapça kitap okuyamamak, gerçekten çok üzücü bir rekordur.
Darülfünun inkılabında rütbesi müderreslikten
(profesörlükten) ortaokul öğretmenliğine düşürülen merhum Muallim Cevdet bey,
30 lu yıllarda İstanbulda İbn Battuta seyahatnamesine Arapça zeyl yazmış ve
yayınlamıştır.
Sultan Abdülhamid devrinde İstanbulda Rüşdiye (Ortaokul)
seviyesinde iki senelik Darü t-Tâlim ismiyle özel bir mektep açan Hacı İbrahim
efendi, öğrencilere o kadar mükemmel Arapça öğretiyordu ki, bazı çocuklar
Arapçadan Türkçeye kitap çevirebilmişlerdir. Daha sonra maliye vekili olan
Midillili Ali Fuad bu okulun öğrencisi iken Tuhfetü l-Ezkiya fi Tercemeti
Kitabu l-Ezkiya ismiyle Arapçadan mütercem bir kitap yayınlamıştır. Hacı
İbrahim efendi, iki sene zarfında mükemmel Arapça öğretilebileceğini ve
öğrenilebileceğini fiilen isbat etmiştir. Merhum, sene sonu imtihanlarından
önce gazetelere ilan vererek ulemayı ve fudalayı okula davet eder, talebelerin
olgunluğuna ve başarısına şahit olmalarını isterdi.
İmam-Hatip, İlahiyat, medrese öğrencilerimiz zengin
Osmanlıcanın, mükemmel Arapçanın yanında iyi derecede İngilizce bilmeli, bu
lisanla da konuşup yazabilmelidir. Günümüzde İngilizce, Ortaçağın Latincesi
gibi bir Lingua Franca dır, bilinmesi şarttır.
Zengin Osmanlıca, mükemmel İngilizce ve Arapça kültürün
üç temel âletidir. Bu aletler elde olmadıkça vasıflı ve gerçek ziyalı
Müslümanlar yetişemez.
Dünyanın en kabiliyetli, istidatlı, usta marangozu;
kaliteli keseri, rendesi, testeresi, planya makinesi, diğer marangozluk
aletleri yoksa güzel, sanatlı, mükemmel mobilyalar üretebilir mi
28.01.2015