Muhalefetin görevinin eksiklikleri ve yanlışları gündeme
getirmek olduğunu söylemeye bile gerek yok. Zaten muhalefet olmasa sistemde
demokratik olmaz. Ancak, muhalefetin görevi sadece eleştiriden, bu olmaz
demekten ibaret değildir. Yanlışların tespiti ne kadar gerekli ise, bunun
yanında neyin doğru olduğunu ortaya koymak ondan daha önemlidir. Yoksa sadece
eleştiri tek başına doğrunun bulunmasına hizmet etmeyeceği gibi topluma da
fazla bir fayda sağlamaz. Bu noktada yeni anayasa konusu hakkında iktidarı ve muhalefeti
ile tüm siyasi partilerin ortak bir görüşe sahip oldukları biliniyor. Yani yeni
sivil özgürlükçü bir anayasa yapılması hususunda kimsenin itirazı yok. En
azından lafta böyle bir görüntü ortaya çıkıyor. Ama yeni bir anayasanın
yapılması söz konusu olduğunda işin şekli değişiyor. Herkes yeni özgürlükçü bir
anayasadan yana ama bir türlü böyle bir anayasa ortaya çıkartılamıyor. Belli ki
demokrasi ve özgürlük kavramlarına yüklenen anlamlar farklı. Bu arada seçim
meydanlarında söylenenler ile bugün dile getirilenler arasındaki farklılık
öylesine bir durum ortaya çıkartıyor ki, insan Bu Parlamento dan özgürlükçü
bir anayasa çıkmaz diye düşünmekten kendisini alamıyor. Gerçi biz siyasi
partilerin açıklamaları bugünkü noktaya gelmeden aylar önce bu Parlamento dan
Meclis te temsil edilen 4 partinin uzlaşması ile yeni bir anayasanın
çıkamayacağını çeşitli kereler dile getirdik. Bunda yanılmayı da çok
istediğimizi vurguladık.
Bu noktada sadece Meclis te temsil edilen muhalefet
partilerini samimiyetsizlikle suçlamak adaletli bir yaklaşım olmaz. Muhalefet
işi yokuşa sürüyor da iktidar sürmüyor mu Söz gelimi kendi iktidarları
döneminde Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliğini yapan
iktidar partisi, yeni bir anayasa yapılmasının gündeme gelmesinin ardından iyi
mi kötü mü olacağı daha bir kez denenmemiş olan sistemin yerine Başkanlık
sistemini ileri sürmesi de iktidar kanadının samimiyetsizliği olarak ortaya
çıktı.
Buna karşılık CHP ve MHP nin tüm tepkilerini Başkanlık
sistemine çevirip sanki yeni anayasa sadece Başkanlık sisteminden ibaret
olacakmış gibi bir görüntü vermelerini de samimi bulmak mümkün, Bu
Parlamento dan başkanlık sistemi geçmez demiş. Başkanlık sisteminin olmazsa
olmaz bir şart olmadığını bizde düşünüyoruz. Bunu söylerken Cumhurbaşkanı nın
halk tarafından seçilmesine verdiğimiz desteğin arkasında duruyor, bu
düzenlemenin hiç olmazsa bir dönem uygulanması, fayda ve zararlarının görülmesi
gerektiğini söylüyoruz. Ancak, Kılıçdaroğlu, Başkanlık isteminin Parlamento dan
geçmeyeceğini söylerken, tek itiraz ettikleri hususun Başkanlık Sistemi olduğu
gibi bir görüntü veriyor. Halbuki Anayasa Uzlaşma Komisyonu nda bugüne kadar
yapılan çalışmalarda yeni anayasanın daha üçte biri üzerinde anlaşma
sağlanabilmiş durumda. Yani görünen o ki, partiler özgürlükçü yeni anayasa
konusunda fazla istekli değiller. Özellikle de CHP ve MHP darbe anayasasının
esas itibariyle muhafaza edilmesini istiyorlar. Böyle görüntü veriyorlar.
Kısacası Parlamento da grubu bulunan partiler anayasa
konusunda ne istediklerini daha doğrusu, yeni bir anayasaya taraftar olup
olmadıklarını net bir şekilde ortaya koymuyor, dördü de istermiş gibi yaparak
olmaması için taktik üzerine taktik deniyorlar. Halbuki yeni anayasa konusu
aslından turnusol gibi partilerin gerçek rengini ortaya çıkaracak niteliktedir.
Bir diğer ifade ile yeni anayasa konusunda sergilenen tavır
Parlamento daki partilerin durumdan memnun olduğunu gösteriyor. Bir diğer ifade
ile her partinin özgürlük ve insan hakları anlayışı evrensel olmaktan çok
kişisel, yani kendi anlayışlarına özgürlük istemekle sınırlı kalıyor.