Bugün kurban. Kurban bayramının sabahı (5 Ekim 2014)... Sabah namazının sünnetini kılıp farzını cemaatle kılmak için mahallemizin camisine gitmek üzere evden çıktım. Dışarısı henüz alaca karanlık... Sokaklar bomboş. Hafif hafif yağmur çiseliyor. Serin bir sonbahar havasını teneffüs ediyorum. Camiye yaklaşınca sabah namazına yetişmeye çalışan birkaç kişi ile karşılaşıyorum.

Camide bayram sabahı olmasına rağmen üç saf cemaat var. Caminin imamı sabah namazını kıldırıp aşr-ı şerifi de okuduktan sonra, ilâhiyatçı bir hocanın “bayram vaazı” yapacağı duyurusunda bulundu. Vâiz kürsüye çıktı, hamdele ve salveleden sonra 55 dakika süreceğini söylediği vaazının konu başlıklarını açıkladı. Önce İslâm nedir, Kur’an’ın muhtevası, Kur’an’ı anlamak için ilmin önemi...

Vâiz, vaazına başlarken, niçin ihtiyaç duyduğunu pek kestiremediğim “bayram cemaati”ni dikkate alacağını söyledi. Oysa “bayram cemaati” ortalıkta yoktu. Vaazın sonuna doğru geleceklerdi, öyle de oldu.

“Cami cemaatimizin de bildiği gibi” diyerek başladığı vaazında İslâm “teslim olmak”tır merkezli açıklamalarda bulundu. Ardından “Kur’an bizim ruhumuzdur, Kur’an bizim hayatımıza ayar verir. Kur’an ilimden, imandan bahseder. Kur’an, Allah vardır diyorsa Allah vardır; Kur’an hukuk düzeninden bahseder; aile, ticaret, milletler hukukundan bahseder. Bunları nasıl görmezden geleceğiz” dedi.

“İslâm iktisattan bahsediyor. İktisat eden fakir düşmez’ buyuruyor peygamberimiz” dedi. “Kur’an çalışmaktan bahsediyor, muâmelâttan bahsediyor, geçmişten, gelecekten, yer altından, yer üstünden bahsediyor. Kur’an her şeyden bahsediyor” diyerek vaazını sürdürdü.

Vâiz, o kadar hızlı konuşuyor ki telaffuz ettiği birçok kelime, dolayısıyla söyledikleri de anlaşılmıyordu. Biraz asimile olmuşsa da şivesinden anladığım kadarıyla hocaefendi Oflu idi.

“Kur’an’ın maksadı nedir Allah fuhşiyyatı yasaklıyor. Bu sebeple Kur’an nefisleri korumak için gelmiştir. Kur’an günahlardan bahseder. İçki, kumar haramdır der. Kur’an, İslâm günahları yok etmek için gelmiştir diyor. Kur’an insanın insana nasıl muâmele edeceğinden bahsediyor” merkezli açıklamalarda bulundu.

“Bugün başımızda belâlar dolaşıyor, bundan kurtulmanın yolu Kur’an’a yapışmaktır. Bir anayasa yapmak için uğraşıp duruyorlar, oysa Allah anayasasını göndermiş... Müslümanlar kendilerini kurtarınca ABD’yi de Avrupa’yı da kurtaracak” dedi vâiz hocaefendi!

Vâiz, önündeki sorunları nasıl aşmanın yollarını göstermek yerine çok uzaklara gidiyordu, hatta vâizin anlattıklarına cemaat içinden homurdanmalar bile oldu yakın çevremde! Vâiz karşısında oturan cemaati düzeltmeden ABD’yi düzeltiverdi. Vaazın gerçekçi olması gerekirdi.

“Bizden önceki nesil Kur’an’ı anlasaydı, biz şimdi rahat ederdik. Vebal çok, onlar bundan sorumlular...  Biz kendimizi düzeltmezsek, bizden sonrakilere, çocuklarımıza örnek olamayız, onlar da bozuk kalır. Ey cemaat! Canlı yayındasınız ona göre hareket ediniz. Hayvanlar âlemini iyi tanıyacaksınız, sular akar, dağlar yerinde durur, sen bunlardan ibret alacaksın. Bunlardan istifade etmesini bileceksin.”

Vâiz Kur’an’ın çeşitli yerlerinden seçtiği âyetlerden örnekler verdi. “Kuvvetli olunuz” mealindeki âyeti okudu, “Düşmanlardan kuvvetli olursanız onlar sizden korkarlar. Ama şimdi korkmuyorlar, ammâ velâkin çok güçlü olmak zorundayız. Bölünmüş Müslümanlar, münakaşa ediyorlar, güç kuvvet kayboluyor bu yüzden...” dedi.

“Artık bayram namazı vakti iyice yaklaştı, mevzuyu bayrama getirelim. Hacılar görevlerini ifa ediyorlar, Allah kabul etsin. Hac ibadeti ayakta durma’yı ifade ediyor. Kurban Allah’a yaklaşmayı ifade eder. Gücü yetenler kurban kesecek fakire fukaraya verecek. Birini Somali’ye göndereceksin, birini çoluk çocuğunla keseceksin. Peygamberimiz ömründe bir defa hac yaptı. Altmış üç yaşındaydı ve altmış üç tane kurban kesti. İslâm’ın Kurban kesiniz, zekât veriniz’ emirleri müminleri çalışmaya teşvik anlamı taşımaktadır.”

Her bayram namazında olduğu vâiz de bayram namazının kılınışını hatırlattı, bu kadar hızlı bir anlatımla anlatılıyor ki bilmeyenler hemen nasıl öğrenirler hep merak etmişimdir. Vaazın bir kısmını namazın kılınışına ayırması belki daha anlamlı olur, bunun yanında da bir şeyler söyleyerek.

İmam bayram namazını kıldırdı, ardından minbere çıktı, uzun uzun cümlelerle “kurban bayramı”nın, Müslüman âlemini düzeltmesi istikametinde bir hutbe okudu. Oysa kurbanın veya kurban bayramının değil Müslümanları düzeltmesini, kurbanı kendilerine uydurduklarına şahit oluyoruz. Allah ıslah etsin!

Sabah namazıyla birlikte bayram namazı yaklaşık iki saat sürdü. Bir buçuk saatlik kısmı hep söze, anlatıma dayalıydı, yani vaazdı, fakat hatırda kalıcı, etkileyici bir cümle yoktu desem yeridir. En etkileyici taraf sabahın bu bereketli vaktinde caminin mânevî atmosferiydi.

Bayramlaşma da benzer şekilde ellerin birbirine zoraki temasıyla yapıldı. Eller, sarmıyordu diğer eli, sadece temas ediyordu, kimse kimsenin yüzüne bile bakmıyor, eller birbirini sıkıyor, gözler ve kalpler başka diyarlardaydı. Sanki insanların birbirinin yüzüne bakmaya yüzü yokmuş gibi bir hal yaşanıyordu.

Bu bayram sabahında Müslüman coğrafyasının kan, gözyaşı, terör gibi insanlık dışı hadiselerle yüz yüze kalması nasıl açıklanabilir diye kendime sorduğumda, karşıma merhametsizlik ve ferasetsizlik çıktı. Bu merhametsizlik, ferasetsizlik, gaflet daha nereye ve ne zamana kadar sürecek

Kalplerin “iman”la buluşup yürürlüğe girmesi lâzım ki merhamet ön planda yerini alabilsin...