Özellikle kadın ve kızlarımız hiç değilse henüz tuttukları oruçları, kıldıkları namazları, okudukları veya dinledikleri Kur’an-ı Kerim’i dikkate alarak açık saçık veya daracık giysilerle bayrama çıkmamalıdırlar.

İRŞAT görevi yapan din âlimlerimiz bayramı, özellikle Ramazan Bayramı’nı anlatırken Kur’an-ı Kerim’in son cüzünde geçen ‘A’la’ suresinin 14 ve 15. ayetini kaynak olarak alırlar. Orada Yüce Mevlamız: “Temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip namaz kalanlar kesin olarak kurtuluşa erer” müjdesini vermektedir. Buradaki temizlenme, Allah’ın adını anma ve namaz kılma ile Allah’ın anlatmak istediği arif olanlarca anlaşılıyorsa da genel olarak açıklanmaya muhtaçtır.

Birinci ayetteki ‘Men tezekka (kim temizlenirse)’ ifadesi irşat kitapları ve tefsirlere dayanarak şöyle açıklanabilir:

1. Oruç tutarak bedeni (yağlardan, kolesterolden) temizlenenler

2. Gıybeti terk ederek haset kirlerinden

3. Olay ve çalışmalara sabrederek acelecilik huyundan

4. Samimiyet (ihlas) ile riyadan (gösterişten)

5. Kur’an okuyarak malayani (boş sözlerden) korunanlar

6. Orucun etkisiyle haddini bilip tevazu (alçak gönüllülük) huyunu kazanarak kibir (büyüklük) hastalığından kurtulanlar

7. Havasına uymayı terk ile yanlışlıklara, hatta günahlara düşmekten

8. Allah’ı çok zikrederek (anarak, hatırlayarak) tağutları (azgınlığın başını çenkleri) anmaktan korunanlar

9. Namaz kılarak İslam dışı ve İslam’a aykırı kurallara uymanın getireceği kirlerden temizlenenler kesin olarak felaha, kurtuluşa ererler.

Demek oluyor ki: önce orucumuzu tutacak ve bunu yaparken de gıybet (dedikodu) yapmayacaktık. Gerek orucun açlığına ve gerekse oruç tutarken karşılaşabileceğimiz tahrik edici olaylara karşı sabırlı (tahammüllü) olacaktık. Orucumuzu tutarken samimi olacak, gizli yerlerde yiyip içmeyeceğimiz gibi namazlarımızı kılarken, fitre veya diğer sadakalarımızı verirken gösteriş yapmayacaktık. Kur’an okuyacak veya dinleyecek ve boş, faydasız şeyleri konuşmak veya okumaktan beri olacaktık. Alçak gönüllü olmaya çalışacak ve kibirlenmek, kendini büyük görmekten vazgeçecektik. Havamıza uymayacak, dinimiz ne diyorsa onu yapmaya çalışacak, İslam dışı telkinlere kapılmayacaktık. Allah’ı çokça hatırlayarak ona zıt insan veya fikirleri hatırlamaya fırsat vermeyecektik. Namaz kılarak her vakit Kur’an’ı hatmetmiş gibi olacak Allah ile irtibatımızı devam ettirecektik ki kurtuluşa erebilelim. İşte bunu yapabildiysek bayram yapmayı hak etmişizdir. Nitekim Peygamberimiz: “Ramazan’ın evveli rahmet, ortası mağfiret (günahların örtülmesi), sonu ise cehennemden azat olmaktır” müjdesini vermiştir. İşte ancak böyle bayram yapmayı hak etmiş oluruz. Ancak Peygamberimizin: “(Ümmetlerim) oruçlarını tuttukları ve bayrama çıktıkları zaman Allah: ‘Ey meleklerim her işçi ücretini ister; benim (Ramazan) aylarını tutan ve bayrama çıkan kullarım da ücretlerini istiyorlar. Şahit olun ki onları mağfiret eyledim (günahlarını örttüm) der” sözleri de bahis konusudur. Bu hadis-i şerifi dikkate alacak olursak Ramazan’da çeşitli kir ve manevi hastalıklardan kurtuluyoruz ama günahlardan kurtulmak bayrama çıkmaya bağlıdır. Nitekim sahabenin seçkin dört âliminden biri olan Abdullah bin Ömer A’la suresinin 15. ayetini “Allah’ı tekbir etmek ve bayram namazını kılmak” şeklinde yorumlamıştır Bu bakımdan bayram önem kazanmaktadır.

Öyleyse bayrama çıkacağız. Amma bu çıkışta çok dikkatli olmamız gerekir. Bir ay boyunca gerek namaz kılarak ve gerekse oruç tutarak Allah-ü teala ile sıkı bir irtibat kurmuş olan kişiler olarak bayramda günah işlemeyelim. Alkol, kumar, gıybet gibi kötü şeylere bulaşmayalım. Dine aykırı eğlencelere katılmayalım. Özellikle kadın ve kızlarımız hiç değilse henüz tuttukları oruçları, kıldıkları namazları, okudukları veya dinledikleri Kur’an-ı Kerim’i dikkate alarak açık saçık veya daracık giysilerle bayrama çıkmamalıdırlar. “Bayramınız mübarek olsun” gibi duaların kabul olması İslam’a uygun bir durumda olmamıza bağlıdır. Aksi halde bayramda Allah’ın bağışlamasına kavuşmayı değil yeniden günah batağına düşmeyi gerçekleştirmiş olurlar.

Büyükler bu bayramları fırsat bilerek ziyaretlerine gelenlere öğüt vermelidirler. Her halde bayramda elimizi öpenler sözlerimizi de bir nebze olsun dinleyeceklerdir. Üzerimize düşen bu görev mutlaka yapmalıyız. Bu hususların doğrultusunda başta okurlarım olmak üzere tüm dindaşlarımın Ramazan bayramlarının mübarek olmasını temenni ve niyaz ederim.