Osman Yüksel Serdengeçti 10 Kasım 1983’te vefat etti.

Ancak adı anıldığında şahsiyetli duruşu, eylemleri, düşünceleri ve eserleri halen konuşuluyor.

Yazar, mütefekkir Şerif Aydemir'in kaleme aldığı “Yaşamak Geçti Başımdan” kitabı ilginç, anlamlı anı ve hatıralardan oluşuyor.

Ötüken Yayınları'ndan çıkan kitapta, Osman Yüksel Serdengeçti ile ilgili bir hatırayı şöyle naklediyor Şerif Bey:

* Serdengeçti’nin üniversitede Selahattin Ertürk adında bir arkadaşı varmış, geceleri birbirlerini evlerine bırakıyorlar, bazen bu işin sabaha kadar sürdüğü olurmuş. İki ev arasında gidip gelirken Safahat’ı ezberlemişler.

* 28 Mart’ta Akseki’de kar yağmış. O günlerde de bademler çiçek açmış. Çiçeklerin üstünü parmak kalınlığında kar kaplamış. Gece kalkıp bahçeye çıkmış, çiçekler üşümesin diye dalların karını silkelemiş ama kendisi zatürre olmuş.

* Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde okurken hapse girer. 3 Mayıs’ta hücresinde kalırken yirmi beş kuruşluk leblebi aldırır, her birinin üzerine bin kelime-i tevhit okur, 72.000 kelime-i tevhidi kendisi on üç yaşındayken ölmüş annesinin ruhuna bağışlar.

* Serdengeçti’yi yüz sekiz defa mahkemeye verirler. Kendisi kimseden şikâyetçi olmamış... "Bir kere hırsızlık yaptım!" demişti. "Kardeşim için komşunun bahçesinden gül çaldım."

* Serdengeçti, Toroslarda aşiret kervanlarını görünce demişti ki, “Ne güzel hayatları var, dünyalıkları bir devenin üstünde, keşke ben de onlara katılıp gidebilsem.”

* Demişti ki, “Çocukken, rüzgârın uğultusu bana Allah’ın sesi gibi gelirdi.”

* “Ben tutkulu bir adamım,” demişti, “içki içsem alkolik olurdum.” Nitekim iyiye, güzele ve hakikate öylesine bağlandı ki, dünyanın bütün meşakkatine rağmen o hasletlerden ayrılmadı.”

“BEN DE TİTREDİM BİR DAHA KENDİME DÖNEMEDİM!”

Merhum Hasan Celal Güzel anlatmıştı;

- “Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, ömrünün son yıllarında Parkinson hastalığına tutulmuştu; elleri titriyordu. Kendisini hastaneye ziyarete gittiğimde, herkese yaptığı espriyi bana da yapmıştı: "Türkeş, bana 'Ey Türk, titre ve kendine dön' dedi. Ben de titredim bir daha kendime dönemedim!"

DÖNEKLİK KAPIDA BAŞLIYOR!

Osman Yüksel Serdengeçti, milletvekili seçilir.

Meclis kapısında o zamanlar döner kapı vardır.

İlk girişte döner kapının dörtte birlik dilimine girer ama meclisten içeri girmez, döne döne epeyce bir tur atar.

Arkadaşları, “Yahu Osman, ne dönüp durursun, girsene meclise” dediklerinde, cevap şudur: “Ülen arkadaş! Bu meclis ne menem bir yer? Daha kapısından girerken döneklik başlıyor!”

***

Döne döne de olsa meclise girer, bu sefer kravat takmaz. Meclis amirleri kendisini uyarır; iç tüzük gereği kravat takmanın zorunlu olduğunu söylerler. Bu sefer kravatı boynuna değil, kemer gibi beline takar gelir.

Yine olmadığını söylediklerinde; “Kardeşim tüzük dediğiniz, ‘kravatlı olunacak’ deniyor, illa boynuna, boğazına tak diye bir kayıt yok, alın size işte kravat” der.

***

Bir gün hararetli tartışmalar yapılır, hızını alamaz, kürsüye çıkar ve “Bu meclistekilerin yarısı hıyardır” der.

Tüm milletvekilleri masa kapaklarına vurur, tepki gösterirler ve Başkan, sözünü geri almasını ister.

O da “Tamam sözümü aynen geri alıyorum, meclistekilerin yarısı hıyar değildir” der ve kürsüden iner.

Yarısı hıyar değilse, diğer yarısı ne? Düşünün durun.

***

Dönemin Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, onun bu tür hareketlerinden ve esas önemlisi de fikirlerinden rahatsız olur:

“İçimizde Serdengeçti varken muhalefete filan lüzum yok” der ve kendisi de zaten yerinin Adalet Partisi olmadığını anlar ve sonuçta bu partiden ihraç edilir.

***

Osman Yüksel Serdengeçti, renkli kişiliği ile beraber inancından taviz vermeyen şahsiyetli bir duruş sergileyen mütefekkirlerimizdendi.

Allah (cc) rahmet eylesin…

Muhabir: Emre G.